İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Bosna Hersek'teki iki entiteden biri olan Sırp Cumhuriyeti'nin siyasi lideri Milorad Dodik'i Kudüs'te ağırladı. Görüşmede Dodik'in Saraybosna yönetimini, İslam ülkelerini ve Türkiye'yi hedef alan açıklamaları, İsrail ile Sırp Cumhuriyeti arasında kurulan ittifakın bölgesel gerilimi artıracağı yorumlarına yol açtı.
Netanyahu-Dodik görüşmesinin perde arkası
İsrail Başbakanlık Ofisi'nden yapılan yazılı açıklamaya göre, Netanyahu ile Dodik, ikili ilişkiler, ekonomik iş birliği ve bölgesel güvenlik konularını ele aldı. Görüşmenin ana gündem maddesinin, İsrail'in Balkanlar'da İslam karşıtı bir ittifak arayışı çerçevesinde Sırp Cumhuriyeti ile ilişkilerini derinleştirmek olduğu öne sürüldü. Dodik'in ziyareti sırasında yaptığı konuşmada, Saraybosna'daki merkezi hükümeti 'Müslüman baskısı' ile suçladığı ve Türkiye'yi 'bölgesel istikrarı bozmakla' itham ettiği bildirildi. Bu sözler, Bosna Hersek'teki Boşnak ve Hırvat siyasetçiler tarafından 'provokasyon' olarak nitelendirildi.
Dodik'in açıklamalarına tepkiler
Dodik'in açıklamalarına ilk tepki Bosna Hersek Dışişleri Bakanlığı'ndan geldi. Bakanlık, 'Sırp Cumhuriyeti liderinin İsrail'de yaptığı açıklamalar, Bosna Hersek'in egemenliğine ve toprak bütünlüğüne yönelik açık bir tehdit oluşturmaktadır' ifadelerini kullandı. Türkiye Dışişleri Bakanlığı da yaptığı yazılı açıklamada, 'İsrail'in Balkanlar'da yeni bir gerilim hattı oluşturma çabalarını endişeyle takip ediyoruz. Türkiye'yi hedef alan mesnetsiz iddiaları reddediyoruz' dedi. İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) ise konuya ilişkin acil toplantı kararı aldı.
İsrail'in Balkanlar stratejisi
İsrail'in son dönemde Sırbistan ve Sırp Cumhuriyeti ile yakınlaşma politikası, Bosna Hersek'teki hassas dengeleri sarsıyor. 2020'de imzalanan Washington Anlaşması ile Sırbistan ve Kosova arasındaki ekonomik normalleşme sürecine dahil olan İsrail, Balkanlar'da etkinlik alanını genişletmeye çalışıyor. Netanyahu hükümetinin, İslam ülkelerine karşı bir 'çevreleme' stratejisi kapsamında Sırp Cumhuriyeti'ni kullanmak istediği belirtiliyor. Ancak bu politika, Bosna Hersek'in iç barışını tehdit eden bir unsur olarak değerlendiriliyor.
Türkiye'nin bölgedeki rolü ve olası sonuçlar
Türkiye, Bosna Hersek'in bağımsızlığını tanıyan ilk ülkelerden biri olarak, ülkedeki Boşnak nüfusun haklarını savunma konusunda tarihsel bir sorumluluk taşıyor. Son yıllarda Saraybosna ile ekonomik ve kültürel ilişkilerini derinleştiren Ankara, aynı zamanda Sırbistan ile de dengeli bir diplomasi yürütüyor. Dodik'in Türkiye'yi hedef alan sözleri, bu dengeyi bozmayı amaçlayan bir provokasyon olarak görülüyor. İsrail'in Sırp Cumhuriyeti'ne verdiği destek, bölgede yeni bir soğuk savaş dinamizmi yaratabilir. Uzmanlar, Netanyahu'nun İslam karşıtı ittifak arayışının Balkanlar'da kalıcı bir barışı tehlikeye attığı uyarısında bulunuyor.
Moskova ve Batı'nın tutumu
Rusya, Sırp Cumhuriyeti'nin en önemli destekçilerinden biri olarak, İsrail ile Dodik arasındaki yakınlaşmayı dikkatle izliyor. Kremlin Sözcüsü Dmitri Peskov, 'Balkanlar'da istikrarı bozacak her türlü adıma karşıyız' açıklamasıyla rahatsızlığını dile getirdi. Avrupa Birliği ise henüz resmi bir açıklama yapmadı; ancak Brüksel'deki diplomatik kaynaklar, Dodik'in İsrail ziyaretinin Bosna Hersek'in AB üyelik sürecine zarar verebileceğini belirtiyor.
İsrail'in Saraybosna'ya yönelik tehdit olarak algılanan hamlesi, bölgesel güç dengelerini yeniden şekillendirebilir. Netanyahu'nun İslam karşıtı ittifak arayışı, sadece Bosna Hersek'te değil, tüm Balkanlar'da yeni bir gerilim hattı oluşturma potansiyeli taşıyor. Türkiye'nin diplomatik kanalları devreye sokarak Saraybosna'nın yanında yer alması ve İslam İşbirliği Teşkilatı'nı harekete geçirmesi, bu tehdide karşı ortak bir duruş sergilenmesi açısından kritik önemde. Uluslararası toplumun, Bosna Hersek'in toprak bütünlüğünü ve egemenliğini korumak için daha aktif bir tutum alması gerekiyor.