İstanbul Barosu, son günlerde kamuoyunun gündemini meşgul eden üç ayrı hukuki süreç hakkında yazılı bir açıklama yaptı. Açıklamada; İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun kitabına el konulması, komedyen Deniz Göktaş'ın tahliye kararının ardından yeniden tutuklanması ve Manifest grubunun kurucusu Tolga Akış'ın tutuklanması eleştirildi. Baro, bu gelişmelerin 'hukukun üstünlüğü' ilkesiyle bağdaşmadığını vurgulayarak, 'Haysiyet, yargı cenderesiyle yok edilemez' ifadelerini kullandı.
İstanbul Barosu'ndan kritik açıklama
İstanbul Barosu Yönetim Kurulu tarafından yapılan yazılı açıklamada, son dönemde yaşanan adli olaylara ilişkin ortak bir değerlendirme yapıldığı belirtildi. Açıklamanın ilk bölümünde, Ekrem İmamoğlu'nun 'Dava: Türkiye' kitabına mahkeme kararıyla el konulması değerlendirildi. Baro, bu uygulamanın düşünce ve ifade özgürlüğünü açıkça ihlal ettiğini, kitapların toplatılmasının yalnızca yasada öngörülen sıkı koşullarda mümkün olduğunu, bu koşulların somut olayda bulunmadığını ifade etti.
İkinci olarak, 14 Şubat'ta sahne aldığı gösterinin ardından gözaltına alınan ve daha sonra tutuklanan komedyen Deniz Göktaş'ın yaşadığı süreç ele alındı. İstanbul Barosu, Göktaş hakkında verilen tahliye kararının ardından, cezaevinden çıkar çıkmaz 'aynı eyleme dayanarak' yeni bir soruşturma başlatılıp tekrar tutuklanmasının, hukuki güvenlik ve kişi güvenliği ilkelerini zedelediğine dikkat çekti. Açıklamada, bu durumun 'yasaların dolanılması' anlamına geldiği yorumu yapıldı.
Son olarak, Manifest grubunun kurucusu Tolga Akış'ın tutuklanmasıyla ilgili olarak, örgüt üyeliği ve silahlı örgüte üye olmamakla birlikte örgüte yardım etme suçlamalarına dair delillerin henüz somutlaşmadığı vurgulandı. Baro, Akış hakkında savunma hakkının tam olarak kullanılamadığını, tutuklama kararının 'masumiyet karinesi' ilkesiyle çeliştiğini kaydetti.
Hukuk devleti vurgusu
İstanbul Barosu açıklamasında, bu üç olayın ortak bir noktasının altını çizdi: 'Adaletin tecellisi için yargı bağımsızlığı ve hâkimin tarafsızlığı esastır. Ancak yaşanan gelişmeler, yargının sıklıkla siyasi saiklerle araçsallaştırıldığı izlenimi doğurmaktadır.' Baro, bu tür uygulamaların toplumda adalete olan güveni sarstığını, 'hukuk devleti' ilkesini aşındırdığını belirtti.
Açıklamanın devamında, 'Kim olursa olsun, hangi görüşe sahip olursa olsun, herkes suçlu bulunana kadar masumdur. Tutuklama, istisnai bir koruma tedbiridir. Ancak bugün tutuklama, adeta bir cezalandırma aracı hâline getirilmiştir.' ifadelerine yer verildi.
Baro ayrıca, savunma makamının etkin bir şekilde görev yapabilmesi için avukatlara yönelik engellemelerin de son bulmasını talep etti. Soruşturma dosyalarının gizliliği gerekçesiyle ifade ve savunmaların kısıtlanmasının, savunma hakkının özünü zedelediğini vurguladı.
Ekrem İmamoğlu'na kitap el konulması tepkisi
Ekrem İmamoğlu'nun 'Dava: Türkiye' adlı kitabına el konulmasına yönelik ülke genelinde geniş bir tepki oluştu. İstanbul Barosu'nun açıklaması da bu tepkilere eklendi. Baro, kitabın toplatılmasının 'düşünce suçu' yaratma çabası olduğunu, bu adımın Anayasa'nın 26. maddesinde güvence altına alınan ifade özgürlüğüne aykırı olduğunu ifade etti. Bu konuda daha önce birçok sivil toplum örgütü ve siyasetçi de benzer eleştirilerde bulunmuştu.
Deniz Göktaş'ın hukuki süreci
Ünlü komedyen Deniz Göktaş, 14 Şubat'ta sahne aldığı programdaki bazı ifadeleri nedeniyle gözaltına alınmış, ardından çıkarıldığı mahkemece 'halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik etme' suçlamasıyla tutuklanmıştı. Göktaş hakkında verilen tahliye kararının ardından gözaltına alınma talebiyle savcılıkça itiraz edilmiş, bu itiraz üzerine Göktaş serbest kaldıktan saatler sonra yeniden gözaltına alınarak tutuklanmıştı. Bu durum, kamuoyunda 'tahliye verilmez, bir dakika sonra yeni tutuklama' şeklinde yorumlanmış, hukukçular tarafından 'kişi güvenliği' açısından ciddi bir ihlal olduğu ifade edilmişti.
Tolga Akış ve Manifest grubu
Manifest grubunun kurucusu Tolga Akış, 23 Şubat'ta İstanbul'da düzenlenen bir operasyonda gözaltına alınmış, ardından 'silahlı örgüte üye olmamakla birlikte örgüte yardım etme' suçundan tutuklanmıştı. Akış'ın avukatları, müvekkilinin hiçbir örgütle bağlantısının bulunmadığını, yalnızca sosyal medya paylaşımları yaptığını savunmuştu. Bu tutuklama da ifade özgürlüğü bağlamında eleştirilere neden oldu.
Barodan yetkililere çağrı
İstanbul Barosu, açıklamasının sonunda adli ve idari makamlara şu çağrıda bulundu: 'Bu kişiler hakkında yürütülen soruşturmaların şeffaf ve hukuka uygun şekilde tamamlanmasını, tutukluluk hâllerinin gözden geçirilmesini, toplumda oluşan adalet endişelerinin giderilmesini talep ediyoruz. Avukatlar olarak, hukukun üstünlüğü ve insan hakları mücadelesinden asla taviz vermeyeceğiz.'