Hamas'ın ABD arabuluculuğunda varılan ateşkes anlaşmasının ikinci aşamasını uygulamayı kabul etmesine rağmen, İsrail ordusu Gazze Şeridi'ne düzenlediği saldırılarda 31 Temmuz Cuma gününden bu yana 30 Filistinliyi öldürdü. Saldırılar, ateşkes müzakerelerinin devam ettiği bir dönemde gerçekleşirken, bölgedeki insani durumun daha da kötüleştiği bildiriliyor.
İsrail'in Saldırıları ve Kayıplar
İsrail ordusu, son üç gün içinde Gazze'nin çeşitli bölgelerine hava saldırıları ve top atışları düzenledi. Saldırılarda en az 30 Filistinli hayatını kaybederken, onlarca kişi de yaralandı. Gazze'deki sağlık yetkililerine göre, ölenler arasında kadın ve çocukların da bulunduğu bildiriliyor. İsrail ordusu ise saldırıların Hamas'a yönelik olduğunu ve askeri hedeflerin vurulduğunu iddia ediyor.
Çarşamba günü erken saatlerde Gazze'nin orta kesimindeki Deyr el-Belah'a düzenlenen hava saldırısında bir ailenin evi hedef alındı; en az 7 kişi öldü, 15 kişi yaralandı. Ayrıca, Han Yunus ve Refah bölgelerinde de yoğun çatışmalar yaşanıyor. İsrail askerlerinin karadan ilerleyişi sürerken, bölgede yerinden edilen yüz binlerce Filistinli için durum giderek zorlaşıyor.
Ateşkes Müzakerelerinde Son Durum
Hamas, ABD'nin 2 Temmuz'da açıkladığı ateşkes anlaşmasının ikinci aşamasını uygulamayı kabul ettiğini açıklamıştı. Bu aşama, esir takası, İsrail güçlerinin Gazze'den çekilmesi ve kalıcı bir ateşkesin ilanını içeriyor. Ancak İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Hamas'ın yok edilmesi hedefini yineleyerek, anlaşmaya tam olarak bağlı kalmayacağı sinyalini verdi. Netanyahu, güvenlik kabinesinin ateşkesin ikinci aşaması için yapılan görüşmelere devam etme kararı aldığını, ancak Hamas'ın askeri kanadının imhası tamamlanana kadar operasyonların süreceğini belirtti.
Bölgedeki kaynaklar, ateşkes görüşmelerinin Kahire'de dolaylı olarak sürdüğünü, ancak İsrail'in saldırılarının müzakereleri baltaladığını ve taraflar arasındaki güveni zedelediğini ifade ediyor. Mısır ve Katar arabuluculuğunda yürütülen müzakerelerde henüz somut bir ilerleme kaydedilmiş değil.
Uluslararası Tepkiler ve İnsani Durum
Uluslararası toplum, İsrail'in saldırılarına tepki gösteriyor. Birleşmiş Milletler, ateşkesin derhal uygulanması çağrısında bulunurken, insani yardım kuruluşları Gazze'de felaket boyutunda bir insani kriz yaşandığını vurguluyor. BM'ye göre, Gazze nüfusunun yaklaşık %80'i yerinden edilmiş durumda ve temel ihtiyaç maddeleri ile sağlık hizmetlerine erişim ciddi şekilde kısıtlı.
İsrail'in saldırıları, uluslararası hukuk açısından da eleştiriliyor. İnsan Hakları İzleme Örgütü, İsrail'in sivil yerleşimlere yönelik ayrım gözetmeyen saldırılarının savaş suçu teşkil edebileceğini belirtti. Ancak ABD, İsrail'in meşru müdafaa hakkını savunarak, ateşkesin sağlanması için diplomatik çabaları sürdüreceğini açıkladı.
Gazze'deki durum, 7 Ekim 2023'te başlayan çatışmaların ardından giderek ağırlaşıyor. İsrail'in saldırılarında bugüne kadar 38 binden fazla Filistinli öldü, 87 bin kişi yaralandı. Ayrıca, altyapının büyük ölçüde tahrip olması nedeniyle bölgede hastaneler, okullar ve su şebekeleri çalışamaz hale geldi.
Bölgesel ve Küresel Etkiler
İsrail'in Gazze'deki operasyonları, Orta Doğu genelinde tansiyonu yükseltiyor. İran destekli Hizbullah, Lübnan sınırında İsrail'le çatışmalarını sürdürürken, Yemen'deki Husiler de Kızıldeniz'deki gemilere saldırılarını artırmış durumda. Bu durum, bölgesel bir savaş riskini beraberinde getiriyor. Uzmanlar, ateşkesin bir an önce sağlanmasının yalnızca Gazze için değil, tüm bölgenin istikrarı için kritik önem taşıdığını vurguluyor.
Öte yandan, İsrail hükümeti içinde de ateşkese yönelik farklı görüşler bulunuyor. Netanyahu'nun koalisyon ortağı aşırı sağcı partiler, Hamas'la yapılacak herhangi bir anlaşmaya karşı çıkarken, birçok İsrailli ise esirlerin serbest bırakılması için hükümetin esnek olmasını istiyor. Bu gerilim, Netanyahu'nun siyasi geleceği üzerinde de baskı oluşturuyor.
Gazze'deki bu son saldırılar, ateşkes umutlarını zayıflatırken, taraflar arasındaki derin güvensizliğin aşılmasının ne kadar zor olduğunu bir kez daha gösteriyor. Uluslararası toplumun arabuluculuk çabaları, ancak tarafların gerçek bir uzlaşı niyeti taşımasıyla sonuç verebilir. Aksi halde, bölge daha büyük bir insani felaket ve çatışmanın eşiğinde durmaya devam edecek.