İşgal altındaki Batı Şeria'da zeytin toplama sezonunda artan işgalci şiddetini takip eden kıdemli bir AFP fotoğrafçısı, silahlı İsraillilerin saldırısına uğradı. Olay sırasında bölgede bulunan yaklaşık bir düzine İsrailli askerin müdahale etmemesi ve saldırıya göz yumması, uluslararası basın kuruluşları tarafından endişeyle karşılandı. Saldırıda yaralanan fotoğrafçı, saldırganların kimliğinin belirlenmesi ve sorumluların yargı önüne çıkarılması çağrısında bulundu.
Zeytin Hasadında Şiddet Tırmanıyor
Batı Şeria'da her yıl ekim-kasım aylarında gerçekleşen zeytin hasadı, Filistinli çiftçiler için olduğu kadar bölgedeki basın mensupları için de riskli bir dönem haline geldi. İsrailli yerleşimciler, Filistinlilerin zeytin ağaçlarına erişimini engellemek, hasadı sabote etmek ve bölgedeki varlıklarını genişletmek amacıyla sistematik saldırılar düzenliyor. Bu yıl da benzer saldırıların hedefi olan AFP fotoğrafçısı, görevini yaparken silahlı İsraillilerin fiziksel saldırısına maruz kaldı. Görgü tanıkları, saldırganların fotoğrafçının ekipmanına da zarar verdiğini ve olayın kasıtlı olduğunu belirtti.
Uluslararası basın özgürlüğü kuruluşları, İsrail askerlerinin saldırıya müdahale etmemesini "kabul edilemez" olarak nitelendirdi. Bölgede görev yapan gazeteciler, son yıllarda artan baskı ve şiddet nedeniyle can güvenliklerinin tehdit altında olduğunu vurguluyor. Filistinli yetkililer, İsrail'in işgal altındaki topraklarda gazetecilere yönelik saldırıları sistematik hale getirdiğini ve bunun uluslararası hukuka aykırı olduğunu belirtiyor.
Askerlerin Sessizliği ve Dokunulmazlık Sorunu
Olayda en dikkat çeken nokta, saldırı sırasında bölgede bulunan İsrail askerlerinin hiçbir müdahalede bulunmaması oldu. Görgü tanıkları, askerlerin saldırıyı uzaktan izlediğini ve saldırganları durdurmak için tek bir adım bile atmadığını ifade etti. Bu durum, İsrail ordusunun bölgedeki yerleşimci şiddetine göz yumduğu yönündeki iddiaları güçlendiriyor. Uluslararası hukuk uzmanları, işgalci güçlerin işgal altındaki bölgelerde sivil halkın ve basın mensuplarının güvenliğini sağlamakla yükümlü olduğunu hatırlatıyor. Ancak yıllardır süregelen dokunulmazlık kültürü nedeniyle İsrailli saldırganlar nadiren yargı önüne çıkarılıyor.
AFP yönetimi, olayı kınayarak İsrail makamlarından saldırının aydınlatılmasını ve sorumluların cezalandırılmasını talep etti. Basın meslek örgütleri de benzer saldırıların artmasından endişe duyduklarını belirterek, gazetecilerin korunması için uluslararası toplumu harekete geçmeye çağırdı. Filistin Gazeteciler Sendikası, bu tür saldırıların basın özgürlüğüne yönelik ciddi bir tehdit oluşturduğunu ve faillerin cezasız kalmasının yeni saldırıları teşvik ettiğini vurguladı.
Arka Plan: Yerleşimci Şiddeti ve Basın Özgürlüğü
Batı Şeria'da İsrailli yerleşimciler tarafından Filistinlilere ve basın mensuplarına yönelik saldırılar son yıllarda hızla arttı. Birleşmiş Milletler verilerine göre, 2023 yılında yerleşimci şiddeti olaylarında rekor seviyeye ulaşıldı ve yüzlerce Filistinli yaralandı veya yerinden edildi. İsrailli insan hakları örgütleri de bu saldırıları belgeleyerek, ordunun çoğu zaman saldırganları koruduğunu veya göz yumduğunu rapor ediyor. Zeytin hasadı dönemi, yerleşimcilerin Filistinlilerin geçim kaynaklarına yönelik saldırılarını yoğunlaştırdığı kritik bir zaman dilimi olarak öne çıkıyor. Uluslararası toplum, İsrail'i uluslararası hukuka uymaya ve işgal altındaki topraklarda insan hakları ihlallerini sonlandırmaya çağırıyor; ancak bugüne kadar somut bir yaptırım uygulanmış değil.
Olay, basın özgürlüğü ve gazetecilerin korunması konusunda uluslararası mekanizmaların ne kadar etkisiz kaldığını bir kez daha gözler önüne seriyor. AFP fotoğrafçısının yaşadığı saldırı, yalnızca bireysel bir şiddet olayı değil, aynı zamanda işgal altındaki bölgelerde görev yapan tüm gazeteciler için bir uyarı niteliği taşıyor. Uluslararası basın kuruluşları, İsrail'in gazetecilere yönelik saldırıları soruşturması ve failleri adalet önüne çıkarması için somut adımlar atması gerektiğini vurguluyor. Aksi halde, bölgede haber yapmak giderek imkânsız hale gelecek ve dünya kamuoyu, işgal altındaki topraklarda yaşanan insan hakları ihlallerinden yeterince haberdar olamayacak.