İstanbul'un Beykoz ilçesi Riva Mahallesi'nde yer alan ve bir dönem A Milli Futbol Takımı'nın kamp tesisi olarak kullanılan 186 odalı dev otelin yıkımına başlandı. Uzun yıllardır metruk halde bulunan yapı, çevre güvenliği ve kentsel dönüşüm kapsamında ortadan kaldırılıyor. Yıkım çalışmalarının birkaç ay sürmesi bekleniyor.
Otelin geçmişi ve Milli Takım bağlantısı
1980'li yıllarda inşa edilen otel, dönemin en lüks tesislerinden biriydi. Özellikle 1990'lı yıllarda A Milli Futbol Takımı'nın önemli maçlar öncesinde kamp yaptığı yer olarak biliniyordu. Takımın yanı sıra çeşitli spor kulüpleri ve devlet protokolüne de ev sahipliği yapan otel, zamanla bakımsızlık ve işletme sorunları nedeniyle kapanmıştı.
Yıkım süreci ve planlar
Beykoz Belediyesi tarafından yürütülen yıkım çalışmaları kapsamında otel binası kontrollü bir şekilde yıkılıyor. Bölgede yapılacak yeni projelere ilişkin henüz net bir açıklama yapılmazken, yıkım sonrası alanın yeşil alan veya sosyal tesis olarak değerlendirilebileceği belirtiliyor. Çevredeki diğer metruk yapıların da benzer bir süreçten geçmesi planlanıyor.
İstanbul'un hızla değişen çehresinde bir dönemin izlerini taşıyan bu otelin yıkımı, kentsel dönüşüm tartışmalarını da beraberinde getiriyor. Tarihi ve kültürel değeri olan yapıların korunması gerektiğini savunanlar, otelin anıtsal bir geçmişe sahip olduğunu vurguluyor. Ancak yetkililer, güvenlik riski ve çevre kirliliği nedeniyle yıkımın kaçınılmaz olduğunu ifade ediyor.
Beykoz Riva sahilinde yer alan otel, doğal güzellikleriyle de biliniyor. Yıkım sonrası bölgenin turizm potansiyelinin artırılması hedefleniyor. Uzun yıllardır atıl durumda olan bu tesisin yerine ne yapılacağı merakla bekleniyor.
Öte yandan, otelin yıkımı sırasında çevredeki işletmelerin ve sakinlerin mağdur olmaması için gerekli önlemlerin alındığı belirtiliyor. Yıkım çalışmalarının hafta içi belirli saatlerde yapılacağı ve gürültü kontrolünün sağlanacağı açıklandı.
Bu gelişme, İstanbul'da kentsel dönüşümün hız kesmeden devam ettiğinin bir göstergesi. Kentin dört bir yanında benzer yıkımlar yaşanırken, tarihi ve kültürel mirasın korunması ile modernleşme arasındaki denge her zamankinden daha önemli hale geliyor.