İşgalci İsrail yönetimi, kasım sonunda yapılması planlanan Filistin genel seçimlerinin hazırlıkları kapsamında Filistin Merkezi Seçim Kurulu (FSK) temsilcilerinin Gazze Şeridi ve işgal altındaki Doğu Kudüs'e girişine izin vermedi. Filistinli yetkililer, seçim sürecinin askıya alınmasına yol açabilecek bu engellemenin, seçimlerin özgür ve adil bir ortamda yapılmasını imkânsız kıldığını belirtti.
Seçim Kurulu Gözlemcileri Bölgeye Ulaşamadı
Filistin Merkezi Seçim Kurulu'ndan yapılan yazılı açıklamaya göre, kurul üyeleri ve gözlemciler, seçim hazırlıkları çerçevesinde Gazze Şeridi'ndeki seçim ofislerini denetlemek ve Doğu Kudüs'teki sandık merkezlerinde incelemelerde bulunmak üzere yola çıktı. Ancak İsrail makamları, kurul heyetinin Gazze'ye girişini Erez Sınır Kapısı'nda, Doğu Kudüs'e geçişini ise şehrin kuzeyindeki kontrol noktasında durdurdu. Heyet üyeleri, saatler süren bekleyişin ardından geri dönmek zorunda kaldı.
Filistin Merkezi Seçim Kurulu Başkanı Hana Nasif, yaptığı yazılı açıklamada, "İsrail'in bu engellemesi, seçim sürecinin en temel ayağı olan hazırlık çalışmalarını sekteye uğratmıştır. Gazze ve Doğu Kudüs'teki seçim kurullarımızla fiziksel temas kurmamız engellenmektedir. Bu durum, seçimlerin şeffaflığı ve güvenilirliği konusunda ciddi şüpheler doğurmaktadır" ifadelerini kullandı.
İsrail'den Seçimlere Yönelik Artan Kısıtlamalar
İsrail yönetimi, son haftalarda Filistin seçimlerine yönelik kısıtlamalarını artırdı. Daha önce de Doğu Kudüs'te yaşayan Filistinlilerin seçim merkezlerine erişimini kısıtlayan İsrail, bu kez doğrudan seçim kurulu üyelerini hedef aldı. İsrail makamları, konuya ilişkin resmi bir açıklama yapmaktan kaçınırken, güvenlik gerekçelerini öne sürdüğü bildirildi.
Filistin hükümeti, İsrail'in bu tutumunun 1993 Oslo Anlaşmaları'na aykırı olduğunu vurguladı. Filistin Başbakanı Muhammed İştiyye, haftalık kabine toplantısında yaptığı konuşmada, "İsrail, Filistin seçimlerini sabote etmeye çalışıyor. Doğu Kudüs'te seçim yapılmasını engellemek, işgalin hukuki statüsünü değiştirmeye yönelik bir adımdır. Uluslararası toplumu, İsrail'in bu hukuksuz uygulamalarına karşı tavır almaya çağırıyoruz" dedi.
Uluslararası Tepkiler ve Seçim Takvimi
Avrupa Birliği ve Birleşmiş Milletler, İsrail'in seçim kurulu üyelerine yönelik engellemesini endişeyle karşıladığını açıkladı. AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josep Borrell, yaptığı yazılı açıklamada, "Filistin genel seçimleri, Filistin halkının demokratik iradesini yansıtması açısından kritik öneme sahiptir. İsrail'in seçim sürecine yönelik her türlü müdahalesi kabul edilemez. Tüm tarafları seçimlerin özgür ve adil bir şekilde yapılmasını sağlamaya davet ediyoruz" dedi.
Filistin Merkezi Seçim Kurulu, seçimlerin 28 Kasım'da yapılmasını planlıyordu. Ancak İsrail'in engellemeleri ve Doğu Kudüs'te seçim yapılmasına izin verilmemesi nedeniyle takvimin askıya alınması gündemde. Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas, geçtiğimiz hafta yaptığı açıklamada, Doğu Kudüs'te seçim yapılmaması halinde seçimlerin gerçekleştirilmeyeceğini duyurmuştu. Abbas, "Kudüs'süz seçim olmaz. Doğu Kudüs'te sandıklar kurulmazsa biz de seçime gitmeyiz" demişti.
Ekonomik ve Siyasi Sonuçları
Seçimlerin belirsizliğe sürüklenmesi, Filistin ekonomisinde de dalgalanmalara yol açtı. Ramallah Merkezli Ekonomik Araştırmalar Vakfı'na göre, seçim belirsizliği nedeniyle yatırımcı güveni azaldı ve Filistin borsası son bir haftada yüzde 2,3 değer kaybetti. Uluslararası bağışçıların seçim sonrası yeniden yapılandırma fonlarını askıya alabileceği belirtiliyor.
Uzmanlar, İsrail'in bu hamlesinin sadece seçimleri değil, aynı zamanda Filistin iç siyasetindeki birliği de hedef aldığını değerlendiriyor. Filistinli siyasi analist Halil Şikaki, "İsrail, Hamas ve Fetih arasındaki uzlaşmayı baltalamak için seçim sürecini sabote ediyor. Gazze ve Doğu Kudüs'ün seçim dışında kalması, Filistin siyasetinde derin bir meşruiyet krizine yol açar" dedi.
Filistin Merkezi Seçim Kurulu, İsrail'in engellemelerine rağmen seçim hazırlıklarını sürdürmekte kararlı olduğunu açıkladı. Kurul, uluslararası gözlemcilere ve insan hakları örgütlerine çağrıda bulunarak, İsrail'in uygulamalarını belgelemelerini ve baskı yapmalarını istedi. Ancak İsrail'in tutumunu değiştirmemesi halinde seçimlerin yapılması giderek zorlaşıyor. Filistin halkı, sandık başına gidip gidemeyeceğini belirsizlik içinde bekliyor.