İsrail ordusu, Gazze Şeridi'nde zorla alıkoyduğu Filistinli esirler ile bir Lübnanlının askeri gözaltı merkezlerinde ölümü, işkenceye maruz kalması ve askerlerin yağma vakalarına ilişkin başlattığı iç soruşturmaların neredeyse tamamını dava açmadan kapattı. Bu durum, uluslararası hukuk ve insan hakları örgütlerinin tepkisine neden oldu.
Soruşturmaların akıbeti
Filistinli kaynaklara göre, 7 Ekim 2023'ten bu yana Gazze'de binlerce Filistinli gözaltına alındı. Bunlardan en az 55'i, İsrail askeri tesislerinde hayatını kaybetti. Ölenler arasında hastalar, yaşlılar ve çocuklar da bulunuyor. İsrail ordusu, bu ölümlerle ilgili 40'tan fazla iç soruşturma başlattığını duyurmuştu. Ancak Haaretz gazetesinin haberine göre, bu soruşturmaların yalnızca 3'ü askeri savcılığa sevk edildi ve hiçbiri dava açılmasıyla sonuçlanmadı.
İşkence ve kötü muamele iddiaları
Gözaltına alınan Filistinlilerin aileleri ve tanıklar, İsrail askerlerinin esirlere sistematik işkence uyguladığını, aşağılayıcı muamelede bulunduğunu ve tıbbi yardımın engellendiğini bildiriyor. İsrail ordusu bu iddiaları genellikle reddediyor ya da 'inceleme başlatıldı' açıklamasıyla geçiştiriyor. Uluslararası Kızılhaç Komitesi, İsrail'i esirlerin durumunu denetlemesine izin vermemekle suçluyor.
Yağma vakaları
Ayrıca, İsrail askerlerinin Gazze'deki evlerden ve dükkanlardan para, altın, cep telefonu gibi değerli eşyaları çaldığı yönünde çok sayıda iddia bulunuyor. Ordu, bu tür iddialar için de en az 20 farklı iç soruşturma başlattı, ancak bunlardan sadece birkaçı disiplin cezasıyla sonuçlandı. Askerlerin yargılandığı herhangi bir dava bulunmuyor.
Uluslararası tepkiler
İnsan Hakları İzleme Örgütü, İsrail'in soruşturmaları etkisiz hale getirerek savaş suçlarını örtbas ettiğini belirtti. Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Konseyi'nin soruşturma komisyonu, İsrail ve Hamas'ı savaş suçlarıyla suçlayan bir rapor yayımlamıştı. İsrail ise raporu reddediyor ve kendi hukuk sisteminin bu tür iddiaları yeterince soruşturduğunu savunuyor.
İsrail ordusu, soruşturmaların çoğunun kapalı kalmasını 'kanıt yetersizliği' veya 'iddiaların asılsız olması' ile gerekçelendiriyor. Ancak insan hakları savunucuları, bu durumun İsrail'de cezasızlık kültürünün bir parçası olduğunu ve uluslararası hukukun ihlal edilmeye devam edeceği anlamına geldiğini ifade ediyor.
Gazze'deki çatışmaların başlamasından bu yana İsrail askeri mahkemelerinin, Filistinli esirlerin ölümüyle ilgili yalnızca birkaç davaya baktığı ve bunların da çoğunlukla hafif cezalarla sonuçlandığı biliniyor. Bu tablo, uluslararası toplumun İsrail'e yönelik baskıyı artırmasına yol açabilir.