Türkiye'nin F-35 programına yeniden dahil olma ihtimali ve yerli savaş uçağı KAAN'ın seri üretim süreci, A Haber ekranlarında geniş kapsamlı bir analizle ele alındı. Programda konuşan savunma uzmanları, Türk savunma sanayisindeki yükselişi ve bölgesel güç dengelerini değerlendirdi. Uzmanlara göre, Türkiye'nin F-35'e dönüşü sadece teknik bir adım değil, aynı zamanda stratejik bir hamle. ABD ile yürütülen müzakerelerde sona yaklaşılırken, yerli motor çalışmalarıyla KAAN'ın tam bağımsızlığa kavuşması hedefleniyor. Analizde ayrıca, Doğu Akdeniz'deki gerilimler ve İsrail'in bölgedeki faaliyetlerine dikkat çekildi.
F-35 programına dönüş müzakereleri
Türkiye, 2019 yılında Rusya'dan S-400 hava savunma sistemi alımı gerekçesiyle F-35 programından çıkarılmıştı. Ancak son dönemde ABD ile yapılan görüşmelerde, Türkiye'nin programa yeniden dahil olabileceği sinyalleri alınıyor. Savunma kaynaklarına göre, teknik heyetler arasında ilerleme kaydedilirken, özellikle motor teknolojisi ve bakım entegrasyonu konularında mutabakat sağlanmaya çalışılıyor. Uzmanlar, Türkiye'nin F-35'e dönüşünün sadece hava kuvvetlerinin modernizasyonu için değil, aynı zamanda yerli üretim kabiliyetlerinin gelişmesi için de kritik olduğunu vurguluyor.
KAAN'da seri üretim ve milli motor hamlesi
Türkiye'nin beşinci nesil savaş uçağı KAAN, ilk uçuşunu başarıyla gerçekleştirdikten sonra seri üretim aşamasına geçmeye hazırlanıyor. Programda, KAAN'ın motoru için yürütülen yerli çalışmalar da masaya yatırıldı. TUSAŞ ve TRMotor iş birliğiyle geliştirilen milli motorun, 2028 yılına kadar KAAN'a entegre edilmesi planlanıyor. Bu adım, Türkiye'nin savunma sanayiinde dışa bağımlılığını azaltacak en önemli projelerden biri olarak değerlendiriliyor. Uzmanlar, yerli motorun performansının F-35'in motoruna yakın olacağını ve KAAN'a stratejik bir üstünlük sağlayacağını ifade etti.
Bölgesel tehdit algısı: İsrail faktörü
A Haber'deki analizde, Türkiye'nin savunma hamlelerinin arkasındaki asıl nedenin bölgesel tehditler olduğu vurgulandı. Uzmanlar, özellikle Doğu Akdeniz'de İsrail'in artan faaliyetleri ve enerji kaynakları üzerindeki iddialarının Türkiye için ciddi bir tehdit oluşturduğunu belirtti. İsrail'in ABD ile yakın iş birliği ve gelişmiş hava kuvvetleri, Türkiye'nin caydırıcılık kapasitesini artırmasını zorunlu kılıyor. Türkiye'nin hem F-35 hem de KAAN ile hava sahasında dengeyi yeniden kuracağı, ayrıca insansız hava araçları ve hava savunma sistemleriyle bütünleşik bir strateji izlediği kaydedildi.
Türk savunma sanayisi, son yıllarda yerli ve milli ürünlerle küresel oyuncu haline gelirken, bu gelişmelerin uluslararası dengeleri de etkilediği görülüyor. KAAN'ın seri üretimi ve F-35 programına olası dönüş, Türkiye'nin hem NATO içindeki konumunu güçlendirecek hem de bölgesel güç olma yolunda önemli bir adım olacak. Uzmanlar, atılan bu adımların sadece askeri değil, diplomatik ve ekonomik sonuçları da olacağını belirtiyor.