İstanbul Barosu, tutuklu avukat Mehmet Pehlivan'ın gece saat 03.00'te ailesi ve avukatlarına haber verilmeden bir başka cezaevine götürülmesine sert tepki gösterdi. Baro, yaptığı yazılı açıklamada, bu uygulamanın "eziyet yasağının ihlali" anlamına geldiğini belirterek Adalet Bakanlığı'na "derhal açıklama yapma" çağrısında bulundu.
Baro: Hukuka aykırı nakil, savunma hakkını gasp etti
İstanbul Barosu'ndan yapılan açıklamada, avukat Mehmet Pehlivan'ın gece yarısı, ailesine ve avukatlarına hiçbir bilgi verilmeden başka bir cezaevine nakledildiği vurgulandı. Baro, bu durumun hem Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin ilgili maddelerine hem de Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 17. maddesinde güvence altına alınan "eziyet yasağı"na aykırı olduğunu ifade etti.
Açıklamada, "Bir avukatın, savunmanın temsilcisi olarak, gece saat 03.00'te haber verilmeden nakledilmesi, sadece savunma hakkının gaspı değil, aynı zamanda insan onurunun ayaklar altına alınmasıdır. Bu uygulama, eziyet yasağının ihlalidir. Adalet Bakanlığı'nın derhal bu konuda açıklama yapması ve sorumlular hakkında işlem başlatması gerekmektedir." denildi.
Baro ayrıca, Pehlivan'ın avukatlarının müvekkillerine erişiminin engellendiğini, nakil kararının gerekçesinin kendilerine bildirilmediğini ve bu durumun avukatlık mesleğinin icrasını doğrudan engellediğini kaydetti. İstanbul Barosu, yaşananları "hukuk devleti ilkeleriyle bağdaşmayan bir keyfilik" olarak nitelendirdi.
Mehmet Pehlivan kimdir?
Mehmet Pehlivan, İstanbul Barosu'na kayıtlı bir avukat. Tutukluluğuyla ilgili süreç, kamuoyunda özellikle avukatların mesleki faaliyetleri nedeniyle hedef alındığı iddialarıyla gündeme gelmişti. Pehlivan'ın hangi suçlamayla tutuklu olduğu ve nakil gerekçesi henüz resmi olarak açıklanmadı. Ancak İstanbul Barosu, nakil işleminin ardındaki amacın "savunmayı etkisiz kılmak" olduğunu öne sürdü.
Avukat Pehlivan'ın daha önce de çeşitli tarihlerde cezaevi koşullarına ilişkin şikâyetleri gündeme gelmiş, baro bu konuda defalarca rapor hazırlamıştı. Son olay, avukatların tutukluluk koşullarına yönelik tartışmaları yeniden alevlendirdi.
Adalet Bakanlığı'na çağrı: Şeffaflık ve hesap verebilirlik
İstanbul Barosu'nun açıklamasında, Adalet Bakanlığı'na yönelik net bir çağrı yer aldı: "Derhal açıklama yapılmalı ve bu hukuk dışı uygulamanın hesabı sorulmalıdır." Baro, aksi takdirde hukuk devleti ilkesinin daha da erozyona uğrayacağını ve avukatların mesleki güvencesinin kalmayacağını vurguladı.
Baro ayrıca, Ceza İnfaz Kurumları ve Tutukevleri İzleme Kurulları'nın harekete geçmesi gerektiğini, nakil işleminin uluslararası standartlara uygunluğunun denetlenmesi gerektiğini belirtti. Açıklamada, "Bu tür uygulamalar, sadece bir avukatın değil, tüm yurttaşların adil yargılanma hakkını tehdit eder." ifadeleri kullanıldı.
Avukat örgütlerinden destek mesajları
İstanbul Barosu'nun açıklamasının ardından bazı avukat örgütleri ve sivil toplum kuruluşları da benzer tepkiler verdi. Ankara Barosu, İzmir Barosu ve çeşitli hukuk dernekleri, sosyal medya üzerinden yaptıkları paylaşımlarda Mehmet Pehlivan'a destek verdi. Yapılan ortak açıklamalarda, "Avukatların gece yarısı haber verilmeden nakledilmesi, yargı bağımsızlığına ve savunma hakkına yönelik bir saldırıdır." denildi.
Öte yandan, bazı hukukçular bu tür nakil işlemlerinin son yıllarda arttığını ve bunun sistematik bir baskı aracı haline geldiğini savunuyor. Konuya ilişkin olarak Adalet Bakanlığı'ndan henüz resmi bir açıklama gelmedi.
Nakil işlemi neden gece yapıldı?
Ceza infaz hukukuna göre, tutuklu ve hükümlülerin nakil işlemleri kural olarak gündüz saatlerinde yapılır ve ilgili taraflara önceden bildirilir. Gece saat 03.00'te yapılan bir nakil, olağan uygulamaların dışında. Uzmanlar, bu tür ani nakillerin "gözdağı verme" veya "savunmayı zayıflatma" amacı taşıyabileceğini belirtiyor. İstanbul Barosu da açıklamasında bu ihtimale dikkat çekerek, "Bu saatte yapılan nakil, hayati tehlike oluşturmasa bile, psikolojik işkence boyutundadır." dedi.
Nakil sonrası Pehlivan'ın hangi cezaevine götürüldüğü ve sağlık durumunun ne olduğu konusunda bilgi verilmedi. Baro, avukatların müvekkillerine erişim hakkının bir an önce tesis edilmesi gerektiğini vurguladı.
Hukuk devletinde savunma hakkı tartışması
Türkiye'de avukatların tutukluluğu ve cezaevi koşulları uzun süredir tartışma konusu. İstanbul Barosu'nun son açıklaması, bu tartışmayı bir kez daha alevlendirdi. Baro, Adalet Bakanlığı'nın yanı sıra Ceza İnfaz Kurumları Genel Müdürlüğü'nü de göreve çağırdı. Açıklamada, "Bu tür uygulamalar, Türkiye'nin uluslararası alanda itibarını zedelemekte ve Avrupa Konseyi standartlarına aykırılık teşkil etmektedir." denildi.
Hukukçular, avukatların mesleki faaliyetleri nedeniyle tutuklanmasının veya cezalandırılmasının, yargı bağımsızlığına gölge düşürdüğünü savunuyor. İstanbul Barosu'nun çağrısı, Adalet Bakanlığı'nın konuya ilişkin tutumunun merakla beklendiğini gösteriyor.
Sonuç olarak, İstanbul Barosu'nun açıklaması, sadece bir avukatın nakliyle sınırlı olmayan, tüm yurttaşların adil yargılanma hakkını ilgilendiren bir meseleye işaret ediyor. Adalet Bakanlığı'nın yapacağı açıklama, hukuk devleti ilkelerine bağlılık konusunda önemli bir gösterge olacak. Kamuoyu, gece yarısı yapılan bu naklin hesabının sorulmasını ve benzer uygulamaların önlenmesini bekliyor.