Lübnan Sağlık Bakanlığı, İsrail'in 2 Mart tarihinden itibaren Lübnan topraklarına yönelik düzenlediği saldırılarda hayatını kaybedenlerin sayısının 4 bin 330'a ulaştığını açıkladı. Bakanlık tarafından yapılan yazılı açıklamada, saldırılarda yaralananların sayısının ise 12 bin 500'ü aştığı belirtildi. Bu rakamlar, bölgedeki çatışmaların ne denli yıkıcı boyutlara ulaştığını gözler önüne seriyor.
Saldırıların hedefindeki bölgeler
İsrail ordusunun özellikle Lübnan'ın güney kesimleri ile Beyrut'un güney banliyölerine yoğunlaştırdığı hava ve topçu saldırıları, sivil altyapıya da ağır hasar verdi. Sağlık Bakanlığı verilerine göre, ölenler arasında çok sayıda kadın ve çocuk bulunuyor. Birleşmiş Milletler ve uluslararası insani yardım kuruluşları, saldırıların sivilleri hedef aldığını ve uluslararası hukukun ihlal edildiğini vurguluyor. Bölgede su, elektrik ve sağlık hizmetlerine erişim büyük ölçüde kısıtlanmış durumda.
Bölgesel ve küresel yansımalar
İsrail-Lübnan arasındaki çatışmalar, sadece iki ülkeyi değil, tüm Ortadoğu bölgesini etkiliyor. İran destekli Hizbullah'ın da aktif rol aldığı çatışmalar, bölgesel bir savaşa dönüşme riskini taşıyor. ABD ve Avrupa Birliği, taraflara itidal çağrısı yaparken, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi acil toplantı kararı aldı. Türkiye, saldırıları kınayan açıklamalar yaparken, bölgedeki Türk vatandaşlarının tahliyesi için çalışmalar devam ediyor.
İnsani kriz derinleşiyor
Lübnan'daki çatışmalar, ülkenin zaten kırılgan olan ekonomisini daha da kötüleştirdi. Lübnan lirası rekor seviyede değer kaybederken, temel gıda ve ilaç fiyatları hızla yükseliyor. Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNHCR), 200 binden fazla kişinin yerinden edildiğini ve komşu ülkelere sığınmak zorunda kaldığını bildirdi. Uluslararası Kızılhaç Komitesi, sağlık tesislerinin hedef alınmasının kabul edilemez olduğunu belirtti. Bu gelişmeler, çatışmaların bir an önce sona ermesi için uluslararası toplumun daha etkin adımlar atması gerektiğini ortaya koyuyor.