İzmir Büyükşehir Belediyesi'ne yönelik yolsuzluk iddiaları kapsamında açılan ve kamuoyunda "kooperatif davası" olarak bilinen davanın duruşması devam etti. Aralarında eski İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, eski CHP İzmir İl Başkanı Şenol Aslanoğlu ve eski İZBETON AŞ Genel Müdürü Heval Savaş Kaya'nın da bulunduğu 65 tutuksuz sanık, mahkeme salonunda hazır bulundu. Duruşmada sanık savunmaları alındı ve dosyadaki deliller değerlendirildi.
Davanın arka planı ve sanıklar
İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma sonucunda hazırlanan iddianame, geçtiğimiz aylarda mahkeme tarafından kabul edilmişti. İddianamede, İzmir Büyükşehir Belediyesi'ne bağlı bazı kooperatiflerin ihalelerinde usulsüzlük yapıldığı, kamu kaynaklarının belirli kişi veya gruplara aktarıldığı öne sürülüyor. Sanıklar arasında bürokratlar, iş insanları ve kooperatif yöneticileri yer alıyor. Tutuksuz yargılanan sanıklar hakkında yurt dışına çıkış yasağı ve adli kontrol tedbirleri uygulanıyor.
Duruşmada, sanık avukatları müvekkillerinin suçsuz olduğunu savunarak iddianamenin somut delillerden yoksun olduğunu ileri sürdü. Savcılık makamı ise sanıkların eylemlerinin kamu zararına yol açtığını belirterek, dosyadaki bilirkişi raporlarına dikkat çekti. Mahkeme heyeti, eksikliklerin giderilmesi için ara karar verdi ve duruşmayı ileri bir tarihe erteledi.
Tunç Soyer ve diğer sanıkların savunmaları
Eski İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, duruşmada yaptığı savunmada, görev süresi boyunca kooperatiflere yönelik herhangi bir usulsüzlüğe göz yummadığını ifade etti. Soyer, "Belediyenin tüm işlemleri hukuka uygun şekilde yürütülmüştür. İddialar gerçeği yansıtmamaktadır" dedi. Eski CHP İzmir İl Başkanı Şenol Aslanoğlu ise suçlamaları reddederek, siyasi bir linç kampanyasının parçası olduğunu söyledi. Eski İZBETON AŞ Genel Müdürü Heval Savaş Kaya da şirket işlemlerinin şeffaf olduğunu ve denetimlere açık olduğunu belirtti.
İddianamenin detayları
İddianamede, İzmir Büyükşehir Belediyesi'ne ait arsaların kooperatiflere rayiç bedelin altında satıldığı, bazı ihalelerin belirli firmalara verildiği ve usulsüz ödemeler yapıldığı iddia ediliyor. Savcılık, bu eylemler sonucunda kamu zararının milyonlarca lira olduğunu öne sürüyor. Sanıklar hakkında "görevi kötüye kullanma", "ihaleye fesat karıştırma" ve "zimmet" gibi suçlamalar yöneltiliyor.
Davanın siyasi yansımaları
Dava, İzmir'de yerel siyasette önemli bir gündem maddesi haline gelmiş durumda. Muhalefet partileri, soruşturmanın siyasi bir motivasyonla yürütüldüğünü savunurken, iktidar kanadı yargı sürecine saygı duyulması gerektiğini vurguluyor. Tunç Soyer'in avukatları, davanın seçim dönemlerinde gündeme getirilmesinin manidar olduğunu belirtiyor. Öte yandan, İzmir Büyükşehir Belediyesi'nden yapılan açıklamalarda, yargı sürecinin takip edildiği ve belediyenin her türlü denetime açık olduğu ifade ediliyor.
Hukukçular, davanın uzun süreceğini ve sanık sayısının fazlalığı nedeniyle duruşmaların aylar alabileceğini değerlendiriyor. Tutuksuz yargılanan sanıkların adli kontrol şartlarıyla serbest bırakılması, kamuoyunda tartışmalara yol açmıştı. Davanın bir sonraki duruşmasının önümüzdeki ay yapılması bekleniyor.
Kamuoyu ve basın ilgisi
Duruşma salonunda sanık yakınları ve avukatların yanı sıra çok sayıda basın mensubu da hazır bulundu. Duruşma çıkışında açıklama yapan sanık avukatları, müvekkillerinin beraatini umduklarını söyledi. İzmir Barosu'ndan bazı avukatlar da duruşmayı izledi. Davanın, yerel yönetimlerde şeffaflık ve hesap verebilirlik tartışmalarını yeniden alevlendirmesi bekleniyor.
İzmir Büyükşehir Belediyesi'nin kooperatiflerle ilişkileri, özellikle son yıllarda yapılan sosyal konut projeleri ve arsa tahsisleriyle gündeme gelmişti. Bu davada, söz konusu projelerdeki usulsüzlük iddiaları mercek altına alınıyor. Yargı süreci devam ederken, kamu kaynaklarının etkin ve verimli kullanımı konusundaki denetim mekanizmalarının güçlendirilmesi gerektiği yönünde görüşler de dile getiriliyor.