ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, Washington'da düzenlenen bir basın toplantısında, İran'la varılan geçici mutabakatı eleştiren İsrail kabinesindeki bazı isimlere sert tepki gösterdi. 'Ben İsrail kabinesinde olsaydım, tüm dünyada geriye kalan tek güçlü müttefikime saldırmazdım' ifadelerini kullanan Vance, iki ülke arasındaki diplomatik gerilimi daha da tırmandırdı. Bu açıklama, ABD-İsrail ilişkilerinde son dönemde yaşanan en sert üsluplardan biri olarak kayıtlara geçti.
Vance'den İsrailli Bakanlara Doğrudan Eleştiri
Vance, özellikle İsrail Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir ve Maliye Bakanı Bezalel Smotrich'in mutabakata yönelik ağır sözlerine yanıt verdi. 'Bu iki bakan, ABD'nin İran'ı çevreleme stratejisini anlamamış görünüyor. Mutabakat, Tahran'ın nükleer faaliyetlerini geçici olarak dondurmayı ve bölgedeki vekil güçlerine desteği azaltmayı hedefliyor. Ancak İsrail'den gelen eleştiriler, bu stratejik ortaklığı zedeliyor' dedi. Vance ayrıca, ABD'nin İsrail'in güvenliğine olan bağlılığının sorgulanamaz olduğunu vurgulayarak, 'Ama bu, her istediğimizi yapacağımız anlamına gelmez' diye ekledi.
İsrail Kabinesinde Derin Bölünme
Mutabakat, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu liderliğindeki koalisyon hükümetinde ciddi bir ayrışmaya yol açtı. Netanyahu, ABD ile kamuoyu önünde ters düşmemeye çalışırken, aşırı sağcı bakanlar anlaşmayı 'İran'a teslimiyet' olarak nitelendiriyor. Savunma Bakanı Yoav Gallant ise daha ölçülü bir dil kullanarak 'İran'ın nükleer tehdidini kalıcı olarak ortadan kaldıracak kapsamlı bir anlaşma gerektiğini' söyledi. Bu iç çekişme, İsrail'in dış politikasında çelişkili sinyaller vermesine neden oluyor ve Washington'daki rahatsızlığı artırıyor.
Mutabakatın İçeriği ve Küresel Tepkiler
Geçtiğimiz hafta Umman'ın arabuluculuğunda varılan mutabakat, İran'ın yüzde 60'a kadar zenginleştirilmiş uranyum stoklarını dondurmasını ve IAEA denetimlerine izin vermesini öngörüyor. Buna karşılık, ABD'nin İran'a ait bazı varlıkları serbest bırakması ve yeni yaptırımlardan kaçınması planlanıyor. Avrupa Birliği ve Birleşmiş Milletler anlaşmayı desteklerken, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri temkinli bir iyimserlikle karşıladı. İsrail ise anlaşmanın İran'ın bölgedeki istikrarsızlaştırıcı faaliyetlerini durdurmadığı gerekçesiyle tepkili.
Vance'in açıklamaları, ABD yönetiminin İsrail'in muhalefetine rağmen İran'la diplomasiyi sürdürme kararlılığını gösteriyor. Önümüzdeki günlerde Netanyahu'nun Washington'a yapacağı ziyaret sırasında konunun daha detaylı ele alınması bekleniyor. Ancak şimdiden, iki ülke arasındaki güven bunalımının aşılması için önemli çabalar gerekeceği anlaşılıyor.
Bağımsız Değerlendirme
Vance'in bu çıkışı, ABD-İsrail ittifakında nadir görülen bir kırılmayı işaret ediyor. Geleneksel olarak Washington, İsrail'in güvenlik kaygılarına öncelik verirken, Biden yönetimi İran'la diplomasiyi merkeze alan bir strateji izliyor. Bu gerilim, özellikle Kasım ayındaki ABD ara seçimleri öncesinde iç siyasette de yankı bulabilir. Cumhuriyetçilerin İran konusunda daha sert bir duruş sergilemesi, Vance'in partisi içinde de tartışmalara yol açabilir. Görünen o ki, İran mutabakatı sadece Tahran ve Washington arasında değil, aynı zamanda iki müttefik arasında da sıcak bir tartışma konusu olmaya devam edecek.