Filistin Kurtuluş Örgütü'ne (FKÖ) bağlı Ayrım Duvarı ve Yahudi Yerleşim Birimleriyle Mücadele Konseyi, İsrail makamlarının işgal altındaki Batı Şeria'da 1670 yeni konut inşasını içeren 13 planı ele aldığını bildirdi. Konsey, bu adımın uluslararası hukuka aykırı olduğunu ve İsrail'in 12 ülkeye meydan okuduğunu vurguladı. Karar, bölgede gerilimi tırmandırırken, Filistin yönetimi ve uluslararası toplumdan tepkiler yükseliyor.
Yerleşim Planlarının Detayları
FKÖ'ye bağlı konseyin açıklamasına göre, İsrail sivil idaresi tarafından ele alınan 13 plan, Batı Şeria'nın çeşitli bölgelerinde 1670 yeni konut birimini kapsıyor. Bu planların çoğu, mevcut yerleşim bloklarının genişletilmesine yönelik. Söz konusu inşaat faaliyetleri, özellikle Ramallah, Nablus ve El Halil çevresindeki yerleşim yerlerinde yoğunlaşıyor. Konsey, planların onaylanması halinde bölgede 12 ülkenin diplomatik temsilciliklerine yakın alanlarda yeni yerleşim birimlerinin kurulacağını, bunun da uluslararası toplumun tepkisini çekeceğini belirtti.
İsrail makamları, söz konusu planların "rutin imar süreçleri" olduğunu savunurken, Filistin tarafı bu adımların iki devletli çözümü fiilen imkansız hale getirdiğini dile getiriyor. Konsey, 1670 konutun yanı sıra altyapı çalışmalarının da planlandığını, bunların arasında yeni yollar, su şebekeleri ve elektrik hatlarının bulunduğunu aktardı.
Uluslararası Tepkiler ve Hukuki Durum
Uluslararası hukuka göre, işgal altındaki topraklarda yerleşim inşası Cenevre Sözleşmeleri'ne aykırı. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin 2334 sayılı kararı, İsrail'in 1967'den bu yana işgal ettiği topraklardaki tüm yerleşim faaliyetlerini "uluslararası hukukun açık ihlali" olarak tanımlıyor. Ancak İsrail, bu kararı tanımadığını defalarca beyan etti. Konsey, İsrail'in 12 ülkeye meydan okumasını, bu ülkelerin büyükelçiliklerinin bulunduğu bölgelerde yeni yerleşim planları hazırlamasına bağlıyor. Söz konusu 12 ülke arasında Avrupa Birliği üyeleri ve bazı Asya ülkeleri bulunuyor.
Filistin Dışişleri Bakanlığı, konuya ilişkin yaptığı yazılı açıklamada, "İsrail'in bu adımları, bölgede barış umutlarını yok etmeye yönelik kasıtlı bir stratejidir" ifadesini kullandı. Avrupa Birliği Dış İlişkiler Servisi ise yaptığı açıklamada, yerleşim planlarını "derin endişeyle" karşıladıklarını ve İsrail'i uluslararası hukuka saygı duymaya çağırdıklarını bildirdi. ABD Dışişleri Bakanlığı'ndan henüz resmi bir açıklama gelmedi.
Bölgesel ve Küresel Yansımalar
Batı Şeria'daki yerleşim faaliyetleri, İsrail ile Filistin yönetimi arasındaki barış görüşmelerini uzun süredir akamete uğratıyor. 1993 Oslo Anlaşmaları'ndan bu yana yürütülen müzakereler, yerleşim genişlemesi nedeniyle defalarca kesintiye uğradı. Son olarak 2020 yılında eski ABD Başkanı Donald Trump'ın açıkladığı "Yüzyılın Anlaşması" olarak bilinen plan, Filistin tarafından reddedilmişti. İsrail'in şu anki koalisyon hükümeti, yerleşim inşasını hızlandırma politikasını sürdürüyor.
Konsey'in raporuna göre, 2023 yılı başından bu yana Batı Şeria'da onaylanan konut sayısı 10 bini aştı. Bu, son yılların en yüksek rakamı olarak kayıtlara geçti. Uluslararası Kızılhaç Komitesi, bölgede artan yerleşim faaliyetlerinin Filistinli sivillerin günlük yaşamını daha da zorlaştırdığını, tarım arazilerine erişimin kısıtlandığını ve su kaynaklarının azaldığını rapor ediyor.
İsrail'in 12 ülkeye meydan okuması, sadece bölgesel değil küresel dengeler açısından da önemli. Avrupa Birliği, İsrail ile arasındaki ticari ve siyasi ilişkileri gözden geçirebileceğini ima etti. Bazı AB ülkeleri, yerleşim ürünlerinin etiketlenmesi konusunda yeni adımlar atmayı planlıyor. Ancak İsrail'in en büyük destekçisi ABD'nin tutumu belirleyici olacak. Washington yönetimi, İsrail'in güvenlik kaygılarını paylaşmakla birlikte, yerleşim faaliyetlerinin barış sürecine zarar verdiğini kabul ediyor.
FKÖ yetkilileri, uluslararası toplumu acil önlem almaya çağırıyor. Konsey, İsrail'in bu planları hayata geçirmesi halinde bölgede yeni bir intifada (ayaklanma) riskinin arttığını, bunun da hem İsrail hem de Filistin halkı için yıkıcı sonuçlar doğuracağını uyarısında bulunuyor. Filistin yönetimi, konuyu Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'ne taşımayı planlıyor. Ancak ABD'nin veto yetkisi nedeniyle bu girişimin sonuçsuz kalması muhtemel.
Bölgedeki gelişmeler, İsrail'in uluslararası alanda giderek daha fazla izole olduğunu gösteriyor. Son yıllarda bazı Arap ülkeleriyle imzalanan Abraham Anlaşmaları, ilişkilerin normalleşmesi yönünde adımlar olsa da, yerleşim sorunu bu süreci gölgeliyor. Suudi Arabistan'ın da İsrail ile normalleşme görüşmeleri yürüttüğü biliniyor, ancak Riyad yönetimi Filistin meselesinin çözülmeden normalleşmenin mümkün olmayacağını belirtiyor.
İsrail'in Batı Şeria'daki 1670 konutluk yeni planı, uluslararası hukuku hiçe sayan bir adım olarak değerlendiriliyor. Uluslararası toplumun etkili bir yaptırım uygulamaması, İsrail'in bu politikasını sürdürmesinin önünü açıyor. Filistin tarafı ise diplomatik girişimlerini sürdürüyor. Bölgede kalıcı barış için iki devletli çözümün tek yol olduğu, ancak yerleşim faaliyetlerinin bu çözümü imkansızlaştırdığı belirtiliyor. Önümüzdeki günlerde İsrail'in planları onaylayıp onaylamayacağı, bölgesel gerilimin seyrini belirleyecek.