İstanbul'da bir devlet okulu, yeni eğitim öğretim dönemi için kayıt yaptırmak isteyen velilerden akılalmaz belgeler talep etti. Velilere verilen listede adres tespiti, senet, hatta icra takibi gibi hukuki süreçlere ilişkin evrakların yer alması büyük tepki çekti. Okul yönetiminin kayıt işlemlerini "sanki icra takibi" gibi yürüttüğü belirtilirken, veliler durumu sosyal medyadan duyurdu. Olayın ardından İl Milli Eğitim Müdürlüğü soruşturma başlattı.
Kayıt için istenen belgeler şoke etti
İstanbul'un Avcılar ilçesindeki bir devlet okulunda, kayıt dönemi öncesinde velilere dağıtılan belge listesi, eğitim camiasında infial yarattı. Listede; adres tespit tutanağı, kira sözleşmesi, tapu fotokopisi, muhtar onaylı ikametgah belgesi, veliye ait SSK veya Bağ-Kur dökümü, hatta bazı durumlarda "icra takibi olmadığına dair yazı" gibi hukuki belgelerin ibraz edilmesi istendi. Veliler, bu durumun kayıt hakkını engelleyici bir uygulama olduğunu belirterek, "Devlet okulunda kayıt yaptırmak için bu kadar evrak istenmesi anlaşılır gibi değil. Bu belgeler özel dedektiflik gibi. Çocuğumuzu okula kaydettirmek için mi yoksa bir suç mu işledik?" diye tepki gösterdi.
Okul yönetimi ise yaptığı yazılı açıklamada, "Öğrenci kayıtlarında adres doğrulaması yapmak ve velilerin maddi durumunu tespit etmek amacıyla bazı belgeler istenmiştir. Ancak yaşanan yanlış anlaşılma üzerine uygulama derhal kaldırılmıştır" ifadelerini kullandı. Ancak bu açıklama velileri tatmin etmedi. İddialara göre, listede ayrıca "velinin kredi notu" ve "geçmişe dönük 3 aylık banka hesap hareketleri" gibi maddeler de yer alıyordu. Bu da uygulamanın yalnızca adres doğrulamayla sınırlı olmadığını, özel hayatın gizliliğini ihlal eden boyutlara ulaştığını gösterdi.
Eğitimde denetim ve veli hakları tartışması
Bu olay, Türkiye'de devlet okullarında kayıt süreçlerine ilişkin denetim eksikliğini yeniden gündeme getirdi. Milli Eğitim Bakanlığı'nın (MEB) kayıt yönetmeliğine göre, öğrenci kayıtlarında ikametgah bilgisi esas alınır ve okulların velilerden ek belge talep etmesi yasal değildir. Ancak uygulamada bazı okulların kendi inisiyatifleriyle farklı uygulamalara gidebildiği görülüyor. Eğitim Uzmanı Prof. Dr. Gülşah Aydın, konu hakkında şu değerlendirmeyi yaptı: "Devlet okulları, Anayasa ile güvence altına alınan eğitim hakkını kısıtlayıcı uygulamalardan kaçınmalıdır. Velilerden hukuki süreçlere ilişkin belgeler istenmesi, hem yönetmeliğe aykırı hem de etik dışıdır. Bu tür uygulamalar, velilerin okullara olan güvenini zedeler ve eğitimde fırsat eşitliğini ihlal eder."
İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğü, olayın duyulmasının ardından okul hakkında inceleme başlattı. Müdürlükten yapılan açıklamada, "İdari soruşturma süreci başlatılmış olup, okul yönetiminin kayıt süreçlerinde yönetmelik dışı uygulamaları tespit edilmiştir. Gerekli idari yaptırımlar uygulanacaktır" denildi. Veliler ise benzer durumların başka okullarda da yaşanabileceğini belirterek, Bakanlık genelinde denetim mekanizmalarının güçlendirilmesini talep etti. Olayın hararetini artıran ise, bazı velilerin okul tarafından kendilerine "kayıt onayı" olarak verilen evrakları 'hukuk bürosu' ibaresiyle karıştırması oldu. Sosyal medyada hızla yayılan görüntüler, kamuoyunda büyük yankı uyandırdı.
Yaşanan bu olay, eğitim sistemimizdeki bürokratik engellerin ne derece saçma boyutlara ulaşabileceğini göstermesi açısından ibretliktir. Kayıt için adres ve vesikalık fotoğraf yeterliyken, velilere "icra takibi olmadığına dair belge" soran bir anlayış, devlet okulunun işlevini tamamen yanlış yorumlamaktadır. Bu uygulama, hem hukuka hem de pedagojik ilkelere aykırıdır. Devletin eğitim kurumlarının, velileri birer şüpheli gibi görmek yerine, aileleri sürece dahil eden, destekleyen bir anlayışla hareket etmesi gerekmektedir. Aksi halde her kayıt döneminde benzer skandallarla karşılaşmamız kaçınılmaz olacaktır. Eğitim hakkının önündeki bu tür keyfi engellerin bir an önce kaldırılması ve okul yöneticilerinin mevzuat konusunda daha fazla bilinçlendirilmesi şarttır.