İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi (İSKİ), 3 Ekim 2026 tarihine ilişkin İstanbul'daki barajların doluluk oranını açıkladı. Yaz aylarında yağışların mevsim normallerinin altında seyretmesi ve artan sıcaklıklar, barajlardaki su seviyelerini olumsuz etkiledi. İSKİ'nin resmi verilerine göre, kentteki barajların ortalama doluluk oranı yüzde 28,45 olarak ölçüldü. Bu oran, geçtiğimiz yılın aynı dönemine göre yaklaşık 10 puanlık bir düşüşe işaret ediyor.
Baraj Bazında Doluluk Oranları
İstanbul'a su sağlayan barajlar arasında en yüksek doluluk oranına sahip olan Ömerli Barajı, yüzde 42,3 ile dikkat çekiyor. Ancak yine de bu oran, uzun yıllar ortalamasının altında. Diğer barajlardan Darlık yüzde 38,2, Elmalı yüzde 35,7, Terkos yüzde 30,1, Sazlıdere yüzde 27,8, Alibey yüzde 25,4, Büyükçekmece yüzde 23,6, Kazandere yüzde 20,9, Pabuçdere yüzde 18,3 ve Istrancalar yüzde 15,7 doluluk seviyesinde. Özellikle Istrancalar ve Pabuçdere barajlarındaki düşüş, su yönetimi açısından endişe verici boyutlara ulaştı.
Su Tüketimi ve Tasarruf Çağrısı
İSKİ yetkilileri, su kaynaklarının verimli kullanılması için vatandaşlara tasarruf çağrısında bulundu. Yetkililer, günlük su tüketiminin kişi başı ortalama 190 litre civarında olduğunu, bunun 120 litreye çekilmesi durumunda barajlardaki suyun daha uzun süre yetebileceğini belirtti. Ayrıca, kaçak su kullanımıyla mücadele ve eskiyen altyapının yenilenmesi çalışmalarının devam ettiği vurgulandı. İstanbul Büyükşehir Belediyesi, kuraklık riskine karşı yeni su kaynakları arayışını sürdürüyor; Melen Çayı'ndan su temini projesinin kapasitesinin artırılması planlanıyor.
Meteorolojik Veriler ve Gelecek Tahminleri
Meteoroloji Genel Müdürlüğü'nün verilerine göre, İstanbul'da Eylül ayı yağış miktarı son 10 yılın en düşük seviyesinde gerçekleşti. Sonbahar yağışlarının Ekim ayının ortalarından itibaren başlaması bekleniyor. Ancak uzmanlar, tek başına sonbahar yağışlarının barajlardaki açığı kapatmaya yetmeyeceğini, kış aylarının da bol yağışlı geçmesi gerektiğini ifade ediyor. İklim değişikliğinin etkisiyle kuraklık dönemlerinin sıklaştığı ve su stresi yaşayan şehirler arasında İstanbul'un da yer aldığı belirtiliyor.
Geçmiş Yıllarla Karşılaştırma
İstanbul barajlarının doluluk oranı, son 10 yılda dalgalı bir seyir izledi. 2023 yılı Ekim ayında oran yüzde 35 seviyelerindeyken, 2024'te yüzde 40'a kadar çıkmış, 2025'te ise yüzde 32'ye gerilemişti. 2026 yılında ise yüzde 28,45 ile son yılların en düşük seviyesi kaydedildi. Bu düşüşte, 2025-2026 kış aylarının kurak geçmesi ve yaz sıcaklıklarının rekor kırması etkili oldu. Uzmanlar, benzer bir kuraklığın 2027'de de devam etmesi halinde su kesintilerinin gündeme gelebileceği uyarısında bulunuyor.
Su Yönetimi ve Alternatif Kaynaklar
İstanbul'un su ihtiyacını karşılamak için çeşitli projeler hayata geçiriliyor. Melen ve Yeşilçay sistemlerinden su temini, deniz suyu arıtma tesisleri ve yağmur suyu hasadı gibi yöntemler üzerinde çalışılıyor. Ancak bu projelerin maliyetli ve uzun vadeli olduğu, acil durumlar için yeterli olmadığı belirtiliyor. İSKİ, su kayıplarını azaltmak için altyapı yenileme çalışmalarına hız verdi; 2026 yılında 500 kilometrelik içme suyu hattının yenilendiği açıklandı.
Uzman Görüşleri ve Değerlendirme
Su politikaları uzmanları, İstanbul'un su krizinin sadece yağış azlığından kaynaklanmadığını, hızlı nüfus artışı, plansız kentleşme ve su kaynaklarının yanlış yönetiminin de etkili olduğunu vurguluyor. Uzmanlara göre, suyun fiyatlandırılması, tasarruf teşvikleri ve halkın bilinçlendirilmesi kritik önem taşıyor. Ayrıca, tarımsal sulamada modern tekniklerin kullanılması ve sanayide su geri dönüşümünün yaygınlaştırılması gerekiyor. İstanbul'un su geleceği, hem yerel yönetimin hem de merkezi hükümetin koordineli çalışmasına bağlı görünüyor.
Sonuç olarak, 3 Ekim 2026 itibarıyla İstanbul barajlarının doluluk oranı yüzde 28,45 ile kritik seviyede. Yağışların azalması ve artan tüketim, su kaynakları üzerindeki baskıyı artırıyor. Vatandaşların su tasarrufuna özen göstermesi ve yetkililerin uzun vadeli su yönetimi stratejilerini hayata geçirmesi, gelecekte yaşanabilecek su sıkıntılarının önlenmesi için hayati önem taşıyor.