ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), İran limanlarına yönelik deniz ablukasının yeniden başlatılmasıyla ilgili olarak, Basra Körfezi'nde iki geminin rotasını değiştirdiğini açıkladı. CENTCOM sosyal medya üzerinden yaptığı yazılı açıklamada, bu müdahalenin abluka operasyonlarının başlangıcı olduğunu belirtti. Açıklamada adı verilmeyen gemilerin, uluslararası sularda seyir halindeyken ABD Donanması tarafından durdurulduğu ve İran limanlarına gitmekten alıkonulduğu ifade edildi.
Gelişmeler ve detaylar
CENTCOM yetkilileri, ablukanın İran'ın uluslararası yaptırımları delme girişimlerine karşı bir önlem olduğunu vurguladı. "ABD, Tahran yönetiminin yasa dışı faaliyetlerini engellemek için kararlıdır" denilen açıklamada, deniz ticaretinin güvenliğini sağlamak adına bu tür operasyonların devam edeceği kaydedildi. İki geminin hangi ülkeye ait olduğu veya taşıdığı yük hakkında henüz resmi bir bilgi paylaşılmadı.
Beyaz Saray'dan yapılan kısa bir açıklamada, Başkan Biden'ın bu müdahaleyi onayladığı ve bölgedeki müttefiklerle koordinasyon içinde hareket edildiği belirtildi. İran Dışişleri Bakanlığı ise konuyla ilgili henüz resmi bir yorum yapmazken, devlet medyası ABD'yi "provokasyon" yapmakla suçlayan haberler yayımladı.
Arka plan ve bağlam
ABD, İran'a yönelik kapsamlı yaptırımlarını sürdürürken, deniz yoluyla yapılan ticaretin denetlenmesi sıklaştı. 2018'de nükleer anlaşmadan çekilmesinin ardından Washington, Tahran'ın petrol ihracatını sıfırlamayı hedeflemişti. Ancak son aylarda İran'ın Çin başta olmak üzere bazı ülkelere yasa dışı yollardan ham petrol sevkıyatını artırdığına dair istihbarat raporları ABD'yi harekete geçirdi. CENTCOM'un bu hamlesi, Basra Körfezi'ndeki seyrüsefer serbestisine müdahale anlamına gelmesi nedeniyle uluslararası hukuk açısından tartışma yaratabilir.
Bölgedeki gerginlik, Yemen'deki Husilerin Kızıldeniz'de ticari gemilere saldırılarıyla birleşince, ABD'nin deniz güvenliği stratejisini gözden geçirmesine neden oldu. İran'ın bu operasyonu kınayacağı ve karşılık vereceği öngörülüyor. Uzmanlar, tırmanışın kontrolden çıkmaması için diplomatik kanalların açık tutulması gerektiğini vurguluyor.