İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, bugün düzenlediği haftalık basın toplantısında ABD ve İsrail'e yönelik sert uyarılarda bulundu. Bekayi, “Ülkemize yönelik herhangi bir saldırı kesin ve doğrudan bir karşılık bulacaktır. Silahlı kuvvetlerimiz her türlü senaryoya karşı tam hazırlıklıdır” ifadelerini kullandı. Açıklama, bölgede artan gerilimin ortasında geldi.
Tahran'dan Washington'a net mesaj
Bekayi, ABD'nin İran'a yönelik yeni yaptırım ve askeri tehditlerine atıfta bulunarak, “Hiçbir güç, İran'ın egemenliğine ve toprak bütünlüğüne saygısızlık edemez. Bu tür eylemlerin sonuçları ağır olacaktır” dedi. Sözcü, İran Devrim Muhafızları ve düzenli ordusunun son tatbikatlarına da değinerek, bu tatbikatların savunma amaçlı olduğunu ancak caydırıcılığı artırdığını vurguladı.
İsrail'e yönelik tehditler
Bekayi, İsrail'in Suriye ve Lübnan'daki faaliyetlerine de tepki gösterdi. “İşgalci rejim, bölgedeki istikrarsızlığın başlıca kaynağıdır. İran, müttefiklerine yönelik her saldırıyı kendine yapılmış sayar” diye konuştu. İsrail'in son dönemde İran'ın nükleer tesislerine yönelik olası operasyon iddialarını gündeme getiren Bekayi, “Nükleer tesislerimiz uluslararası denetim altındadır ve herhangi bir saldırıya karşı korunmaktadır” dedi.
Bölgesel ve küresel bağlam
İran'ın bu açıklamaları, ABD-İsrail arasında artan askeri işbirliği ve Viyana'da devam eden nükleer müzakerelerin çıkmaza girmesiyle aynı döneme denk geliyor. Uzmanlar, Tahran'ın bu söyleminin hem iç kamuoyuna güven vermek hem de dış dünyaya karşı sert duruşunu sergilemek amacı taşıdığını belirtiyor. İran'ın “kesin ve doğrudan” vurgusu, daha önceki dolaylı tehditlerden farklı olarak doğrudan bir çatışma durumunda tüm seçeneklerin masada olduğunu ima ediyor.
Tarihsel arka plan
İran ile ABD arasındaki gerilim, 1979 İslam Devrimi'nden bu yana inişli çıkışlı bir seyir izliyor. 2020'de ABD'nin Bağdat'ta İranlı General Kasım Süleymani'yi öldürmesinin ardından iki ülke savaşın eşiğine gelmişti. İsrail'in İran'ın nükleer programına yönelik sabotaj eylemleri de Tahran'ın güvenlik endişelerini artırıyor. Bekayi'nin son açıklamaları, bu bağlamda İran'ın kırmızı çizgilerini netleştirme çabası olarak okunuyor.
Ekonomik yaptırımlar ve direnç
Sözcü, ABD yaptırımlarının İran ekonomisi üzerindeki etkisini küçümsedi: “Yıllardır süren ambargolara rağmen ekonomimiz ayakta. Yeni yaptırımlar bizi yıldıramaz.” İran'ın Çin ve Rusya ile artan ticari işbirliğine dikkat çeken Bekayi, alternatif pazarlar ve finansal kanallar oluşturduklarını söyledi. Bu açıklamalar, İran'ın uluslararası izolasyona karşı dirençli olduğu imajını pekiştirme amacı taşıyor.
Diplomatik çabalar ve mesaj
Bekayi, bir yandan da diplomasiye açık olduklarını yineledi: “Müzakere masasına her zaman hazırız, ancak tehdit altında müzakere etmeyiz.” Bu sözler, İran'ın nükleer anlaşma müzakerelerinde Batı'dan somut adımlar beklediğini gösteriyor. ABD'nin İran'a yönelik “azami baskı” politikasının başarısız olduğunu savunan sözcü, “Baskı değil, saygı ve eşitlik temelinde ilişki kurulmalı” dedi.
Bölgesel yansımalar
İran'ın bu sert söylemi, Körfez ülkeleri ve diğer bölgesel aktörler tarafından da yakından takip ediliyor. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri, İran'la son dönemde diplomatik temaslarını artırmıştı. Ancak Bekayi'nin tehditkar tonu, bu yumuşama sürecini gölgeleyebilir. Öte yandan, İran yanlısı grupların Irak, Suriye ve Yemen'deki faaliyetleri, Tahran'ın bölgedeki etkisini sürdürdüğünü gösteriyor.
Sonuç olarak İran'ın bu açıklaması, bölgede tırmanan gerilime ve uluslararası toplumun İran'a yönelik tutumuna bir yanıt niteliği taşıyor. “Kesin ve doğrudan” karşılık vurgusu, Tahran'ın artık dolaylı yollardan değil, doğrudan çatışma olasılığını dahi göze aldığını ortaya koyuyor. Önümüzdeki dönemde ABD ve İsrail'in bu uyarıyı nasıl yorumlayacağı ve buna karşılık nasıl adımlar atacağı, Ortadoğu'nun geleceği açısından belirleyici olacak.