İran Meclisi Ulusal Güvenlik ve Dış Politika Komisyonu, stratejik öneme sahip Hürmüz Boğazı'ndan geçen gemilere yönelik hizmetler karşılığında ücret alınmasını öngören yasa teklifini kabul etti. Bu karar, dünya petrol arzının yaklaşık beşte birinin geçtiği kritik su yolunda ticaret maliyetlerini artırabileceği gerekçesiyle uluslararası piyasalarda endişe yarattı. Komisyon üyeleri, alınan ücretlerin boğazın güvenliği ve bakımı için kullanılacağını belirtirken, söz konusu düzenlemenin yürürlüğe girmesi için genel kurul onayı ve anayasa bekçiliği denetimi gerekiyor.
Ücret Tarifesi ve Uygulama Detayları
Komisyonun kabul ettiği maddeye göre, Hürmüz Boğazı'ndan geçiş yapan tüm ticari gemiler, sunulan seyrüsefer yardımı, güvenlik hizmetleri ve çevre koruma faaliyetleri karşılığında belirli bir ücret ödeyecek. Ücret miktarının, gemilerin tonajı ve yük türüne göre değişmesi planlanıyor. Yetkililer, bu gelirin öncelikle boğazdaki navigasyon sistemlerinin modernizasyonu, deniz kirliliğinin önlenmesi ve arama-kurtarma operasyonlarının finanse edilmesinde kullanılacağını vurguluyor.
Uzmanlar, böyle bir uygulamanın uluslararası hukukta tartışmalı olduğuna dikkat çekiyor. 1982 Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi'ne göre, transit geçiş serbestisi bulunan boğazlarda tek taraflı ücret talep edilmesi, serbest geçiş ilkesine aykırı olarak yorumlanabiliyor. Bu nedenle kararın, özellikle ABD, Çin ve AB ülkelerinin deniz ticaret filolarını etkileyebileceği ve diplomatik gerilimlere yol açabileceği belirtiliyor.
Küresel Enerji Piyasaları ve Bölgesel Etkiler
Hürmüz Boğazı, Basra Körfezi'nden dünya pazarlarına ulaşan petrol ve sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) sevkiyatının ana arteri konumunda. Günlük yaklaşık 20 milyon varil petrolün geçtiği bu su yolu, küresel enerji güvenliği açısından kritik bir öneme sahip. Alınacak geçiş ücretinin, petrol fiyatlarına yansıyabileceği ve tedarik zincirlerinde ek maliyetler oluşturabileceği ifade ediliyor.
Uluslararası Enerji Ajansı verilerine göre, boğazın kapatılması veya geçişin kısıtlanması durumunda küresel petrol arzında ciddi bir daralma yaşanabilir. Bu nedenle, İran'ın bu adımı, bölgedeki gerilimleri artırabilir. ABD ve bazı Batılı ülkeler daha önce İran'ın boğazı kapatma tehditlerine karşı savaş gemileriyle caydırıcılık mesajı vermişti. Bu nedenle yeni ücret uygulaması, uluslararası toplumda yaptırım tartışmalarını da beraberinde getirebilir.
İran hükümeti ise, bu düzenlemenin kendi karasularındaki hizmetlerin karşılığı olduğunu ve uluslararası hukuka uygun olduğunu savunuyor. Ülke ekonomisi üzerindeki yaptırım baskısını azaltmak isteyen Tahran yönetimi, boğazdan elde edilecek gelirin bütçeye önemli bir katkı sağlayacağını umuyor. Ancak bu adımın, İran'ın enerji ihracatını hedef alan mevcut yaptırımlarla etkileşimi ve uluslararası ticaret hukukundaki yansımaları, önümüzdeki dönemde yoğun şekilde tartışılacak gibi görünüyor.
İran'ın bu hamlesinin, bölgedeki deniz taşımacılığı şirketlerinin maliyetlerini artıracağı ve sigorta primlerine yansıyacağı tahmin ediliyor. Navlun fiyatlarındaki olası artış, ithalatçı ülkelerde enflasyonist baskıyı tetikleyebilir. Bu nedenle konu, yalnızca enerji piyasaları değil, küresel ticaretin geneli açısından da yakından izleniyor.