İstanbul Sanayi Odası (İSO) Başkanı Erdal Bahçıvan, Türkiye ekonomisinde sanayinin ağırlığının azalmasına dikkat çekerek, ülkenin sanayileşme sürecini tamamlamadan 'erken sanayisizleşme' riskiyle karşı karşıya olduğunu söyledi. Bahçıvan, bu gidişin önüne geçilmesi için üretim odaklı ve bütüncül bir sanayi politikası izlenmesi gerektiğini vurguladı.
Sanayi istihdamı ve katma değerdeki düşüş
Bahçıvan, son yıllarda sanayi sektörünün gayri safi yurt içi hasıla (GSYH) içindeki payının belirgin şekilde azaldığını, buna paralel olarak sanayi istihdamının da gerilediğini ifade etti. İmalat sanayinin katma değer artış hızının, hizmetler sektörünün gerisinde kaldığını belirten Bahçıvan, bu durumun Türkiye'nin kalkınma hedefleri açısından ciddi bir tehdit oluşturduğunu kaydetti.
Sanayisizleşmenin gelişmiş ülkelerde belirli bir gelir düzeyine ulaştıktan sonra doğal bir süreç olarak görülebileceğini ancak Türkiye'nin henüz o noktada olmadığını dile getiren Bahçıvan, 'Biz daha orta gelir tuzağından çıkmadan sanayiden uzaklaşıyoruz. Bu, kalkınma sürecimizi sekteye uğratabilir' dedi.
Sanayi politikasında 'bütüncül yaklaşım' şart
Erdal Bahçıvan, erken sanayisizleşme riskine karşı kapsamlı bir sanayi politikasının hayata geçirilmesi gerektiğinin altını çizdi. Sadece teşviklerle değil, eğitimden altyapıya, finansmana ve teknolojiye kadar tüm bileşenleri içeren bütüncül bir yaklaşımın şart olduğunu söyledi. Bahçıvan, 'Üretimde verimliliği artıracak, katma değeri yüksek ürünlere yönelmeyi sağlayacak, Ar-Ge ve inovasyona dayalı bir dönüşüm şart. Bu dönüşümü gerçekleştirmezsek, sanayide rekabet gücümüzü kaybederiz' ifadelerini kullandı.
İSO Başkanı, sanayi sektörünün karşılaştığı finansman sorunlarına da değinerek, özellikle KOBİ'lerin uygun kredi koşullarına erişiminin artırılması gerektiğini belirtti. Ayrıca enerji maliyetlerinin ve girdi fiyatlarındaki dalgalanmaların sanayicinin rekabet gücünü olumsuz etkilediğini vurguladı.
Türkiye'nin sanayi serüveni ve gelecek perspektifi
Türkiye, 1960'lardan itibaren ithal ikameci politikalar ve 1980'lerdeki liberalizasyonla birlikte sanayileşme çabası içinde oldu. 2000'li yıllarda özellikle otomotiv, beyaz eşya ve tekstil sektörlerinde küresel oyuncu konumuna yükseldi. Ancak son çeyrek yüzyılda sanayinin milli gelir içindeki payı sürekli geriledi. 1998'de yüzde 25 seviyesinde olan imalat sanayinin payı, 2023 itibarıyla yüzde 19'un altına düştü. Bu düşüş, 'erken sanayisizleşme' kavramını tartışmaya açtı.
Uzmanlar, gelişmekte olan ülkelerin çoğunun, gelişmiş ülkelere kıyasla daha düşük gelir seviyelerinde sanayisizleşme yaşadığına dikkat çekiyor. Türkiye'nin bu kategoride değerlendirilebileceğini ifade eden iktisatçılar, sürdürülebilir büyüme için imalat sanayinin yeniden canlandırılmasının kritik olduğunu savunuyor.
İSO Başkanı Bahçıvan'ın uyarıları, iş dünyasında ve ekonomi yönetiminde yankı buldu. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı'nın son dönemde açıkladığı 'Sanayide Yeşil Dönüşüm' ve 'Dijital Dönüşüm' programları, bu yönde atılmış adımlar olarak görülüyor. Ancak Bahçıvan, bu programların yaygınlaştırılması ve daha kapsayıcı hale getirilmesi gerektiğini belirtiyor.
Erken sanayisizleşme, sadece ekonomik büyümeyi değil, aynı zamanda istihdam yapısını ve gelir dağılımını da etkiliyor. Sanayi, nitelikli işgücü için önemli bir istihdam alanı sunarken, sanayiden uzaklaşma işsizliği artırabilir. Bahçıvan, 'Sanayi olmadan Ar-Ge, inovasyon ve teknoloji geliştirmemiz mümkün değil. Bunu unutmamalıyız' diyerek, sanayi sektörünün ekosistemin temelini oluşturduğunu vurguladı.
Önümüzdeki dönemde politikacıların ve bürokratların bu uyarıları dikkate alarak, sanayiyi destekleyen uygulamaları hayata geçirmeleri bekleniyor. Aksi takdirde, Türkiye'nin orta gelir tuzağından çıkması ve yüksek gelirli ülkeler arasına girmesi zorlaşabilir.