İran hükümeti, ABD'nin 2015 tarihli nükleer anlaşmayı (JCPOA) ihlal ettiğini öne sürerek Hürmüz Boğazı'nı deniz trafiğine kapatma kararı aldığını açıkladı. Bu karar, dünya petrol arzının yaklaşık yüzde 20'sinin geçtiği stratejik su yolunu hedef alıyor. İran Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan yazılı açıklamada, "ABD'nin tek taraflı yaptırımları ve anlaşmaya aykırı adımları, İran'ı bu tedbiri almaya zorlamıştır" ifadelerine yer verildi. Kararın hemen ardından petrol fiyatları varil başına 3 dolar yükselirken, küresel piyasalarda belirsizlik hakim oldu.
Petrol Piyasalarında Sarsıntı
İran'ın bu hamlesi, küresel petrol arzında ciddi kesintilere yol açabilir. Hürmüz Boğazı, Suudi Arabistan, Irak, Kuveyt, Birleşik Arap Emirlikleri ve Katar gibi bölge ülkelerinin petrol ihracatı için kritik bir geçiş noktası. Uzmanlar, boğazın kapatılması durumunda petrol fiyatlarının 100 dolar seviyesinin üzerine çıkabileceğini belirtiyor. Enerji analisti Dr. Mehmet Yılmaz, "Bu, 1973 petrol krizine benzer bir etki yaratabilir. ABD ve müttefikleri derhal diplomatik girişimlerde bulunacaktır" dedi. Ham petrol fiyatları, haberin ardından Brent petrolde 75 dolara, ABD hafif ham petrolünde ise 71 dolara yükseldi.
Arka Plan: Nükleer Anlaşma ve Gerilim
2015 yılında imzalanan JCPOA, İran'ın nükleer programını sınırlandırması karşılığında yaptırımların kaldırılmasını öngörüyordu. Ancak ABD Başkanı Donald Trump'ın 2018'de anlaşmadan tek taraflı çekilmesi ve yaptırımları yeniden uygulamaya koymasıyla tansiyon yükseldi. Biden yönetimi anlaşmaya dönüş için müzakereler yürütse de henüz somut bir ilerleme sağlanamadı. İran, ABD'nin yaptırımları sürdürmesini anlaşmanın ihlali olarak değerlendiriyor. Bu durum, Basra Körfezi'ndeki askeri gerilimi de artırabilir; ABD Donanması bölgede devriyelerini sıklaştırdı.
Boğazın kapatılması, yalnızca enerji piyasalarını değil, küresel tedarik zincirlerini de etkileyebilir. Boğaz, aynı zamanda sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) sevkiyatı için de kullanılıyor. Avrupa ülkeleri, kış aylarında artan enerji talebi öncesinde bu durumu endişeyle izliyor. Askeri kaynaklar, İran'ın boğazı tamamen kapatmak yerine geçişleri kısıtlama veya denetimleri artırma gibi farklı yöntemler deneyebileceğini belirtiyor.
İran'ın kararı, bölgesel dengeleri de değiştirebilir. Suudi Arabistan ve BAE, alternatif boru hattı projelerini hızlandırmış olsa da mevcut altyapı Hürmüz'ün yerini alabilecek kapasitede değil. Körfez İşbirliği Konseyi ülkeleri, İran'ı uluslararası hukuku ihlal etmekle suçlarken, Rusya ve Çin ise itidalli bir tutum sergiliyor.
Jeopolitik risklerin yanı sıra, bu gelişme küresel ekonomik toparlanmayı da tehdit ediyor. Yüksek enerji maliyetleri, enflasyonu körükleyerek merkez bankalarının faiz kararlarını etkileyebilir. Dolar/TL kuru da dahil olmak üzere gelişmekte olan ülke para birimleri baskı altında kalabilir. Türkiye, enerji ithalatının büyük kısmını bu bölgeden yaptığı için gelişmeleri yakından takip ediyor.
Bağımsız değerlendirme: İran'ın bu hamlesi, müzakerelerde elini güçlendirmeye yönelik bir pazarlık taktiği olarak görülebilir. Ancak gerilimin tırmanması, bölgede sıcak çatışma riskini artırıyor. Kısa vadede boğazın tamamen kapatılması beklenmese de, bu tehdit bile küresel piyasalarda oynaklığı kalıcı hale getirebilir.