İstanbul Avcılar'da yaşayan Sevgi Gözcü, apartmanlarında kentsel dönüşüm toplantısı yapılması ve müteahhit seçiminin oylamayla belirlenmesi talebiyle bina önünde oturma eylemi başlattı. Gözcü, 14 saat süren eylemini abisinin ısrarı üzerine sonlandırdı. Olay, dönüşüm sürecinde yaşanan anlaşmazlıkları bir kez daha gündeme taşıdı.
Eylem süreci ve talepler
Sevgi Gözcü, sabah saatlerinde oturma eylemine başladı. Yanında getirdiği bir sandalye ve pankartla apartman girişinde oturan Gözcü, “Kentsel dönüşüm istiyoruz ama müteahhit konusunda anlaşamıyoruz. Yönetici kendi istediği firmayı dayatıyor. Herkesin oy kullanacağı bir toplantı yapılsın” dedi. Gözcü, binadaki 16 daireden 12'sinin dönüşüme sıcak baktığını ancak müteahhit seçimi konusunda görüş ayrılığı yaşandığını belirtti.
Eylem sırasında çevre sakinleri de Gözcü'ye destek verdi. Bazı komşuları su ve yiyecek getirirken, bir kısmı da imza kampanyası başlattı. Saatler ilerledikçe olay yerine polis ekipleri sevk edildi ancak herhangi bir müdahalede bulunulmadı.
Aile ısrarı ve eylemin sonu
Akşam saatlerinde olay yerine gelen Sevgi Gözcü'nün abisi, kardeşini eylemi sonlandırması için ikna etmeye çalıştı. Abi, “Sağlığın önemli, bu şekilde çözüm olmaz. Başka yollar deneyelim” diyerek 14 saatlik oturma eyleminin bitmesini sağladı. Gözcü, gözyaşları içinde eylemini sonlandırırken, “Hakkımızı aramaya devam edeceğim” ifadelerini kullandı.
Kentsel dönüşüm sorunları
Türkiye genelinde kentsel dönüşüm projeleri, özellikle deprem riski yüksek bölgelerde hız kazanırken, müteahhit seçimi ve kat malikleri arasındaki anlaşmazlıklar sıkça gündeme geliyor. Uzmanlar, dönüşüm sürecinde şeffaflık ve katılımcılığın önemine vurgu yapıyor. Avcılar'daki bu olay, küçük çapta da olsa bireysel bir direnişin süreci nasıl etkileyebileceğini gösteriyor.
Değerlendirme
Kentsel dönüşüm, yalnızca fiziksel bir yenileme değil, aynı zamanda sosyal bir uzlaşı sürecidir. Sevgi Gözcü'nün eylemi, bireysel bir çabanın ötesinde, dönüşüm sürecinde yaşanan temsiliyet ve adalet arayışının bir yansımasıdır. Benzer sorunların yaşanmaması için ilgili yönetmeliklerin daha katılımcı mekanizmalar içermesi gerekiyor.