İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Muhsin Rızai, ABD Başkanı Donald Trump'ın "müzakereye açığız" söylemine karşılık, "İran'ın şartları yerine getirilene kadar görüşme yok" dedi. Rızai, yaptığı yazılı açıklamada, ABD'nin yaptırımları sürdürdüğü ve askeri tehditler savurduğu bir ortamda müzakere çağrısının samimi olmadığını belirtti. İran'ın ön koşullarını net bir şekilde ortaya koyduğunu vurgulayan Rızai, "ABD önce yaptırımları kaldırmalı, İran'a yönelik askeri tehditleri sonlandırmalı ve nükleer anlaşmadan çekilmesinin yarattığı tahribatı telafi etmelidir" ifadelerini kullandı.
ABD'nin müzakere çağrısına İran'dan red
ABD Başkanı Donald Trump, geçtiğimiz günlerde yaptığı açıklamada İran ile müzakereye açık olduklarını belirtmiş, ancak İran'ın nükleer programından vazgeçmesi gerektiğini yinelemişti. Trump, "İran ile görüşmek istiyoruz, ancak onların nükleer silah peşinde koşmasına asla izin vermeyeceğiz" demişti. Bu açıklamaya İran'dan ilk resmi yanıt, Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Muhsin Rızai'den geldi. Rızai, ABD'nin samimiyetsiz olduğunu savunarak, "Maksimum baskı politikası devam ederken müzakere çağrısı yapmak çelişkidir. İran, baskı altında müzakere etmez" dedi.
Rızai, İran'ın müzakere için öne sürdüğü şartları şöyle sıraladı: ABD'nin tüm yaptırımları derhal ve koşulsuz kaldırması, İran'a yönelik askeri tehditleri sonlandırması, 2015 nükleer anlaşmasına (JCPOA) geri dönmesi ve İran'a yönelik hasarın tazmin edilmesi. Rızai, "Bu şartlar yerine getirilmeden hiçbir görüşme olmayacak. İran, egemenliğine ve ulusal çıkarlarına saygı duyulmasını beklemektedir" diye konuştu.
İran'ın şartları ve nükleer anlaşmanın durumu
2015 yılında İran ile P5+1 ülkeleri (ABD, Rusya, Çin, İngiltere, Fransa ve Almanya) arasında imzalanan Kapsamlı Ortak Eylem Planı (JCPOA) kapsamında İran, nükleer programını sınırlandırmayı kabul etmiş, karşılığında ekonomik yaptırımların kaldırılmasını sağlamıştı. Ancak 2018'de ABD Başkanı Donald Trump, anlaşmadan tek taraflı olarak çekildi ve İran'a yönelik yaptırımları yeniden başlattı. İran da anlaşma kapsamındaki taahhütlerini kademeli olarak askıya aldı. Son dönemde İran, uranyum zenginleştirme oranını %60'a kadar çıkardığını açıklamıştı. Batılı ülkeler, bu adımı endişeyle karşılamıştı. İran ise nükleer programının barışçıl olduğunu savunuyor.
Uzmanlar, ABD ile İran arasındaki müzakere çağrılarının seçim dönemlerinde arttığını, ancak somut bir adım atılmadığını belirtiyor. Trump'ın başkanlık seçimleri öncesinde Orta Doğu'da bir dış politika başarısı elde etmek isteyebileceği, ancak İran'ın ön koşulları nedeniyle bunun zor olduğu ifade ediliyor.
İran'ın müzakereye kapıyı tamamen kapatmadığı, ancak ön koşulların yerine getirilmesini beklediği görülüyor. Rızai, "İran her zaman diyalogdan yanadır, ancak bu diyalog eşitler arasında ve karşılıklı saygı temelinde olmalıdır" dedi. ABD yönetiminden ise henüz yeni bir açıklama gelmedi. Beyaz Saray Sözcüsü, konuya ilişkin soruları yanıtsız bıraktı.
Uluslararası tepkiler ve olası senaryolar
İran'ın açıklaması, uluslararası kamuoyunda geniş yankı buldu. Rusya ve Çin, ABD'yi yaptırımları kaldırmaya ve diplomasiye dönmeye çağırdı. Avrupa Birliği ise taraflara itidal çağrısı yaparak, müzakere masasına dönülmesi gerektiğini vurguladı. BM Genel Sekreteri Antonio Guterres, "Orta Doğu'da gerilimin düşürülmesi için diyalog şart" dedi.
Bölgesel uzmanlar, İran'ın ön koşullarının ABD tarafından kabul edilmesinin kısa vadede zor olduğunu, ancak arka kanallardan görüşmelerin sürebileceğini belirtiyor. İran'ın nükleer programındaki ilerlemesi, İsrail ve Suudi Arabistan gibi ülkeleri endişelendiriyor. Bu ülkeler, İran'a yönelik daha sert bir tutum izlenmesini istiyor.
Öte yandan, İran iç siyasetinde de müzakere konusunda farklı görüşler var. Reformist kanat, diplomasiye şans verilmesi gerektiğini savunurken, muhafazakarlar ABD'ye güvenilmemesi gerektiğini vurguluyor. Dinî lider Ali Hamaney, daha önce yaptığı açıklamada ABD ile müzakereye sıcak bakmadığını belirtmişti. Rızai'nin açıklaması, bu çizgiyle uyumlu görünüyor.
Sonuç olarak, İran'ın müzakere çağrısına yanıtı, ABD'nin ön koşulları yerine getirmemesi durumunda görüşmelerin başlamayacağını gösteriyor. İran, yaptırımların kaldırılmasını ve güvenlik garantilerini talep ederken, ABD ise İran'ın nükleer programını sınırlandırmasını istiyor. Bu karşılıklı talepler, kısa vadede bir uzlaşma ihtimalini düşürüyor. Ancak diplomasi kanallarının tamamen kapanmadığı, tarafların pozisyonlarını netleştirdiği bir dönemdeyiz. Önümüzdeki günlerde ABD'den gelecek yanıt, sürecin yönünü belirleyecek.