ABD merkezli yatırım bankası JPMorgan, yayımladığı raporda Türk Lirası'ndaki uzun pozisyonunu koruduğunu duyururken, küresel baskılara rağmen Türkiye'de dolarizasyon sinyali bulunmadığını belirtti. Banka, kurun kontrollü patikayla uyumlu olduğunu vurgularken, CHP Genel Başkanı Özgür Özel'in dokunulmazlık fezlekesine ilişkin siyasi risklere ve 2027 yılındaki olası erken seçim senaryolarına dikkat çekti.
TL pozisyonu ve dolarizasyon değerlendirmesi
JPMorgan raporunda, Türk Lirası'nda uzun pozisyon tutmanın rasyonel olduğu ifade edilirken, döviz talebinde kalıcı bir artış gözlenmediği vurgulandı. Banka, “Dolarizasyon sinyali yok, kur kontrollü patikayla uyumlu” değerlendirmesini yaptı. Bu açıklama, piyasalarda Türk Lirası'na olan güvenin sürdüğü şeklinde yorumlandı. Özellikle yabancı yatırımcıların TL varlıklara ilgisinin devam ettiği, Merkez Bankası'nın sıkı para politikasının etkili olduğu ifade edildi.
Özgür Özel ve siyasi riskler
Raporda, CHP lideri Özgür Özel hakkında hazırlanan dokunulmazlık fezlekesinin siyasi risk oluşturduğuna dikkat çekildi. JPMorgan, bu durumun erken seçim ihtimalini gündeme getirebileceğini belirterek, “Seçim için 2027 yılı işaret edildi” ifadesini kullandı. Banka, Türkiye'de siyasi gerilimlerin kısa vadede piyasaları etkileyebileceğini ancak ekonominin temel dinamiklerinin sağlam kaldığını ekledi. Özel'in fezleke süreci, muhalefet kanadında tepkiyle karşılanırken, iktidar tarafından hukuki bir süreç olarak tanımlanıyor.
2027 seçim senaryosu
JPMorgan, normal takvime göre 2028'de yapılması gereken cumhurbaşkanlığı ve milletvekili seçimlerinin 2027'ye çekilebileceğini öngördü. Bu durum, erken seçim kararının siyasi dengeleri değiştirebileceğini ve piyasalarda ek volatilite yaratabileceğini ortaya koyuyor. Banka, seçimlerin erkene alınması durumunda mali disiplinin sorgulanabileceğini, ancak kısa vadede TL'nin desteklenmeye devam edeceğini belirtti.
Bağımsız değerlendirme
JPMorgan'ın TL pozisyonuyla ilgili iyimserliği, Türkiye ekonomisinin uyguladığı sıkılaştırma politikalarının başarısına bağlanırken, siyasi risklerin belirleyici faktör olmaya devam ettiği söylenebilir. Özgür Özel örneğinde olduğu gibi, muhalefete yönelik hukuki süreçlerin seçim takvimini değiştirme potansiyeli, yatırımcıların dikkatle izlediği başlıklar arasında. Bu noktada, ekonominin siyasetten bağımsızlaştırılamadığı bir dönemde, 2027 senaryosu hem mali piyasalar hem de demokratik süreçler açısından kritik önem taşıyor.