Üç yıl önce, 7 Ekim 2023'te Hamas militanları İsrail'in güneyinde düzenlenen bir müzik festivaline saldırdı ve çoğu sivil olmak üzere 1200 kişiyi öldürdü. Bu saldırının ardından İsrail, Gazze Şeridi'nde geniş çaplı bir askeri operasyon başlattı. Operasyonlar sonucunda Gazze'de büyük yıkım yaşandı ve binlerce sivil hayatını kaybetti. Uluslararası toplum, artan can kaybı ve insani kriz karşısında ateşkes çağrılarını sürdürüyor.
7 Ekim 2023: Saldırının Ayrıntıları
Hamas militanları, 7 Ekim 2023 sabahı erken saatlerde İsrail'in güney sınırındaki yerleşim yerlerine ve bir müzik festivaline eş zamanlı saldırılar düzenledi. Saldırıda 1200'den fazla İsrailli ve yabancı uyruklu sivil hayatını kaybetti, yüzlerce kişi de rehin alındı. İsrail hükümeti saldırıyı 'terör saldırısı' olarak nitelendirdi ve geniş kapsamlı bir askeri yanıt vereceğini duyurdu. Saldırının ardından İsrail, Gazze Şeridi'ne yönelik hava saldırılarını başlattı ve bölgeye kara operasyonu düzenledi.
Gazze'de İnsani Kriz Derinleşiyor
İsrail'in Gazze'ye yönelik operasyonları, bölgedeki sivil altyapıya büyük zarar verdi. Hastaneler, okullar ve konutlar hedef alındı; binlerce insan evsiz kaldı. Birleşmiş Milletler raporlarına göre, Gazze'de nüfusun büyük bir kısmı temel gıda, su ve tıbbi yardıma erişimde zorluk yaşıyor. Uluslararası yardım kuruluşları, bölgeye insani yardım ulaştırmakta güçlük çekiyor. Mısır ve Katar'ın arabuluculuk çabaları zaman zaman ateşkes sağlasa da kalıcı bir çözüm bulunamadı.
Çatışmalarda ölenlerin sayısı net olarak bilinmemekle birlikte, Gazze Sağlık Bakanlığı'na göre hayatını kaybeden Filistinli sayısı on binleri aşmış durumda. İsrail tarafında ise 1200'den fazla kişi hayatını kaybetti. Savaş, bölgedeki istikrarı derinden sarstı ve Orta Doğu'daki jeopolitik dengeleri değiştirdi.
Uluslararası Tepkiler ve Ateşkes Çabaları
Birleşmiş Milletler, İslam İşbirliği Teşkilatı ve birçok ülke, taraflara ateşkes çağrısı yaptı. ABD ve Avrupa ülkeleri İsrail'in kendini savunma hakkını vurgularken, sivil kayıplardan duyulan endişeyi de dile getirdi. Türkiye, saldırıların başladığı günden bu yana Filistin halkının yanında olduğunu belirterek, insani yardımların kesintisiz ulaştırılması için çağrıda bulundu. Türkiye ayrıca, iki devletli çözümün tek kalıcı barış yolu olduğunu savunuyor.
BM Güvenlik Konseyi'nde ateşkes çağrısı yapan karar tasarıları, bazı üyelerin vetosu nedeniyle kabul edilemedi. Buna rağmen, uluslararası toplumun baskısıyla zaman zaman insani aralar sağlandı. Ancak bu aralar kalıcı bir ateşkese dönüşmedi. Savaşın üçüncü yılında, bölgede hala gerginlik hakim.
Savaşın Bölgesel ve Küresel Etkileri
İsrail-Gazze savaşı, Orta Doğu'da yeni gerilim hatları oluşturdu. Lübnan Hizbullah'ı ile İsrail arasında zaman zaman çatışmalar yaşandı. Kızıldeniz'de Husilerin ticari gemilere yönelik saldırıları, küresel ticareti olumsuz etkiledi. Petrol fiyatları dalgalandı, bölge ülkeleri ekonomik baskılarla karşılaştı. Savaş, aynı zamanda Avrupa ve ABD'de protestolara yol açtı; Filistin yanlısı gösteriler ve İsrail karşıtı eylemler düzenlendi.
Türkiye, savaşın başından itibaren diplomatik girişimlerde bulunarak, bölgesel barış için çaba harcadı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, birçok kez İsrail'i eleştirerek, Gazze'deki katliamın durdurulması gerektiğini söyledi. Türkiye, Mısır ve Katar ile birlikte ateşkes müzakerelerine destek verdi. Ayrıca, Gazze'ye insani yardım taşıyan konvoyların koordinasyonunda rol aldı.
İnsani Boyut: Hayatını Kaybedenler ve Yerinden Edilenler
Savaşta hayatını kaybedenlerin büyük çoğunluğu sivillerdi. Kadınlar, çocuklar ve yaşlılar en çok etkilenen gruplar arasında yer aldı. Birleşmiş Milletler, Gazze'de 1 milyondan fazla insanın yerinden edildiğini tahmin ediyor. Birçok aile, evlerini kaybetti ve çadır kentlerde yaşam mücadelesi veriyor. Sağlık hizmetlerine erişim kısıtlı; salgın hastalık riski artmış durumda. Eğitim de sekteye uğradı; okullar ya yıkıldı ya da sığınak olarak kullanılıyor.
İsrail tarafında ise, 7 Ekim saldırısında hayatını kaybedenlerin aileleri hala yas tutuyor. Rehin alınan İsraillilerin bir kısmı serbest bırakıldı, ancak bazılarının akıbeti belirsiz. İsrail toplumu, güvenlik endişeleri ve travma ile başa çıkmaya çalışıyor.
Barış İçin Umut Var mı?
Üç yılın sonunda, kalıcı barış için umutlar zayıf. Taraflar arasındaki güvensizlik derin. Ancak uluslararası toplum, iki devletli çözüm için çabalarını sürdürüyor. BM, Arap Birliği ve diğer aktörler, İsrail ve Filistin arasında doğrudan müzakerelerin başlaması gerektiğini vurguluyor. Türkiye, bu süreçte garantör ülke olarak rol alabileceğini belirtiyor.
Uzmanlar, savaşın sona ermesi için öncelikle insani ateşkesin sağlanması, ardından siyasi diyalogun başlaması gerektiğini söylüyor. Filistin'in bağımsız bir devlet olarak tanınması ve İsrail'in güvenlik garantileri, olası bir barışın temelini oluşturabilir. Ancak şu an için, bölgede barış ufukta görünmüyor.
Sonuç olarak, 7 Ekim 2023'te başlayan bu savaş, üç yılını doldurdu. Binlerce insan hayatını kaybetti, milyonlarca insan yerinden edildi. Uluslararası toplum, benzer bir trajedinin yaşanmaması için ateşkes ve kalıcı barış için çaba harcamaya devam ediyor. Ancak gerçek şu ki, bu savaşın yaraları kolay kolay sarılmayacak.