İstanbul Ticaret Odası (İTO) Başkanı Şekib Avdagiç, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın (TCMB) döviz dönüşüm desteğinde yaptığı sadeleştirmeyi olumlu karşılarken, iş dünyasının yeni beklentisini açıkladı. Avdagiç, ihracatçının rekabet gücünü artırmak için ihracat bedellerinin yüzde 35'inin Merkez Bankası'na satılması zorunluluğunun kaldırılması gerektiğini vurguladı. Bu açıklama, ekonomi çevrelerinde geniş yankı uyandırdı ve döviz kuru politikalarına yönelik tartışmaları yeniden alevlendirdi.
İhracatçıların Rekabet Gücü ve Döviz Satış Zorunluluğu
İTO Başkanı Avdagiç, yaptığı yazılı açıklamada, ihracatçıların küresel pazarlarda rekabet edebilmesi için döviz gelirlerinin önemli bir bölümünü serbestçe kullanabilmesi gerektiğini belirtti. Mevcut uygulamada, ihracat bedellerinin yüzde 35'inin Merkez Bankası'na satılması zorunluluğu bulunuyor. Avdagiç, bu zorunluluğun kaldırılması halinde ihracatçıların döviz likiditesini daha efektif yönetebileceğini ve maliyetlerini düşürebileceğini ifade etti. Ayrıca, bu adımın ihracatı teşvik edici bir etki yaratacağını ve cari açığın kapanmasına katkı sağlayacağını savundu.
Merkez Bankası'nın Sadeleştirme Adımı Değerlendirmesi
Avdagiç, TCMB'nin döviz dönüşüm desteğinde yaptığı sadeleştirmenin iş dünyası tarafından olumlu karşılandığını belirtti. Sadeleştirme ile ihracatçıların döviz kazancını TL'ye çevirme sürecinde daha esnek davranabileceğini, ancak yine de yüzde 35 satış zorunluluğunun bir yük oluşturduğunu ifade etti. Avdagiç, "Merkez Bankası'nın bu adımını takdirle karşılıyoruz. Ancak şimdi asıl beklentimiz, ihracat bedellerindeki satış zorunluluğunun tamamen kaldırılmasıdır" dedi.
İş Dünyasından Sesler
İstanbul Ticaret Odası'nın yanı sıra diğer iş dünyası temsilcileri de benzer taleplerde bulunuyor. Özellikle ihracat yapan firmalar, döviz kurlarındaki dalgalanmalara karşı daha savunmasız olduklarını ve döviz gelirlerini serbestçe kullanamadıkları için finansman sıkıntısı yaşadıklarını dile getiriyor. Uzmanlar, döviz satış zorunluluğunun kaldırılmasının kısa vadede döviz rezervlerini azaltabileceğini ancak uzun vadede ihracat gelirlerini artırarak cari dengeyi olumlu etkileyeceğini belirtiyor.
Ekonomistler, bu tür düzenlemelerin piyasa koşullarına göre esnek bir şekilde belirlenmesi gerektiğini vurguluyor. Özellikle küresel ticaretteki belirsizlikler ve artan rekabet, ihracatçıların maliyetlerini kontrol etmelerini zorunlu kılıyor. Bu noktada devletin, ihracatçıların yanında olduğunu göstermesi açısından döviz satış zorunluluğunun gözden geçirilmesi önem taşıyor.
Geçmişten Günümüze Döviz Politikaları
Türkiye'de döviz satış zorunluluğu, geçmiş dönemlerde de zaman zaman gündeme gelmiş bir uygulama. Özellikle 2000'li yılların başında yaşanan ekonomik kriz sonrası dönemde, Merkez Bankası rezervlerini güçlendirmek amacıyla benzer önlemler alınmıştı. Ancak son yıllarda ihracatın artırılması ve ekonomik büyümenin desteklenmesi amacıyla bu tür kısıtların kaldırılması yönünde talepler artıyor.
İTO Başkanı'nın bu açıklaması, ekonomi yönetiminin döviz kuru politikalarını gözden geçireceği yönünde sinyaller olarak yorumlanıyor. Önümüzdeki dönemde TCMB'nin veya Hazine ve Maliye Bakanlığı'nın bu konuda bir adım atıp atmayacağı merakla bekleniyor. İş dünyasının talepleri doğrultusunda döviz satış zorunluluğunun esnetilmesi, ihracatın önünü açabilir ve piyasalara olumlu yansıyabilir.