İran Meclis Başkanı ve Müzakere Heyeti Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf, İran ile İsrail arasında son dönemde yaşanan karşılıklı saldırıların ardındaki temel nedenlere ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. Kalibaf, gerilimin ana sebebinin, Gazze'deki ateşkesin sürekli ihlal edilmesi ve İran'a yönelik uygulanan deniz ablukası olduğunu belirtti. Bu açıklama, bölgedeki tansiyonun daha da yükseldiği bir dönemde geldi.
Ateşkes İhlalleri ve Deniz Ablukası
Kalibaf, Tahran'da düzenlediği basın toplantısında, İsrail'in Gazze'deki ateşkes anlaşmasını defalarca ihlal ettiğini ve bu durumun İran'ı harekete geçmeye zorladığını söyledi. “Ateşkesin sürekli ihlal edilmesi, Filistin halkına yönelik saldırıların durmaması ve İran'a uygulanan haksız deniz ablukası, İran'ın meşru müdafaa hakkını kullanmasına neden olmuştur” dedi. Deniz ablukasının İran'ın ticaretini ve enerji ihracatını hedef aldığını vurgulayan Kalibaf, bu durumun bölgesel istikrarsızlığı derinleştirdiğini ifade etti.
Karşılıklı Saldırıların Gerekçesi
İran Meclis Başkanı, son haftalarda İran ve İsrail arasında yaşanan askeri gerilimin arka planını da detaylandırdı. İran'ın, İsrail'in Suriye'deki İran hedeflerine yönelik saldırılarına misilleme yaptığını belirten Kalibaf, “İsrail, Tahran'ın diplomatik misyonlarına ve askeri danışmanlarına yönelik saldırılar düzenledi. Bu saldırılar, uluslararası hukukun açık ihlalidir. İran, egemenliğini korumak için gerekli adımları atmıştır” şeklinde konuştu. Kalibaf ayrıca, İran'ın nükleer programına yönelik tehditlerin de gerilimi tırmandırdığını sözlerine ekledi.
Bölgesel ve Küresel Yankılar
Kalibaf'ın açıklamaları, uluslararası toplumda geniş yankı uyandırdı. Birleşmiş Milletler ve ABD dahil birçok ülke, tarafları itidal çağrısında bulunurken, İran'ın bu çıkışı bölgede savaş endişelerini artırdı. Kalibaf, İran'ın diyaloğa hazır olduğunu ancak ulusal çıkarlarından taviz vermeyeceğini belirtti. “Biz barıştan yanayız, ancak hiçbir güç bize abluka ve tehdit dayatamaz” diyen Kalibaf, müzakere masasının açık olduğunu ancak İran'ın kırmızı çizgilerinin aşılmaması gerektiğini vurguladı.
İran-İsrail gerginliği, son yılların en yüksek seviyesine ulaşmış durumda. İki ülke arasındaki düşmanlık, 1979 İran İslam Devrimi'nden bu yana sürerken, son dönemde Suriye iç savaşı ve İran'ın nükleer programı gibi konular gerilimi tırmandıran başlıca faktörler oldu. Kalibaf'ın açıklamaları, Tahran'ın uzun süredir savunduğu “proaktif savunma” doktrinini bir kez daha ortaya koydu. Uzmanlar, bölgede sıcak bir çatışmanın çıkması halinde bunun sadece İran ve İsrail'i değil, tüm Ortadoğu'yu etkileyebileceği uyarısında bulunuyor.