İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf, ülkesinin şartları yerine getirilmediği ve ABD taahhütlerini uygulamadığı sürece Hürmüz Boğazı'nın açılmayacağını açıkladı. Kalibaf'ın bu açıklaması, Tahran'ın nükleer anlaşma müzakerelerinde ve yaptırımların kaldırılması konusunda somut adım beklediğini gösteriyor. Hürmüz Boğazı, dünya petrol arzının yaklaşık beşte birinin geçtiği kritik bir deniz yolu olarak küresel enerji piyasaları için hayati önem taşıyor.
Kalibaf'ın açıklamaları ve İran'ın talepleri
Kalibaf, yaptığı basın toplantısında, "Şartlarımız yerine getirilmediği sürece Hürmüz Boğazı açılmayacak" ifadesini kullandı. İran'ın talepleri arasında ABD'nin tek taraflı yaptırımları tamamen kaldırması, nükleer anlaşmaya geri dönmesi ve İran'a yönelik ekonomik baskıyı sonlandırması yer alıyor. Kalibaf, ABD'nin taahhütlerini yerine getirmediğini vurgulayarak, "Müzakere masasında samimi değiller. Eğer gerçekten anlaşmak istiyorlarsa, önce yaptırımları kaldırsınlar" dedi.
Hürmüz Boğazı, İran'ın Umman Körfezi'ne açılan kapısı olarak stratejik bir konumda bulunuyor. İran daha önce de zaman zaman boğazı kapatma tehdidinde bulunmuş, ancak bu tehditler genellikle diplomatik gerginlik dönemlerinde dile getirilmişti. Kalibaf'ın bu açıklaması, Tahran'ın elindeki en güçlü kozlardan birini yeniden masaya sürdüğünü gösteriyor.
Hürmüz Boğazı'nın küresel enerji piyasalarındaki yeri
Hürmüz Boğazı, Basra Körfezi'ni Umman Körfezi ve Arap Denizi'ne bağlayan dar bir geçit. Genişliği en dar yerinde yaklaşık 39 kilometre olan boğaz, dünya deniz yoluyla taşınan petrolün yaklaşık %20'sinin geçtiği bir koridor. Uluslararası Enerji Ajansı verilerine göre, 2023 yılında boğazdan günde yaklaşık 20 milyon varil petrol ve petrol ürünü geçti. Bu miktar, küresel petrol tüketiminin beşte birine denk geliyor.
Boğazın kapanması durumunda, başta Asya ülkeleri olmak üzere birçok ülke enerji tedarikinde ciddi sıkıntı yaşayacak. Çin, Hindistan, Japonya ve Güney Kore, Basra Körfezi petrolüne büyük ölçüde bağımlı. Ayrıca Suudi Arabistan, BAE, Kuveyt ve Irak gibi üreticiler de ihracatlarını bu yoldan gerçekleştiriyor. Dolayısıyla boğazın kapanması, küresel petrol fiyatlarında ani ve sert yükselişlere neden olabilir.
ABD-İran ilişkilerinde son durum
ABD ile İran arasındaki gerilim, 2018'de Washington'un nükleer anlaşmadan (JCPOA) çekilmesi ve yaptırımları yeniden uygulamaya koymasıyla arttı. İran, anlaşmadaki taahhütlerini kademeli olarak askıya aldı ve uranyum zenginleştirme faaliyetlerini hızlandırdı. Joe Biden yönetimi döneminde dolaylı müzakereler yapıldıysa da somut bir sonuç alınamadı. 2025 itibarıyla taraflar arasındaki görüşmeler zaman zaman kesintiye uğruyor.
İran, yaptırımların kaldırılması halinde petrol ihracatını artırabileceğini ve ekonomisini canlandırabileceğini belirtiyor. Ancak ABD, İran'ın nükleer programını sınırlandırması ve bölgesel faaliyetlerini durdurması konusunda ısrarcı. Kalibaf'ın son açıklaması, İran'ın bu konularda taviz vermeye yanaşmadığını gösteriyor.
Ekonomik yansımalar ve piyasa tepkileri
Kalibaf'ın açıklamasının ardından petrol fiyatlarında kısa süreli bir dalgalanma yaşandı. Brent petrol, açıklamanın hemen sonrasında varil başına 1,5 dolar artış gösterdi, ancak gün içinde dengelendi. Analistler, Hürmüz Boğazı'na yönelik herhangi bir fiili kapatma girişiminin petrol fiyatlarını varil başına 100 doların üzerine çıkarabileceğini öngörüyor.
Uzmanlar, İran'ın boğazı tamamen kapatmasının kendisi için de maliyetli olacağını belirtiyor. Zira İran'ın kendi petrol ihracatı da bu yolu kullanıyor. Ayrıca böyle bir adım, ABD ve müttefiklerinin askeri müdahalesini tetikleyebilir. Bu nedenle Tahran'ın daha çok psikolojik üstünlük sağlamak ve müzakere masasında elini güçlendirmek için bu kartı kullandığı değerlendiriliyor.
Bölgesel ve küresel aktörlerin pozisyonları
Suudi Arabistan ve BAE, Hürmüz Boğazı'nın açık kalmasının kendi ekonomik çıkarları için kritik olduğunu vurguluyor. Her iki ülke de alternatif boru hatları inşa ederek boğaza bağımlılığı azaltmaya çalışıyor. Örneğin, BAE'nin Fujairah limanına uzanan boru hattı, günlük 1,5 milyon varil kapasiteyle boğazı bypass ediyor. Suudi Arabistan ise Kızıldeniz'e uzanan hatlarla ihracatını çeşitlendiriyor.
ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), boğazın açık tutulması için bölgede güçlü bir deniz varlığı bulunduruyor. ABD donanması, düzenli olarak boğazdan geçiş yaparak seyrüsefer özgürlüğünü vurguluyor. İran ise zaman zaman ABD gemilerine yönelik taciz girişimlerinde bulunarak gerginliği artırıyor.
Çin ve Rusya, İran'a yönelik yaptırımlara karşı çıksa da boğazın kapanmasını istemiyor. Her iki ülke de enerji ithalatında bu yola bağımlı. Dolayısıyla diplomatik kanallardan tarafları itidale çağırıyor.
Sonuç ve beklentiler
İran'ın Hürmüz Boğazı kartını ne ölçüde kullanacağı, önümüzdeki dönemde yapılacak müzakerelere ve ABD'nin tutumuna bağlı. Kalibaf'ın açıklaması, Tahran'ın baskı altında geri adım atmayacağını ve elindeki imkanları kullanmaktan çekinmeyeceğini gösteriyor. Ancak boğazın fiilen kapatılması, bölgesel bir savaşa yol açabilecek riskler taşıyor. Bu nedenle İran'ın daha çok diplomatik bir mesaj verme amacında olduğu düşünülüyor. Yine de açıklama, küresel enerji piyasalarındaki kırılganlığı bir kez daha gözler önüne serdi.