İsrail, Avrupa Birliği'nin ardından ABD'den de yaptırım gelebileceği endişesiyle çalkalanıyor. ABD'deki İsrail yanlısı düşünce kuruluşu olarak bilinen Demokrasi Savunma Vakfı (FDD) CEO'su Mark Dubowitz, 2029'da görevi devralacak ABD Başkanı'nın İsrail'e İran'a uygulananlara benzer sert ekonomik tedbirler getirebileceği uyarısında bulundu. Dubowitz, Tel Aviv yönetimine, Washington'daki iç siyasi dengeleri şimdiden yönetmesi gerektiği mesajını verdi.
Dubowitz: Gelecek Başkan İsrail'e Baskı Yapabilir
Mark Dubowitz, yaptığı açıklamada, ABD içindeki siyasi iklimin İsrail karşıtı bir yöne evrildiğine işaret etti. Dubowitz, "2029'da yönetimi devralacak başkan, İsrail'e İran'a uyguladığımız yaptırımlara benzer yaptırımlar uygulayabilir. Bu senaryo, İsrail'in bugünden hazırlanması gereken bir tehdit" ifadelerini kullandı. FDD CEO'su, İsrail'in ABD Kongresi'ndeki iki partili desteği kaybetmemek için stratejik adımlar atması gerektiğini vurguladı. Dubowitz'in bu sözleri, İsrail basınında geniş yankı buldu.
Uzmanlara göre, ABD'de kamuoyu araştırmaları, özellikle genç seçmenler arasında İsrail'e verilen koşulsuz desteğin azaldığını gösteriyor. Bu durum, gelecekteki başkanların İsrail politikalarını yeniden şekillendirebileceği anlamına geliyor. Dubowitz, İsrail'in ekonomik olarak kırılgan hale gelmemesi için çeşitlendirilmiş ticaret anlaşmalarına yönelmesi gerektiğini de sözlerine ekledi.
Avrupa Cephesi: Yaptırım Baskısı Artıyor
İsrail'in ABD kaynaklı endişeleri, Avrupa'dan gelen yaptırım sinyalleriyle daha da derinleşiyor. Avrupa Birliği, Batı Şeria'daki yerleşim faaliyetleri ve insan hakları ihlalleri gerekçesiyle İsrail'e yönelik çeşitli ekonomik kısıtlamaları tartışıyor. Bazı AB ülkeleri, İsrail ürünlerine etiketleme zorunluluğu getirilmesi ve belirli kurumlara fon sağlanmaması gibi adımları gündeme getirdi. Avrupa'daki bu gelişmeler, İsrail'in en büyük ticari ortaklarından biri olan AB ile ilişkilerini geriyor.
İsrail merkezli düşünce kuruluşları, Avrupa'daki yaptırım tartışmalarının ABD'ye sıçrayabileceği uyarısında bulunuyor. FDD'nin raporlarına göre, İsrail ekonomisi yüksek teknoloji ihracatıyla ayakta duruyor; ancak olası bir ABD yaptırımı, bu sektörü doğrudan vuracak yatırım kısıtlamalarını beraberinde getirebilir. İsrail'in ABD'den aldığı askeri yardımın da yıllık 3,8 milyar dolar seviyesinde olduğu düşünülürse, yaptırım ihtimali stratejik bir kâbus olarak nitelendiriliyor.
İsrail İç Siyasetinde Yansımalar
Dubowitz'in açıklamaları, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu hükümeti üzerindeki baskıyı artırdı. Muhalefet partileri, hükümetin ABD ile ilişkileri yönetemediğini savunarak erken seçim çağrısını yineledi. Netanyahu ise konuya ilişkin henüz resmi bir açıklama yapmadı; ancak hükümet yetkilileri, ABD ile diyaloğun sürdüğünü ve yaptırım ihtimalinin düşük olduğunu öne sürüyor.
İsrailli ekonomistler, olası bir ABD yaptırımının yalnızca askeri değil, sivil teknoloji yatırımlarını da sekteye uğratacağını belirtiyor. İsrail'in yıllık doğrudan yabancı yatırımının yaklaşık 20 milyar dolar olduğu ve bunun önemli bir kısmının ABD kaynaklı olduğu hatırlatılıyor. Yaptırım durumunda uluslararası bankaların İsrail projelerine finansman sağlamakta çekimser kalabileceği ifade ediliyor.
Diplomatik Kanallar ve Gelecek Senaryoları
İsrail'in Washington Büyükelçiliği, son haftalarda ABD Kongresi'ndeki kilit isimlerle yoğun görüşmeler yürütüyor. Diplomatik kaynaklara göre, İsrail heyeti, yaptırım yanlısı yasa tasarılarının Kongre'den geçmemesi için lobi faaliyetlerini artırdı. FDD gibi kuruluşlar da bu çabalara destek veriyor; ancak Dubowitz'in uyarısı, lobi faaliyetlerinin uzun vadede yeterli olmayabileceğini gösteriyor.
Uluslararası ilişkiler uzmanları, ABD-İsrail ilişkilerinde tarihsel bir kırılma yaşanabileceğini belirtiyor. 2029'da göreve gelecek başkanın kim olacağı henüz bilinmese de, her iki partide de İsrail'e yönelik eleştirilerin arttığı gözlemleniyor. Özellikle genç Demokrat seçmenler arasında Filistin yanlısı tutumun güçlenmesi, gelecekteki yönetimlerin İsrail'e mesafe koyabileceği yorumlarına yol açıyor.
İsrail'in bu senaryoya karşı en önemli kozu, ABD'deki güçlü diaspora lobisi ve teknoloji sektöründeki karşılıklı bağımlılık olarak görülüyor. Ancak FDD'nin raporu, bu kozların gelecekte yeterli olmayabileceğini, İsrail'in ekonomik ve diplomatik çeşitlendirmeye gitmesi gerektiğini savunuyor. Dubowitz'in açıklamaları, İsrail'in bugünden yeni stratejiler geliştirmesi gerektiğini gösteren bir uyarı niteliğinde.
Bağımsız Değerlendirme
İsrail'in ABD'den yaptırım görme ihtimali, kısa vadede düşük görünse de, uzun vadeli siyasi eğilimler bu riskin gerçek olduğunu ortaya koyuyor. Avrupa'daki yaptırım tartışmaları ve ABD içindeki kamuoyu değişimi, İsrail'in geleneksel müttefiklik ilişkilerine olan güvenini sarsıyor. Tel Aviv yönetiminin, yalnızca lobi faaliyetleriyle değil, aynı zamanda bölgesel barış girişimlerine yönelerek bu tehdidi bertaraf etmesi gerekiyor. Aksi halde, İran'a uygulanan yaptırımların bir benzeriyle karşılaşmak, İsrail için hayal olmaktan çıkabilir.