Hatay'da 6 Şubat depremlerinde yıkılan ve 125 kişinin hayatını kaybettiği İskenderun Devlet Hastanesi A Blok ile ilgili tazminat davalarında bilirkişi raporları arasındaki çelişki ortaya çıktı. Raporda Sağlık Bakanlığı'na yüzde 95, AFAD'a yüzde 5 kusur verilirken, diğer bir raporda ise farklı oranlar belirtildi. Davalar, felaketin ardından bir yılı aşkın süredir devam ediyor.
Bilirkişi raporlarındaki çelişki
Depremde yıkılan hastane binasının müteahhit firması ve kamu kurumlarına karşı açılan tazminat davalarında mahkemece atanan bilirkişi heyeti, iki ayrı rapor hazırladı. İlk raporda, Sağlık Bakanlığı'nın yüzde 95, AFAD'ın ise yüzde 5 kusurlu olduğu belirtildi. Gerekçe olarak, hastane binasının deprem yönetmeliğine uygun inşa edilmediği ve denetimlerin yetersiz olduğu ifade edildi. Ancak ikinci raporda, müteahhit firmanın yanı sıra ilgili belediye ve yapı denetim firmasının da kusurlu olduğu, kamu kurumlarının kusur oranının daha düşük olduğu savunuldu. Bu çelişki, davanın seyrini etkileyebilir.
Tazminat davalarının seyri
Hayatını kaybedenlerin yakınları tarafından açılan tazminat davalarında, müteahhit firma, Sağlık Bakanlığı, AFAD ve diğer ilgili kurumlar davalı olarak yer alıyor. Davacı avukatları, bilirkişi raporlarındaki çelişkilerin giderilmesi için yeni bir bilirkişi atanmasını talep etti. Mahkeme, tarafların itirazlarını değerlendirerek karar verecek. Depremde binanın yıkılması sonucu 125 kişi hayatını kaybederken, çok sayıda kişi de yaralanmıştı.
Hastanenin A Blok'u, 2012 yılında hizmete girmiş ve depreme dayanıklı olduğu iddia edilmişti. Ancak 6 Şubat depremlerinde bina tamamen yıkıldı. Olayla ilgili başlatılan soruşturma kapsamında bazı yetkililer gözaltına alınmış ancak adli süreç devam ediyor.
Bağlam ve arka plan
Kahramanmaraş merkezli depremler, Türkiye'de bina güvenliği ve denetim mekanizmalarını yeniden tartışmaya açtı. İskenderun Devlet Hastanesi örneği, kamuya ait yapıların deprem güvenliği konusundaki eksiklikleri gözler önüne serdi. Tazminat davaları, depremzedelerin adalet arayışının bir parçası olarak yakından takip ediliyor. Bilirkişi raporlarındaki çelişkiler, yargı sürecinin sağlıklı işlemesi için daha kapsamlı bir inceleme yapılması gerektiğini ortaya koyuyor.