Kahramanmaraş ve Şanlıurfa’da yaşanan üzücü okul hadiselerinin ardından hükümet, eğitim kurumlarında güvenliği artırmak için kapsamlı bir yol haritası belirledi. Bu kapsamda hayata geçirilen 7 basamaklı güvenlik modelinin ilk saha adımı olarak, Toplum Yararına Program (TYP) çerçevesinde 81 ilde görevlendirilecek 30 bin güvenlik görevlisinin kontenjan dağılımı resmen açıklandı. En yüksek kontenjan, 3 bin 13 kişiyle İstanbul’a ayrılırken, metropoller ve sınır illeri de dikkat çeken rakamlarla öne çıktı.
30 Bin Güvenlik Görevlisi İllere Nasıl Dağıtıldı?
Milli Eğitim Bakanlığı koordinesinde, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ile İçişleri Bakanlığı’nın ortak yürüttüğü program kapsamında belirlenen kontenjanlar, illerin okul sayısı, öğrenci yoğunluğu ve güvenlik risk analizleri dikkate alınarak oluşturuldu. Yapılan planlamaya göre, İstanbul’un ardından en fazla güvenlik personeli atanacak iller arasında 2 bin 250 kişiyle Ankara, 2 bin 100 kişiyle İzmir ve 1 bin 800 kişiyle Bursa yer aldı. Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde ise Şanlıurfa 1.200, Gaziantep 1.150 ve Diyarbakır 1.100 kontenjanla öne çıktı.
Programdan yararlanacak kişiler, kamu kurum ve kuruluşlarında geçici istihdam edilerek, okul bahçeleri, giriş kapıları ve çevresinde güvenlik kontrolü yapacak. Görevlendirmelerin önümüzdeki hafta içinde tamamlanması ve kişilerin eğitimlerin ardından sahaya çıkması bekleniyor. Adaylarda aranan şartlar arasında 18-45 yaş aralığında olmak, en az ilkokul mezunu olmak ve güvenlik soruşturmasının olumlu sonuçlanması gibi kriterler bulunuyor.
7 Basamaklı Güvenlik Modeli Neleri Kapsıyor?
Yaşanan olayların ardından açıklanan 7 basamaklı güvenlik modeli, sadece fiziksel önlemlerle sınırlı değil. Model; okul girişlerinde güvenlik görevlendirmesi, kamera sistemlerinin yaygınlaştırılması, riskli bölgelerde polis ve jandarma devriyelerinin artırılması, öğrencilere yönelik psikososyal destek çalışmaları, okul idarecilerine güvenlik eğitimi, ailelerle iş birliği mekanizmaları ve acil durum eylem planlarının revize edilmesi gibi başlıkları içeriyor.
TYP kapsamındaki bu istihdam, aynı zamanda işsizlikle mücadele açısından da önemli bir fırsat sunuyor. Programdan yararlanan kişiler, toplum yararına çalışma kapsamında belirli bir süre (genellikle 9-12 ay) boyunca maaş karşılığında görev yapacak. Bu uygulama, hem okulların güvenlik ihtiyacını karşılayacak hem de yerel ekonomilere katkı sağlayacak.
Uzmanlar, 30 bin kişilik takviyenin tek başına yeterli olmayacağını, ancak diğer tedbirlerle birlikte değerlendirildiğinde caydırıcılığı artıracağını belirtiyor. Özellikle büyükşehirlerdeki okul yoğunluğu ve sosyal riskler göz önüne alındığında, alınan bu önlemin önemli bir adım olduğu vurgulanıyor.
Güvenlik Görevlilerinin Yetki ve Sorumlulukları
Yeni atanacak güvenlik görevlileri, özel güvenlik kimlik kartına sahip olacak ve temel ilk yardım, yangın müdahale, şüpheli paket tanıma ve kriz yönetimi gibi konularda eğitimden geçirilecek. Okul müdürlüklerine bağlı olarak çalışacak görevliler, öğrenci ve veli giriş çıkışlarını denetleyecek, yabancı kişilerin okula girişlerini önleyecek ve şüpheli durumları emniyet birimlerine bildirecek.
Veliler ve öğrenciler ise bu uygulamanın güven verici olduğunu ifade ederken, bazı eğitim sendikaları, güvenlik personelinin istihdam koşullarının iyileştirilmesi ve sürekliliğinin sağlanması gerektiğini dile getiriyor. Sendikalar, ayrıca bu kişilerin eğitim sürecine aktif katılımlarının da teşvik edilmesi gerektiğini savunuyor.
Geleceğe Yönelik Beklentiler
Yetkililer, 30 bin kişilik takviyenin ilk etap olduğunu, ihtiyaç halinde kontenjan sayısının artırılabileceğini belirtiyor. Önümüzdeki dönemde okul güvenliğine ilişkin mevzuat güncellemeleri ve teknolojik alt yapı yatırımlarının da devreye girmesi bekleniyor. Bakanlık, ayrıca il ve ilçe milli eğitim müdürlüklerine, okul güvenlik planlarını gözden geçirme talimatı verdi.
Kararın, toplumda geniş yankı bulduğu ve özellikle okul aile birlikleri tarafından memnuniyetle karşılandığı gözleniyor. Uygulamanın başarılı olması halinde, benzer bir modelin üniversite kampüsleri ve yatılı okullar için de hayata geçirilebileceği ifade ediliyor.
Türkiye’de eğitim kurumlarının güvenliği, son yıllarda artan saldırı olayları nedeniyle kamuoyunun en hassas olduğu konuların başında geliyor. Bu kapsamda atılan adımların, okulları daha güvenli hale getireceği ve öğrencilerin eğitim hayatlarına huzur içinde devam etmelerini sağlayacağı öngörülüyor. Ancak, uzun vadeli çözüm için toplumsal farkındalığın artırılması ve şiddeti körükleyen faktörlerle mücadelenin de kararlılıkla sürdürülmesi gerekiyor.