ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, İran ile nükleer müzakerelerin yeniden başladığını duyurdu. Rubio, yaptığı açıklamada, Tahran yönetimiyle müzakere masasına oturduklarını ve sürecin olumlu ilerlediğini belirtti. Ancak İsrail'in İran'a yönelik saldırıları, müzakerelerin önündeki en büyük engel olarak gösteriliyor. Gelişme, uluslararası kamuoyunda büyük yankı uyandırırken, bölgedeki gerilimin düşürülmesine yönelik umutları artırdı.
Müzakere sürecinin detayları
Rubio, basın toplantısında, İran ile müzakerelerin bir süredir devam ettiğini ve tarafların karşılıklı beklentilerini dile getirdiğini ifade etti. ABD'nin İran'ın nükleer programına ilişkin endişelerini masaya yatırdığını söyleyen Rubio, “İran'ın nükleer silah geliştirmesine izin vermeyeceğiz. Bu konuda kararlıyız. Ancak diplomatik çözüm her zaman önceliğimizdir” dedi. ABD'li bakan, müzakerelerin henüz erken aşamada olduğunu ancak ilerleme kaydedildiğini vurguladı.
İsrail faktörü ve bölgesel gerilim
Müzakerelerin yeniden başlaması, İsrail'in İran'a yönelik askeri operasyonlarının gölgesinde gerçekleşiyor. İsrail, son haftalarda İran'ın askeri tesislerine ve nükleer altyapısına yönelik saldırılar düzenlemişti. Bu saldırılar, Tahran yönetiminin müzakere masasına oturma kararını etkileyen faktörler arasında sayılıyor. Uzmanlar, İsrail'in saldırılarının İran'ı müzakereye zorladığını ancak aynı zamanda güven sorununu derinleştirdiğini belirtiyor.
Bölgesel aktörlerin tepkileri
- Suudi Arabistan: Müzakereleri memnuniyetle karşıladı, bölgesel istikrar için önemli olduğunu vurguladı.
- Türkiye: Diyaloğu desteklediğini ancak İran'ın egemenlik haklarına saygı gösterilmesi gerektiğini belirtti.
- Rusya: Müzakerelerin BM Güvenlik Konseyi kararları çerçevesinde yürütülmesi çağrısı yaptı.
- Avrupa Birliği: Tarafları itidale davet ederek, nükleer anlaşmanın canlandırılması için çaba göstereceklerini açıkladı.
Tahran yönetimi ise müzakerelere temkinli yaklaşıyor. İran Dışişleri Bakanı, ABD'nin yaptırımları kaldırması ve İsrail'in saldırılarını durdurması halinde anlaşmaya hazır olduklarını söyledi. Öte yandan, İran'daki muhafazakâr kesim, ABD ile müzakerelere şiddetle karşı çıkıyor.
Geçmişten bugüne nükleer dosya
İran'ın nükleer programı, 2000'li yılların başından bu yana uluslararası ilişkilerin en sıcak gündem maddelerinden biri. 2015 yılında imzalanan Kapsamlı Ortak Eylem Planı (KOEP), İran'ın nükleer faaliyetlerini sınırlandırması karşılığında yaptırımların kaldırılmasını öngörüyordu. Ancak 2018'de ABD'nin anlaşmadan tek taraflı çekilmesi ve yeniden yaptırım uygulamaya başlaması süreci sekteye uğrattı. İran da 2019'dan itibaren anlaşma taahhütlerini askıya aldı ve uranyum zenginleştirme seviyesini yüzde 60'a çıkardı. Şimdi ise iki ülke yeniden müzakere masasında.
Sonuç olarak, İran ile ABD arasındaki nükleer müzakerelerin yeniden başlaması, Ortadoğu'da yeni bir diplomatik dönemin habercisi olabilir. Ancak İsrail'in askeri operasyonları ve taraflar arasındaki derin güvensizlik, sürecin önündeki en önemli engeller olarak duruyor. Bölgesel barış için atılan bu adımın kalıcı bir çözüme dönüşüp dönüşmeyeceği, önümüzdeki haftalarda yapılacak görüşmelerde netlik kazanacak. Uluslararası toplumun bu süreci yakından takip etmesi bekleniyor.