İstanbul Barosu İnsan Hakları Merkezi, çocukları, gençleri ve aile yapısını hedef aldığı öne sürülen yapılara yönelik düzenlenen 'Ailem Güvende' operasyonlarını sert bir dille eleştirdi. Baro bünyesindeki LGBTİ+ Hakları Alt Çalışma Grubu tarafından yapılan yazılı açıklamada, operasyonların LGBTİ+ derneklerini, aktivistleri ve hak savunucularını hedef aldığı belirtilerek, bu uygulamaların hukuk devleti ilkeleriyle bağdaşmadığı vurgulandı.
Operasyonların Hedefi ve Baro'nun Tepkisi
İstanbul Barosu'nun açıklamasına göre, 'Ailem Güvende' adı altında yürütülen operasyonlar, çocuk ve gençleri koruma gerekçesiyle LGBTİ+ topluluğuna yönelik baskıcı bir tutum sergiliyor. Baro, bu operasyonların aile yapısını koruma adı altında ayrımcılığı derinleştirdiğini ve anayasal hakları ihlal ettiğini savundu. Açıklamada, "LGBTİ+ bireylerin ve örgütlerinin hedef alınması, toplumsal barışı ve hukuk güvenliğini zedelemektedir" ifadelerine yer verildi.
Baro'nun İnsan Hakları Merkezi, operasyonların yalnızca LGBTİ+ dernekleriyle sınırlı kalmadığını, aynı zamanda bu alanda çalışan avukatlar, insan hakları savunucuları ve sivil toplum kuruluşlarının da baskı altına alındığını belirtti. Açıklamada, "Hukukun üstünlüğü ilkesi gereği, hiçbir grup veya birey, siyasi tercihler nedeniyle hedef gösterilemez" denildi.
Hukuki ve Toplumsal Boyut
İstanbul Barosu, söz konusu operasyonların hukuki dayanaktan yoksun olduğunu ve uluslararası insan hakları sözleşmelerine aykırı düştüğünü ifade etti. Baro, Türkiye'nin taraf olduğu Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve İstanbul Sözleşmesi gibi metinlerin, ayrımcılık yasağını ve ifade özgürlüğünü güvence altına aldığını hatırlattı. Açıklamada, "İç hukukta da Anayasa'nın 10. maddesi eşitlik ilkesini, 20. maddesi özel hayatın gizliliğini, 33. maddesi örgütlenme özgürlüğünü koruma altına almıştır" ifadeleri kullanıldı.
Baro ayrıca, operasyonların çocuk ve gençler üzerinde psikososyal etkiler yaratacağını, özellikle LGBTİ+ gençlerin kendilerini daha fazla baskı altında hissederek ruh sağlığı sorunları yaşayabileceğini vurguladı. İnsan Hakları Merkezi, aile içi şiddet veya ayrımcılık mağduru LGBTİ+ bireylerin bu operasyonlar nedeniyle yardım mekanizmalarına erişimde zorluk yaşayabileceğine dikkat çekti.
Sivil Toplum ve Muhalefetten Destek
İstanbul Barosu'nun açıklaması, çeşitli sivil toplum kuruluşları ve muhalefet partileri tarafından da desteklendi. Bazı LGBTİ+ dernekleri, operasyonların keyfi olduğunu ve yargı denetiminden yoksun olduğunu belirterek, baronun çağrısına katıldıklarını açıkladı. Muhalefet partileri ise konuyu TBMM gündemine taşıyacaklarını duyurdu. Öte yandan, iktidar kanadından henüz resmi bir yanıt gelmedi; ancak daha önce yapılan açıklamalarda, operasyonların 'çocukları ve aileyi koruma' amacı taşıdığı savunulmuştu.
Uzmanlar, bu tür operasyonların toplumsal kutuplaşmayı artırabileceği ve Türkiye'nin uluslararası itibarına zarar verebileceği uyarısında bulunuyor. İstanbul Barosu, konunun takipçisi olacaklarını ve hukuka aykırı uygulamalara karşı yargı yoluna başvuracaklarını bildirdi.