Japonya'nın güneybatısındaki Kumamoto bölgesinde 28 Temmuz'da meydana gelen depremler, ülkenin önde gelen afet bilimcilerini harekete geçirdi. Uzmanlar, bölgedeki Futagawa-Hinagu fay hattının, 2016'da 28 saat arayla yaşanan ve büyük yıkıma yol açan ardışık depremlere benzer şekilde 'ikiz deprem' üretebileceği konusunda uyarıyor. Yapılan açıklamalara göre, 7.1 büyüklüğündeki depremin fay hattında enerji birikimine neden olduğu ve bu enerjinin yakın zamanda boşalabileceği belirtiliyor.
Futagawa-Hinagu Fay Hattındaki Risk
Kyoto Üniversitesi'nden deprem bilimci Prof. Dr. Kazuki Koketsu, yaptığı açıklamada, 28 Temmuz'daki depremlerin, 2016 Kumamoto depremlerini anımsattığını söyledi. Koketsu, "Futagawa-Hinagu fay hattı, 2016'da 6.5 ve 7.3 büyüklüğündeki iki büyük depremle kırılmıştı. Şimdi ise 7.1'lik bir depremle tekrar stres birikimi yaşanıyor. Bu durum, 2016'daki gibi ardışık depremlerin tetiklenme riskini artırıyor." ifadelerini kullandı.
Deprem Araştırma Enstitüsü'nden Dr. Yuki Takahashi ise bölgede yaptıkları saha çalışmalarında fay hattının kırılma noktasına yaklaştığına dair veriler elde ettiklerini belirtti. Takahashi, "28 Temmuz'daki depremler, fay hattının farklı segmentlerini etkiledi. Bu segmentlerin birbirleriyle etkileşimi, 2016'daki ikiz deprem senaryosunu yeniden canlandırabilir. Halkın depreme hazırlıklı olması kritik önem taşıyor." dedi.
2016 Depremlerinin Ardından Yaşananlar
2016 yılında Kumamoto bölgesinde 14 Nisan'da 6.5 büyüklüğünde bir deprem meydana gelmiş, 28 saat sonra ise 7.3 büyüklüğünde ikinci bir deprem yaşanmıştı. Bu ikiz depremler, 50'den fazla kişinin ölümüne ve binlerce binanın yıkılmasına neden olmuştu. Özellikle Aso bölgesinde meydana gelen toprak kaymaları, ulaşımı felç etmiş ve arama kurtarma çalışmalarını zorlaştırmıştı.
Japonya Meteoroloji Ajansı (JMA), 28 Temmuz'daki depremlerin ardından yaptığı açıklamada, bölgedeki sismik aktivitenin arttığını ve önümüzdeki günlerde daha büyük depremlerin olabileceği konusunda uyarmıştı. JMA yetkilileri, "Futagawa-Hinagu fay hattı boyunca 7.0 ve üzeri bir depremin meydana gelme olasılığı, normal zamana göre birkaç kat artmıştır" ifadesini kullanmıştı.
Uzmanlardan Hazırlık Çağrısı
Deprem bilimciler, bölge halkının ve yetkililerin acil eylem planlarını gözden geçirmesi gerektiğini vurguluyor. Tokyo Üniversitesi'nden Prof. Dr. Hiroshi Matsumoto, "2016'daki depremlerde en büyük can kaybı, gece saatlerinde meydana gelen ikinci depremde oldu. Bu nedenle insanların gece hazırlıklı olması, acil durum çantalarının hazır bulundurulması ve güvenli toplanma alanlarının belirlenmesi hayati önem taşıyor" dedi.
Ayrıca, bölgedeki altyapının depreme dayanıklılığı da sorgulanıyor. Kumamoto Valiliği, 2016 depremlerinin ardından birçok binayı güçlendirmiş olsa da, özellikle kırsal bölgelerdeki bazı yapıların hala risk altında olduğu belirtiliyor. Valilik yetkilileri, deprem sigortası kapsamının genişletilmesi ve hasar tespit çalışmalarının hızlandırılması için çalıştıklarını açıkladı.
Küresel Deprem Karmaşası
Japonya, Pasifik Ateş Çemberi olarak bilinen ve dünyadaki depremlerin yaklaşık %80'inin meydana geldiği bir bölgede yer alıyor. Ülke, tarih boyunca birçok yıkıcı depremle karşı karşıya kaldı. 2011 yılında Tōhoku depremi ve tsunamisi, Fukuşima nükleer felaketine yol açarak dünya çapında yankı uyandırmıştı. Bu nedenle Japon hükümeti, deprem öncesi ve sonrası hazırlık konusunda dünyanın en gelişmiş sistemlerinden birine sahip.
Ancak uzmanlar, doğanın öngörülemez olduğunu ve her zaman en kötü senaryoya hazırlıklı olunması gerektiğini hatırlatıyor. Prof. Dr. Koketsu, "Depremleri önceden tahmin etmek mümkün değil, ancak riskleri azaltmak için yapılabilecekler çok. Bireysel ve toplumsal hazırlık, depremlerin yol açtığı kayıpları en aza indirebilir" şeklinde konuştu.