İran'da yıllardır devam eden ABD yaptırımları ve bölgesel savaşların ağırlaştırdığı ekonomik kriz, ülkedeki ilaç tedarik sistemini çökertti. Ülke genelinde yaklaşık 800 ilaçta ciddi kıtlık yaşanıyor. Kronik ve ağır hastalığı bulunan binlerce kişi, ihtiyaç duyduğu ilaçlara ulaşamıyor. İlaç fiyatlarındaki hızlı artış nedeniyle bazı hastalar doz aşımı veya yanlış kullanım gibi tehlikeli yollara başvuruyor.
İran hükümeti, ilaç kıtlığının başlıca nedeni olarak ABD'nin tek taraflı yaptırımlarını ve döviz kısıtlamalarını gösteriyor. Ancak yerel kaynaklar, yönetimdeki yolsuzluk ve kötü planlamanın da krizi derinleştirdiğini belirtiyor.
Kıtlığın Boyutları ve Etkileri
İran İlaç ve Gıda Takviyeleri Sendikası'nın verilerine göre, ülkede ruhsatlı ilaçların yaklaşık %20'si piyasada bulunamıyor. Bu oran, özellikle kanser, kalp hastalıkları, diyabet ve nadir görülen genetik hastalıkların tedavisinde kullanılan ilaçlarda daha da yüksek. Hastaneler, acil servislerde hayati önem taşıyan ilaçları temin etmekte zorlanıyor. Bazı eczaneler ise raflarında ilaç olmadığı için kapılarına "ilaç yok" yazmak zorunda kalıyor.
Kronik hastalar, hayati risk taşıyan durumlarla karşı karşıya. Örneğin, kalp hastaları düzenli kullandıkları tansiyon ilaçlarını bulamadıklarında felç veya kalp krizi riskiyle yaşıyor. Kanser hastaları ise kemoterapi ilaçlarına erişemedikleri için tedavileri yarıda kalıyor. Diyabet hastaları ise insülin bulmakta güçlük çekiyor ve kan şekeri seviyelerini kontrol edemiyor.
İlaç fiyatlarındaki artış, kıtlığı daha da vahim hale getiriyor. Bir kutu kanser ilacının fiyatı son bir yılda üç katına çıktı. Asgari ücretle çalışan bir işçi, aylık kazancının tamamını bir kutu ilaca vermek zorunda kalıyor. Bu durumda bazı hastalar ilaçlarını yarı dozda kullanıyor veya komşu ülkelerden kaçak yollarla temin etmeye çalışıyor. Ancak kaçak ilaçların sahte olma riski yüksek.
Yaptırımların Gölgesinde Sağlık Krizi
ABD'nin 2018'de İran'a yönelik yaptırımları yeniden uygulamaya koymasıyla birlikte, ilaç ve tıbbi malzeme tedariki büyük darbe aldı. Her ne kadar insani yardım malzemeleri yaptırımlardan muaf tutulsa da, bankacılık işlemlerine getirilen kısıtlamalar nedeniyle uluslararası ilaç şirketleri İran'a mal satmaya çekiniyor. Ödeme kanallarının kapanması, siparişlerin iptal edilmesine yol açıyor. Ayrıca, hammadde ithalatındaki zorluklar yerli ilaç üretimini de sekteye uğratıyor.
İran, ilaç ihtiyacının %97'sini yerli üretimle karşıladığını iddia etse de, bu üretim için gerekli hammaddelerin %70'i ithal ediliyor. Döviz kurlarındaki dalgalanma ve ödeme sorunları, hammadde teminini imkansız hale getiriyor. Sonuç olarak, yerli fabrikalar kapasitelerinin altında çalışıyor veya üretimi durduruyor.
Bölgesel savaşlar da krizi derinleştiriyor. İran'ın Suriye, Yemen ve Irak'taki askeri varlığı, ülke kaynaklarının önemli bir kısmının savunma harcamalarına ayrılmasına neden oluyor. Sağlık bütçesi her yıl reel olarak azalıyor. Ayrıca, savaş bölgelerinden gelen mülteciler, sağlık sistemine ek yük getiriyor.
Uluslararası yardım kuruluşları, İran'daki ilaç kıtlığına dikkat çekiyor ancak yaptırımlar nedeniyle etkili bir yardım ulaştırmakta zorlanıyor. Dünya Sağlık Örgütü, İran'a insani koridor açılması çağrısında bulunuyor. Ancak ABD yönetimi, yaptırımların sağlık sektörünü hedef almadığını savunarak çağrıları reddediyor.
Uzmanlar, mevcut durumun uzun vadede İran'da büyük bir halk sağlığı felaketine yol açabileceği uyarısında bulunuyor. İlaç kıtlığı sadece bireyleri değil, toplumun genel sağlığını da tehdit ediyor. Bulaşıcı hastalıkların yayılma riski artıyor, tedavi edilemeyen hastalıklar kronikleşiyor ve ölüm oranları yükseliyor. İran halkı, bir yandan ekonomik sıkıntılarla boğuşurken bir yandan da sağlık hizmetlerine erişimde büyük zorluk yaşıyor.
Bu tablo, uluslararası toplumun yaptırım politikalarını gözden geçirmesi gerektiğini gösteriyor. İlaç ve tıbbi malzeme gibi temel insani ihtiyaçların siyasi çatışmaların dışında tutulması, milyonlarca insanın hayatını kurtarabilir. Ancak mevcut jeopolitik dengeler göz önüne alındığında, kısa vadede bir çözüm umudu zayıf görünüyor. İran'daki hastalar ise her geçen gün daha da çaresizleşiyor.