İktidar, sendikaların karşı çıkmasına rağmen uzaktan çalışma uygulamasının kapsamını genişletiyor. Yeni düzenlemeyle birlikte işçiler hem fiziksel işyerinde hem de uzaktan çalıştırılabilecek. Böylece işverenlere hibrit çalışma modelini zorunlu kılma yetkisi tanınırken, işçi temsilcileri bu adımın çalışma koşullarını daha da ağırlaştıracağını savunuyor.
Hibrit çalışma dönemi resmen başlıyor
Hükümetin hazırladığı yeni yasal düzenleme, uzaktan çalışmayı yalnızca evden çalışma olarak tanımlamıyor; işçinin işyerinde ve işyeri dışında karma biçimde çalıştırılmasının önünü açıyor. Düzenlemeye göre işveren, iş sözleşmesine ekleyeceği bir hükümle çalışanına haftanın belirli günlerinde uzaktan, kalan günlerde işyerinde çalışma zorunluluğu getirebilecek. Bu model, pandemi döneminde yaygınlaşan uzaktan çalışmanın kalıcı hale gelmesi olarak yorumlanıyor. Ancak iktidarın asıl amacı, uzaktan çalışmayı yalnızca salgın gibi olağanüstü durumlarla sınırlı tutmaktan çıkarıp genel çalışma hayatının bir parçası yapmak.
Sendikalar ise düzenlemenin işçi aleyhine sonuçlar doğuracağını belirtiyor. Türkiye'deki başlıca işçi konfederasyonları, uzaktan çalışmanın denetiminin zor olduğunu, fazla mesai, iş sağlığı ve güvenliği ile sosyal güvenlik haklarında gerilemeye yol açacağını ifade ediyor. Ayrıca işverenin tek taraflı olarak çalışma yerini değiştirebilmesinin iş güvencesini zedeleyeceği vurgulanıyor.
Sendikalar: 'Bu düzenleme işçiyi güvencesizleştirir'
Sendika temsilcileri, uzaktan çalışmanın yasal güvence altına alınması gerektiğini ancak mevcut tasarının bunu sağlamadığını dile getiriyor. Açıklamalara göre, işçinin evinde kullandığı elektrik, internet ve ısınma gibi giderlerin işveren tarafından karşılanması gerekiyor; ancak yeni düzenleme bu konuda net bir yükümlülük getirmiyor. Öte yandan uzaktan çalışan işçilerin sendikal örgütlenme ve toplu sözleşme haklarından fiilen yararlanamaması da eleştiriler arasında. Sendikalar, hükümetin bu adımı atarken işçi temsilcilerinin görüşlerini yeterince dikkate almadığını savunuyor.
Hükümet cephesinden yapılan açıklamalarda ise düzenlemenin iş-yaşam dengesini güçlendireceği, işverenlere esneklik sağlayacağı ve kadın istihdamını artıracağı öne sürülüyor. Yetkililer, uzaktan çalışmanın yaygınlaşmasının şehirlerdeki trafik yoğunluğunu azaltacağını ve ofis maliyetlerini düşüreceğini belirtiyor.
Yasal çerçeve ve uygulama tartışmaları
Uzaktan çalışma, 4857 sayılı İş Kanunu'nda 2016 yılında yapılan değişiklikle kısmen düzenlenmişti. Ancak mevcut hükümler, çalışma modelinin ayrıntılarını tarafların anlaşmasına bırakıyor. Yeni düzenleme ile birlikte hibrit modelin yasal bir tanıma kavuşması ve iş sözleşmelerinde daha sık yer alması bekleniyor. Uzmanlar, uygulamanın iş mahkemelerine taşınacağını ve içtihat oluşana kadar belirsizlik yaşanacağını öngörüyor. İşveren örgütleri ise düzenlemeyi olumlu karşılarken, detayların netleştirilmesi gerektiğini söylüyor.
Küresel ölçekte bakıldığında, uzaktan ve hibrit çalışma modelleri Kovid-19 salgını sonrasında birçok ülkede kalıcı hale geldi. Avrupa Birliği ülkelerinde uzaktan çalışma oranı salgın öncesine göre iki kat arttı. Türkiye'de ise TÜİK verilerine göre 2023 yılında uzaktan çalışanların toplam istihdam içindeki payı yüzde 10'un üzerinde seyrediyor. Bu oran, düzenlemenin genişletilmesiyle daha da artabilir. Ancak işçi hakları açısından bakıldığında, esnek çalışma biçimlerinin denetimden uzaklaşması riski her zaman mevcut. Bu nedenle yeni düzenlemenin yalnızca işveren lehine değil, işçinin korunmasına yönelik güvenceler de içermesi gerekiyor. Aksi halde uzaktan çalışma, işçiler için bir hak değil, güvencesizliğin yeni adı haline gelebilir.