İsrail ordusunun, ateşkese rağmen Lübnan'ın güneyindeki Meys el-Cebel Devlet Hastanesi'ni ateşe verdiği belirtildi. Saldırı, bölgede sağlık hizmetlerinin zaten kısıtlı olduğu bir dönemde gerçekleşti. Hastanenin büyük bölümünün kullanılamaz hale geldiği, can kaybına ilişkin henüz resmi bir açıklama yapılmadığı öğrenildi.
Sağlık Altyapısına Yönelik Saldırı
Lübnan resmi kaynaklarına göre, saldırı yerel saatle sabah erken saatlerde düzenlendi. Meys el-Cebel Devlet Hastanesi, bölgede hizmet veren tek tam donanımlı sağlık kuruluşuydu. İsrail ordusunun hastaneyi hedef alması, uluslararası hukukta savaş suçu olarak değerlendirilebilecek eylemler arasında yer alıyor. Cenevre Sözleşmeleri, silahlı çatışmalar sırasında hastanelerin ve sağlık personelinin korunmasını açıkça emrediyor. Lübnan Sağlık Bakanlığı, saldırıyı kınayarak uluslararası toplumu acil müdahaleye çağırdı. Bakanlık açıklamasında, hastanenin elektrik altyapısının tamamen çöktüğü ve tıbbi malzemelerin kullanılamaz hale geldiği vurgulandı.
Bölgesel Gerilim ve Ateşkes İhlalleri
Lübnan ile İsrail arasında varılan ateşkes anlaşması, 2024 yılında yürürlüğe girmişti. Ancak anlaşmaya rağmen her iki taraf da zaman zaman ihlallerle suçlanıyor. İsrail, saldırının hedefinin Hizbullah militanları olduğunu öne sürerken, Lübnan hükümeti bu tür iddiaları reddediyor. Hastanenin ateşe verilmesi, bölgede tansiyonu yeniden yükseltti. Birleşmiş Milletler Lübnan Geçici Barış Gücü (UNIFIL), olayla ilgili soruşturma başlatıldığını duyurdu. UNIFIL sözcüsü, taraflara itidal çağrısı yaparak sivil altyapıya yönelik saldırıların kabul edilemez olduğunu belirtti. Lübnan Kızılhaçı, yangının kontrol altına alınması için bölgeye ekipler sevk etti. Ancak İsrail ordusunun bölgedeki hareketliliği nedeniyle yardım çalışmalarının güçlükle ilerlediği bildirildi.
Ekonomik ve İnsani Etkiler
Hastanenin tahrip edilmesi, Lübnan'ın zaten kırılgan olan ekonomi ve sağlık sistemini daha da kötüleştirecek. Ülke, yıllardır süren ekonomik krizle boğuşuyor. Dünya Bankası verilerine göre, Lübnan nüfusunun %80'i yoksulluk sınırının altında yaşıyor. Sağlık harcamaları için ayrılan bütçe her yıl azalıyor. Meys el-Cebel Devlet Hastanesi, özellikle Güney Lübnan'daki yüz binlerce kişi için hayati önem taşıyordu. Hastanenin yok olması, bölgedeki insani yardım kuruluşlarının iş yükünü artıracak. Uluslararası Kızılhaç Komitesi, benzer saldırıların savaş suçu teşkil ettiğini hatırlatarak bağımsız bir soruşturma çağrısı yaptı. Amnesty International da saldırıyı kınadı ve İsrail'e uluslararası hukuka uyma çağrısında bulundu.
Uluslararası Tepkiler ve Gelecek Perspektifi
ABD Dışişleri Bakanlığı, saldırıyla ilgili endişelerini dile getirdi ancak doğrudan bir kınama yapmadı. Avrupa Birliği, taraflara ateşkese saygı gösterme çağrısı yaptı. Türkiye Dışişleri Bakanlığı ise yaptığı yazılı açıklamada, "Lübnan'da bir hastanenin ateşe verilmesi kabul edilemez bir saldırıdır" ifadelerini kullandı. Bölgedeki tansiyonun daha fazla tırmanması, Doğu Akdeniz'deki enerji projelerini ve ticaret yollarını da olumsuz etkileyebilir. Uzmanlar, ateşkesin kalıcı hale gelmesi için uluslararası denetim mekanizmalarının güçlendirilmesi gerektiğini belirtiyor. Önümüzdeki günlerde BM Güvenlik Konseyi'nin acil toplantı yapması bekleniyor. Lübnan hükümeti, saldırının hesabının sorulması için Uluslararası Ceza Mahkemesi'ne başvuru yapmayı değerlendiriyor.
Sonuç ve Bağlam
Meys el-Cebel Devlet Hastanesi'ne yönelik saldırı, sadece Lübnan için değil, tüm bölge için bir güvenlik ve insani kriz sinyali. Ateşkes anlaşmalarının kağıt üzerinde kalması, sivil halkın güvenliğini tehlikeye atıyor. Uluslararası toplumun etkili bir yaptırım mekanizması oluşturamaması, benzer saldırıların tekrarlanma riskini artırıyor. Sağlık altyapısının hedef alınması, savaşın en acımasız yüzünü gözler önüne seriyor. Bu olay, Orta Doğu'da kalıcı barışın ancak tüm tarafların uluslararası hukuka bağlı kalmasıyla mümkün olabileceğini bir kez daha gösteriyor.