Almanya'nın Saksonya-Anhalt eyaletinde dün yapılan eyalet parlamentosu seçimlerinde aşırı sağcı Almanya için Alternatif (AfD) partisi, resmi olmayan sonuçlara göre oyların %44'ünü alarak tarihi bir başarıya imza attı. Bu sonuç, AfD'nin İkinci Dünya Savaşı sonrası dönemde bir Alman eyaletinde hükümet kurmaya en çok yaklaştığı seçim olarak kayda geçti. Parti, anketlerin öngördüğünün de üzerinde bir performans sergileyerek eyalet meclisinde mutlak çoğunluğa ulaşma eşiğine geldi.
Seçim Sonuçları ve Siyasi Dengeler
Sandık çıkış anketlerine göre AfD, Saksonya-Anhalt'ta oyların %44'ünü alarak açık ara birinci parti oldu. Bu oran, partinin 2016'daki seçimlerde elde ettiği %24,3'lük oy oranının neredeyse iki katı. Hristiyan Demokrat Birlik (CDU) ise büyük oy kaybı yaşayarak %20 civarında kaldı. Sol Parti (Die Linke) ve Sosyal Demokrat Parti (SPD) de önemli ölçüde eridi. Yeşiller ve FDP ise eyalet meclisine girmeyi başaramadı. Bu tablo, eyalette geleneksel partilerin ciddi bir erozyon yaşadığını gösteriyor.
AfD'nin bu zaferi, partinin göç karşıtı ve İslam eleştirisi içeren söylemlerinin yanı sıra Doğu Almanya'daki ekonomik hoşnutsuzluk ve merkezi hükümete duyulan güvensizlikten beslendiği yorumları yapılıyor. Özellikle Saksonya-Anhalt gibi eski Doğu Almanya eyaletlerinde, 1990 sonrası dönüşümün yarattığı hayal kırıklığı ve sosyal adaletsizlik algısı, aşırı sağın yükselişinde kilit rol oynuyor.
Hükümet Kurma Senaryoları ve Siyasi İzolasyon
AfD'nin %44 oy oranı, tek başına iktidar için gereken %50+1 çoğunluğa ulaşamasa da, eyalet parlamentosunda en güçlü parti olarak hükümet kurma müzakerelerinde belirleyici bir aktör haline gelmesi anlamına geliyor. Ancak diğer tüm partiler, AfD ile koalisyon kurmayı reddediyor. Bu durumda ya CDU, SPD ve Sol Parti'den oluşan bir koalisyon ya da azınlık hükümeti gibi seçenekler masada. Fakat bu partilerin toplam sandalye sayısı, AfD'nin tek başına elde ettiği sandalyeye yakın bile değil. Bu da eyalette siyasi bir kilitlenme veya erken seçim ihtimalini gündeme getiriyor.
Almanya'da federal düzeyde AfD ile işbirliği yapılmasına yönelik kesin bir 'yangın duvarı' (Brandmauer) politikası uygulanıyor. Ancak Saksonya-Anhalt'taki bu sonuç, bu duvarın ne kadar dayanıklı olduğunu sorgulatıyor. AfD'nin eyalet başbakanını çıkarma ihtimali, federal siyasette de büyük yankı uyandıracak.
AfD'nin Yükselişinin Arka Planı
AfD, 2013 yılında Avrupa Birliği karşıtı bir parti olarak kuruldu. Zamanla göçmen karşıtı ve İslam düşmanı söylemlere kayarak Almanya'nın siyasi yelpazesinde en sağda konumlandı. Parti, 2017 federal seçimlerinde ilk kez Bundestag'a girerek büyük bir sürpriz yaptı. O zamandan bu yana yapılan tüm seçimlerde oyunu artırarak ana akım partileri zorluyor. Özellikle Doğu Almanya'da %30'un üzerinde oy oranlarına ulaşan AfD, batı eyaletlerinde ise daha düşük oy alıyor. Saksonya-Anhalt, AfD'nin kalesi olarak biliniyor. 2016'daki seçimlerde %24,3 oy alan parti, 2021 federal seçimlerinde ise bu eyalette %19,5 oy almıştı. Bu seçimdeki %44'lük patlama, partinin son yıllarda yürüttüğü sokak hareketleri, sosyal medya kampanyaları ve ekonomik kriz ortamındaki popülist söylemlerinin bir sonucu olarak değerlendiriliyor.
Ayrıca Ukrayna savaşı sonrası enerji fiyatlarındaki artış, enflasyon ve göçmen akını gibi konular, AfD'nin elini güçlendirdi. Parti, mevcut hükümetin yetersiz kaldığını savunarak 'Almanya'yı geri almak' sloganıyla kampanya yürüttü.
Politik Yansımalar ve Gelecek
Bu sonuç, Almanya'nın federal siyaseti için de bir uyarı niteliğinde. 2025 federal seçimleri öncesinde AfD'nin anketlerde %20 civarında seyretmesi, ana akım partilerin stratejilerini yeniden gözden geçirmesine yol açabilir. Özellikle CDU'nun AfD ile işbirliği yapma konusundaki tutumu tartışmaya açılabilir. Saksonya-Anhalt'ta yaşananlar, Avrupa genelinde aşırı sağın yükselişinin bir yansıması olarak da okunuyor. Fransa'da Ulusal Birlik, İtalya'da Meloni hükümeti ve diğer Avrupa ülkelerindeki benzer eğilimler, bu tabloyu güçlendiriyor.
Almanya'da anayasa koruma teşkilatı, AfD'nin bazı kanatlarını 'aşırı sağcı' olarak izliyor. Partinin Saksonya-Anhalt'taki zaferi, bu izleme statüsünü değiştirmeyecek ancak siyasi meşruiyet tartışmalarını alevlendirecek. Önümüzdeki günlerde eyalet parlamentosunda yapılacak oturumlar ve hükümet kurma çabaları, Almanya'nın siyasi geleceği açısından kritik önem taşıyor.
AfD'nin bu başarısı, sadece bir eyalet seçimi olmanın ötesinde, Almanya'nın demokratik düzenine yönelik bir meydan okuma olarak değerlendiriliyor. Partinin söylemleri ve kadroları, ülkenin anayasal değerleriyle çelişiyor olsa da, seçmen desteği her geçen gün artıyor. Bu durum, ana akım partilerin neden olduğu hayal kırıklığının bir sonucu olarak da okunabilir. Saksonya-Anhalt'ta elde edilen %44'lük oy, AfD'nin artık marjinal bir parti olmadığını, aksine iktidara yürüyen bir hareket olduğunu gösteriyor. Önümüzdeki dönemde Almanya'nın iç siyaseti, bu yeni gerçeklik etrafında şekillenecek gibi görünüyor.