İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen "Ailem Güvende" soruşturması kapsamında erişim engeli uygulanan Cinsel Eğitim Tedavi ve Araştırma Derneği'nin (CETAD) sosyal medya hesaplarında, cinsel sağlık ve terapi içeriklerinin yanı sıra LGBT temalı paylaşımlar ve çocuklara yönelik trans kimlik telkinleri bulunduğu tespit edildi. Derneğin, meşru bir sağlık kuruluşu görünümü altında toplumsal cinsiyet ideolojisini yaydığı ve pedofiliye zemin hazırlayan içeriklere yer verdiği iddia edildi.
Erişim engeli ve soruşturma süreci
"Ailem Güvende" projesi kapsamında yürütülen soruşturmada, CETAD'ın sosyal medya hesapları üzerinden yaptığı paylaşımlar mercek altına alındı. İncelemelerde, derneğin "cinsel sağlık" ve "terapi" adı altında LGBTİ+ bireylere yönelik savunuculuk faaliyetleri yürüttüğü, özellikle çocuklara yönelik cinsiyet değiştirme süreçlerini normalize eden içerikler paylaştığı belirlendi. Bu paylaşımların, aleni bir şekilde toplumsal cinsiyet eşitliği adı altında muhafazakâr aile yapısını hedef aldığı öne sürüldü. Soruşturma kapsamında derneğin internet sitesine ve bazı sosyal medya platformlarındaki hesaplarına erişim engeli getirildi.
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı yetkilileri, çocukların ruhsal ve bedensel gelişimini olumsuz etkileyebilecek her türlü içeriğe karşı olduklarını vurgulayarak, konunun hassasiyetine dikkat çekti. Bakanlık, aile yapısını korumaya yönelik çalışmaların kararlılıkla sürdürüleceğini bildirdi. Öte yandan, erişim engeli kararının ardından CETAD cephesinden henüz resmi bir açıklama gelmedi.
CETAD'ın paylaşımları ve hedef kitlesi
Derneğin sosyal medya hesaplarında yer alan içerikler arasında "cinsel yönelim danışmanlığı", "toplumsal cinsiyet kimliği", "trans çocuklar ve ergenler" başlıklı paylaşımlar dikkat çekti. Bu paylaşımlarda, çocukların erken yaşta cinsiyet değiştirme süreçlerine yönlendirilmesi gerektiği yönünde telkinler bulunduğu iddia edildi. Ayrıca derneğin, ailelere "çocuğunuzun cinsiyet kimliğini sorgulamayın" şeklinde tavsiyeler verdiği, bu yolla ebeveyn otoritesini sarsmayı amaçladığı öne sürüldü. Uzmanlar, bu tür içeriklerin pedofili ve çocuk istismarına zemin hazırlayabileceği uyarısında bulundu.
Derneğin, yurt dışı kaynaklı fonlarla desteklendiği ve uluslararası LGBT lobileriyle bağlantılı olduğu yönünde iddialar da soruşturma dosyasında yer aldı. CETAD'ın, çeşitli üniversitelerde düzenlediği sözde panellerle bu ideolojiyi akademik çevrelere de yaymaya çalıştığı belirtildi. Millî Eğitim Bakanlığı'na bağlı okullarda verilmesi planlanan "cinsel sağlık eğitimi" programlarında derneğin etkili olduğu yönünde şüpheler bulunduğu ifade edildi.
Toplumsal tepkiler ve ailelerin endişeleri
Karar, aileler ve muhafazakâr sivil toplum kuruluşları tarafından memnuniyetle karşılandı. Aileler, çocuklarının bu tür zararlı içeriklerden korunmasının devletin asli görevi olduğunu dile getirdi. Birçok veli, sosyal medyada yaptığı paylaşımlarda CETAD'ın faaliyetlerinin uzun süredir takip edilmesi gerektiğini savundu. Öte yandan, bazı insan hakları dernekleri erişim engelinin ifade özgürlüğünü kısıtladığını öne sürdü. Ancak kamuoyunda hâkim görüş, çocukların korunmasının her türlü özgürlük tartışmasının üstünde olduğu yönünde.
Hükümet yetkilileri, aile kurumunu ve çocukları hedef alan her türlü girişime karşı kararlı adımlar atılacağını, benzer yapıların da mercek altında olduğunu açıkladı. Adalet Bakanlığı, soruşturmanın titizlikle sürdürüldüğünü ve gerekli görülmesi halinde yeni erişim engelleri ve yasal işlemlerin gündeme gelebileceğini bildirdi.
Değerlendirme
CETAD'ın "cinsel sağlık" maskesi altında yürüttüğü faaliyetler, Türkiye'de uzun süredir tartışılan bir konunun parçası. Çocukların cinsel kimlik konusunda erken yaşta yönlendirilmesi, sadece Türkiye'de değil, birçok ülkede ailelerin tepkisini çekiyor. Bu tür vakalar, sivil toplum kuruluşlarının denetiminin ve şeffaflığının önemini bir kez daha ortaya koyuyor. Devletin, aile yapısını ve çocukların zihinsel sağlığını korumak adına attığı adımlar takdir edilmekle birlikte, sürecin hukuki çerçevede yürütülmesi ve masum kuruluşların zarar görmemesi gerekiyor. Toplumun tüm kesimlerinin, çocukların üstün yararını gözeterek hareket etmesi, geleceğimiz açısından hayati önem taşıyor.