Eski ABD First Lady'si Jill Biden, eşi Joe Biden'ı ABD Başkanlık seçimlerinin Demokraat Parti adaylığından çektiren ve Donald Trump ile yaptığı münazara hakkında ilk kez konuştu. Jill Biden, o anları anlatırken "Joe'nun felç geçirdiğini sandım" ifadesini kullandı. Joe Biden, 2020 seçimleri öncesinde canlı yayında Trump'la yaptığı düelloda ne konuşabilmiş ne de sorulara cevap verebilmişti.
Düello sonrası parti paniği
Joe Biden, 2020 Kasım'ında yapılacak başkanlık seçimleri öncesinde rakibi Donald Trump'la canlı yayında karşı karşıya geldi. Ancak Biden, münazara sırasında zor anlar yaşadı, konuşmakta güçlük çekti ve sorulara anlamlı yanıtlar veremedi. Görüntüler, Biden'ın sağlık durumuyla ilgili soru işaretleri doğurdu. Parti yetkilileri de endişelenerek Biden'ı adaylıktan çekmeye karar verdi. Jill Biden, ilk kez bu olay hakkında konuşarak perde arkasını anlattı.
Jill: "Joe'nun sağlık durumu beni korkuttu"
Eski First Lady, bir röportajında münazara anını şöyle anlattı: "Joe'nun sahneye çıktığını gördüğümde bir şeylerin yanlış olduğunu hemen anladım. Yüzü bembeyazdı, konuşması tutuktu. İlk aklıma gelen felç geçirdiği oldu. O kadar korktum ki hemen sahne arkasına koştum." Jill, Joe'nun daha sonra bir doktor tarafından muayene edildiğini ve felç geçirmediğinin anlaşıldığını belirtti. Ancak bu olay, Biden'ın siyasi kariyerinde bir dönüm noktası oldu.
Demokraat Parti'de yeni sayfa
Biden'ın adaylıktan çekilmesinin ardından parti, başka bir adayla seçime gitti. Jill Biden, eşinin sağlık durumunun siyasi kararlarla gölgelenmemesi gerektiğini vurgulayarak, "Joe çok güçlü bir insan, ama o an gerçekten kötüydü. Partinin kararına saygı duyuyorum. Sağlığı her şeyden önemli" dedi. Olay, ABD siyasi tarihine bir münazarada adaylığı kaybeden başkan adayı olarak geçti. Jill Biden'ın açıklamaları, o gün yaşananların perde arkasını aydınlatırken, kamuoyunda büyük yankı uyandırdı.
Bağımsız değerlendirme
Bu olay, başkanlık yarışında bir adayın sağlık durumunun ne kadar belirleyici olabileceğini gösterdi. Jill Biden'ın samimi itirafları, hem siyasi stratejinin hem de insani endişelerin iç içe geçtiği bir durumu ortaya koyuyor. Seçimler öncesinde adayların sağlık testlerinin daha şeffaf yapılması gerektiği tartışmalarını da beraberinde getiren bu gelişme, ABD siyasetinde hafızalardan silinmeyecek.