ABD ve İran, Katar ile Pakistan'ın arabuluculuğunda İsviçre'de bir araya gelerek 60 gün içinde nihai bir anlaşmaya ulaşmayı öngören yol haritası üzerinde mutabık kaldı. Görüşmelerde nükleer program, yaptırımlar, Lübnan'daki çatışmalar ve Hürmüz Boğazı'nın güvenliği ele alındı. Taraflar, teknik heyetlerin önümüzdeki hafta boyunca çalışmalara devam edeceğini duyurdu.
Anlaşmanın çerçevesi ve tarafların pozisyonları
İsviçre'nin ev sahipliğinde gerçekleşen zirvede ABD heyetine Dışişleri Bakanı'nın özel temsilcisi, İran heyetine ise Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı başkanlık etti. Görüşmelerin ilk turunda taraflar, 2015 tarihli Kapsamlı Ortak Eylem Planı'nın (KOEP) yeniden canlandırılması için temel parametreleri belirledi. İran, barışçıl nükleer enerji kullanma hakkının tanınmasını ve tüm yaptırımların kaldırılmasını talep ederken; ABD, İran'ın uranyum zenginleştirme programının kısıtlanması, uluslararası denetimlere izin verilmesi ve bölgesel istikrarı bozucu faaliyetlerin sonlandırılması konusunda ısrarcı oldu.
Bölgesel dinamikler ve Hürmüz Boğazı
Zirvede Lübnan'daki Hizbullah'ın rolü ve Hürmüz Boğazı'nda seyrüsefer güvenliği de masaya yatırıldı. İran, Lübnan'da mevcut angajmanlarını sürdürme niyetini belirtirken, ABD tarafı İran'ın bölgesel milis güçlerine desteğinin anlaşmanın bir parçası olarak ele alınması gerektiğini vurguladı. Özellikle Hürmüz Boğazı'nın serbest geçişi konusunda taraflar teknik bir çalışma grubu kurmayı kabul etti. Uzmanlar, boğazdan günlük 20 milyon varil petrol geçişinin küresel enerji piyasaları için kritik olduğuna dikkat çekiyor.
Teknik süreç ve zaman çizelgesi
Mutabakat metnine göre teknik görüşmeler hafta boyunca İsviçre'de devam edecek. İkinci tur diplomasi trafiğinin ise önümüzdeki ay Katar'ın başkenti Doha'da gerçekleşmesi planlanıyor. Taraflar, 60 günlük takvimin sonunda çerçeve anlaşmasının imzalanmasını hedefliyor. Bu süreçte İran'ın uranyum zenginleştirme seviyesinin yüzde 60'tan aşağı çekilmesi ve ABD'nin petrol yaptırımlarını kademeli olarak gevşetmesi gibi güven artırıcı adımların atılması bekleniyor.
İsviçre'deki zirve, uzun süredir devam eden dolaylı görüşmelerin ardından ilk kez bu düzeyde bir yüz yüze temas olması açısından önem taşıyor. Ancak özellikle İran'ın nükleer programındaki ilerleme ve bölgesel gerilimler göz önüne alındığında, 60 günlük takvimin uygulanabilirliği konusunda şüpheler bulunuyor. Diplomatik kaynaklar, sürecin başarısının büyük ölçüde ABD'deki seçim takvimine bağlı olduğunu, çünkü 2024 yılı Kasım ayındaki başkanlık seçimleri öncesinde her iki tarafın da elini güçlendirecek bir anlaşmaya ihtiyaç duyduğunu belirtiyor.