TMMOB İzmir İl Koordinasyon Kurulu, Gezi Davası tutukluları için sürdürülen adalet nöbetinin bin 500'üncü gününde İzmir'de bir basın açıklaması düzenleyerek, davada tutuklu bulunan isimlerin derhal serbest bırakılmasını talep etti. Açıklama, İzmir'in merkezindeki Cumhuriyet Meydanı'nda yapıldı ve çok sayıda sivil toplum kuruluşu temsilcisi, siyasi parti üyesi ve vatandaş katıldı.
Adalet nöbetinin 1500. gününde hukuksuzluğa tepki
TMMOB İzmir İl Koordinasyon Kurulu tarafından yapılan yazılı açıklamada, Gezi Davası'nın Türkiye'de hukukun üstünlüğü ve ifade özgürlüğü açısından bir kara leke olduğu vurgulandı. Açıklamada, "Bu dava, toplumsal muhalefeti susturma girişiminin en somut örneklerinden biridir. Bin 500 gündür süren bu hukuksuzluk, adaletin ne kadar geciktiğinin acı bir göstergesidir" denildi. Açıklamada ayrıca, tutukluların sağlık durumlarının kötüye gittiği ve acil tahliye edilmeleri gerektiği belirtildi. Katılımcılar, ellerinde "Adalet Geç Gelmez", "Gezi Tutuklularına Özgürlük" yazılı dövizler taşıdı.
Gezi Davası'nın hukuki boyutu ve mağdurlar
Gezi Parkı eylemleri sırasında ve sonrasında açılan davada, aralarında iş insanı Osman Kavala, avukat Can Atalay, müzisyen Mehmet Altan ve akademisyen Mücella Yapıcı'nın da bulunduğu 16 sanık yargılanıyor. Dava, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin (AİHM) Kavala hakkında verdiği ihlal kararına rağmen devam ediyor. Tutuklular, 2017 yılından bu yana cezaevinde bulunuyor. Açıklamada, "AİHM kararlarının uygulanmaması, Türkiye'nin uluslararası hukuktan kaynaklanan yükümlülüklerini ihlal ettiğini göstermektedir" ifadelerine yer verildi.
TMMOB İzmir İl Koordinasyon Kurulu, Gezi Davası'nın bir an önce sonuçlandırılarak tüm tutukluların serbest bırakılması çağrısını yineledi. Açıklamada ayrıca, adalet nöbetinin bundan sonra da kararlılıkla süreceği vurgulandı.
Toplumsal muhalefet ve dayanışma mesajları
Basın açıklamasına destek veren kitle örgütleri, Gezi Davası'nın sadece hukuki bir süreç değil, aynı zamanda siyasi bir operasyon olduğunu savundu. Katılımcılar, "Gezi ruhu yaşıyor" sloganları attı. Açıklama sonunda, tutuklulara ve ailelerine destek mesajları gönderildi.
Türkiye'de Gezi Davası, birçok ulusal ve uluslararası insan hakları örgütü tarafından yakından takip ediliyor. Dava, Türkiye'nin yargı bağımsızlığı ve ifade özgürlüğü karnesinde önemli bir kriter olarak görülüyor. Adalet nöbetinin 1500. günü, bu konuda kamuoyu oluşturmayı ve hükümete baskı yapmayı amaçlayan bir farkındalık etkinliği olarak kayda geçti.
Bağımsız değerlendirme: Gezi Davası'nın 1500 gün sürmesi, Türkiye'deki hukuk sisteminin işleyişine dair soru işaretlerini artırmaktadır. Bir davada bu kadar uzun süre tutukluluk halinin devam etmesi, masumiyet karinesi ve adil yargılanma hakkı başta olmak üzere temel hukuk ilkeleriyle bağdaşmamaktadır. Uluslararası yargı kararlarının iç hukukta uygulanmaması ise ülkenin hukuki itibarını zedelemektedir. Gezi Davası, toplumsal hafızada önemli bir yer tutarken, adalet nöbeti tüm bu tartışmaların simgesi haline gelmiştir.