Japonya'nın güneybatısındaki Kumamoto eyaletinde 28 Temmuz'da meydana gelen 7,1 büyüklüğündeki depremde hayatını kaybedenlerin sayısı 38'e yükseldi. Yetkililer, enkaz altından çıkarılan cesetlerle birlikte ölü sayısının arttığını doğruladı. Deprem, bölgede geniş çaplı hasara yol açarken, arama kurtarma çalışmaları devam ediyor.
Depremin Etkileri ve Kurtarma Çalışmaları
Deprem, yerel saatle gece yarısına yakın bir zamanda meydana geldi ve Kyushu adasının büyük bir bölümünde hissedildi. Japonya Meteoroloji Ajansı, depremin ardından tsunami uyarısı yayınlamış ancak daha sonra uyarıyı kaldırmıştı. Bölgede artçı sarsıntılar sürerken, birçok bina yıkıldı veya ağır hasar gördü. Kumamoto ve çevresindeki yerleşim yerlerinde yollar çatladı, heyelanlar meydana geldi ve elektrik ile su hatları kesildi.
Japonya Başbakanı Fumio Kishida, olayın ardından yaptığı açıklamada, ordu, itfaiye ve polis ekiplerinin bölgeye sevk edildiğini belirtti. Kurtarma ekipleri, göçük altında kalanları kurtarmak için gece gündüz çalışıyor. Şu ana kadar 1.200'den fazla kişinin yaralandığı ve bazılarının durumunun kritik olduğu bildirildi. Binlerce kişi geçici barınma merkezlerine yerleştirildi.
Bölgedeki Durum ve Altyapı Hasarı
Deprem, bölgedeki ulaşım ağını da olumsuz etkiledi. Kyushu Shinkansen hızlı tren hattı askıya alınırken, bazı karayolları trafiğe kapatıldı. Kumamoto Havalimanı'nda uçuşlar geçici olarak durduruldu, ancak daha sonra kısmen yeniden başladı. Bölgedeki bir nükleer santralde herhangi bir anormallik rapor edilmedi, ancak yetkililer soğutma sistemlerini kontrol altında tuttuğunu açıkladı.
Japonya, Pasifik Ateş Çemberi üzerinde yer alması nedeniyle depremlere sık sık maruz kalan bir ülke. 2011 yılında meydana gelen 9.0 büyüklüğündeki deprem ve tsunami, Fukuşima nükleer felaketini tetiklemişti. Bu yeni deprem, ülkenin afet hazırlık ve müdahale kapasitesini bir kez daha test ediyor.
Depremin ekonomiye etkileri de yakından izleniyor. Bölgede bulunan otomotiv ve elektronik fabrikalarının üretimine ara verdiği bildirildi. Sony, Toyota ve Honda gibi şirketler, tesislerindeki hasarı değerlendirmek üzere üretimi durdurdu. Ekonomistler, depremin Japonya'nın gayri safi yurt içi hasılası üzerinde küçük ama ölçülebilir bir etkisi olabileceğini öngörüyor.
Öte yandan, depremzedeler için yardım kampanyaları başlatıldı. Kızıl Haç ve diğer sivil toplum kuruluşları, bölgeye su, gıda ve battaniye gibi temel ihtiyaç malzemeleri gönderiyor. Japonya hükümeti, acil durum fonlarından 100 milyon yen ayırdığını duyurdu. Depremin psikolojik etkileriyle başa çıkmak için de psikososyal destek ekipleri görevlendirildi.
Uzmanlar, artçı sarsıntıların haftalarca sürebileceği konusunda uyarıyor. Kumamoto Üniversitesi'nden deprem bilimci Profesör Kazuki Nakamura, "Bu büyüklükteki bir depremin ardından artçılar normaldir. Yıkılan binaların enkazı hâlâ tehlikeli olabilir, bu yüzden insanların yetkililerin talimatlarına uyması hayati önem taşıyor" dedi. Bölgede artçı sarsıntılar nedeniyle bazı kurtarma çalışmaları zaman zaman kesintiye uğruyor.
Deprem, aynı zamanda ülkenin altyapı dayanıklılığı konusundaki tartışmaları yeniden gündeme getirdi. 1995'teki Büyük Hanşin Depremi'nden sonra çıkarılan bina yönetmelikleri sayesinde birçok yapının dayanıklı olduğu belirtiliyor. Ancak eski binaların hâlâ risk taşıdığı ve bu yapıların güçlendirilmesi gerektiği ifade ediliyor.
Bu felaket, Japonya'nın deprem gerçeğiyle yaşamayı öğrenmiş bir toplum olmasına rağmen, can kaybının önlenmesi için daha fazla önlem alınması gerektiğini gösteriyor. Yetkililer, deprem sigortası oranlarının artırılması ve acil durum planlarının güncellenmesi çağrısında bulunuyor. Kumamoto halkı ise zorlu günler geçirirken, dayanışma örnekleri sergiliyor.