İran, ABD'nin nükleer müzakereler kapsamında kendilerine ilettiği son teklife ilişkin ek hususlar bulunduğunu ve bu ek unsurların karşı tarafa iletileceğini duyurdu. Açıklama, Tahran ile Washington arasında devam eden dolaylı görüşmelerde kritik bir aşamaya işaret ediyor. İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü, düzenlediği basın toplantısında, mevcut teklifin kapsamlı olmadığını ve bazı maddelerin netleştirilmesi gerektiğini belirtti.
Ek Hususlar Neleri Kapsıyor?
Sözcü, ek hususların özellikle yaptırımların kaldırılması takvimi, uranyum zenginleştirme düzeyi ve Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) ile işbirliğinin çerçevesi gibi konuları içerdiğini ifade etti. İran'ın, ABD'nin teklifinde yer alan bazı maddelerin belirsiz olduğunu ve bu belirsizliklerin giderilmesi gerektiğini savunduğu öğrenildi. Tahran, ayrıca ekonomik yaptırımların kademeli olarak kaldırılması yerine, anlaşmanın imzalanmasının ardından tüm yaptırımların derhal sona ermesini talep ediyor.
ABD tarafı ise İran'ın nükleer programında geri dönüşü olmayan adımlar atmasını ve zenginleştirme faaliyetlerini sınırlamasını istiyor. Washington, İran'ın ek şartlarının müzakereleri uzatabileceği endişesini taşıyor. Üst düzey bir ABD yetkilisi, "İran'ın yeni talepleri, süreci zorlaştırabilir ancak kapıyı kapatmıyor" değerlendirmesinde bulundu.
Müzakerelerin Arka Planı ve Tarafların Pozisyonları
İran ile ABD arasındaki dolaylı görüşmeler, 2021'den bu yana Avrupa Birliği'nin koordinatörlüğünde Viyana'da sürdürülüyor. Ancak son aylarda görüşmeler, İran'ın nükleer faaliyetlerini hızlandırması ve ABD'nin yeni yaptırımlar uygulaması nedeniyle tıkanma noktasına gelmişti. İran'ın son açıklaması, tarafların yeniden temas kurma çabası olarak yorumlanıyor.
İran, 2015'te imzalanan Kapsamlı Ortak Eylem Planı (KOEP) çerçevesinde uranyumu yüzde 3,67 oranında zenginleştirme hakkına sahipti. Ancak ABD'nin 2018'de anlaşmadan çekilmesinin ardından İran, zenginleştirme oranını yüzde 60'a kadar çıkardı. Batılı ülkeler, bu oranın silah üretimi için gereken yüzde 90'a çok yakın olduğunu vurguluyor. İran ise nükleer programının barışçıl olduğunu yineliyor.
Uzmanlar, İran'ın ek şartlarının müzakerelerde bir pazarlık kozu olarak kullanıldığını belirtiyor. Uluslararası kriz grubu analisti Ali Vaez, "İran, yaptırımların kaldırılmasında somut garantiler istiyor. ABD'nin ise İran'ın nükleer adımlarını geri almadan yaptırımları kaldırmaya yanaşmadığı görülüyor" dedi.
Ekonomik Yansımalar ve Piyasa Tepkisi
İran'ın açıklamasının ardından küresel petrol fiyatlarında hafif dalgalanma yaşandı. Brent petrol, gün içinde yüzde 0,5 değer kazandı. Analistler, müzakerelerin olumlu sonuçlanması halinde İran'ın petrol ihracatını artırabileceğini ve bunun arz üzerinde baskı oluşturabileceğini öngörüyor. İran'ın günlük petrol ihracatı, yaptırımlar nedeniyle 1 milyon varilin altına düşmüş durumda. Anlaşma sağlanırsa bu rakamın 2,5 milyon varile çıkabileceği tahmin ediliyor.
Türkiye, İran ile ticari ilişkileri açısından gelişmeleri yakından takip ediyor. İran, Türkiye'nin doğalgaz tedarikinde önemli bir ortak. Yaptırımların kalkması halinde iki ülke arasındaki ticaret hacminin 30 milyar dolara ulaşabileceği belirtiliyor. Ekonomi uzmanları, İran pazarının açılmasının Türk ihracatçıları için yeni fırsatlar yaratacağını ifade ediyor.
Sonraki Adımlar ve Beklentiler
İran'ın ek hususları karşı tarafa iletmesinin ardından ABD'nin nasıl bir yanıt vereceği merak konusu. Diplomatik kaynaklar, tarafların önümüzdeki günlerde yeniden bir araya gelebileceğini aktarıyor. Avrupa Birliği'nin koordinatörü Enrique Mora, görüşmelerin teknik düzeyde devam edeceğini ve tarafların siyasi irade göstermesi gerektiğini söyledi.
İran'ın ek şartları arasında, ABD'nin anlaşmadan tek taraflı çekilmesini engelleyecek bir mekanizma da bulunuyor. Tahran, yeni bir anlaşmanın BM Güvenlik Konseyi kararıyla desteklenmesini ve ABD'nin gelecekte yaptırım uygulamasını zorlaştıracak hükümler içermesini istiyor. ABD yönetimi ise bu tür bir taahhüdün egemenlik haklarını sınırlayacağını savunuyor.
Müzakerelerin başarısızlıkla sonuçlanması halinde İran'ın nükleer programını daha da ileri taşıması ve bölgesel gerilimin artması riski bulunuyor. İsrail, İran'ın nükleer silah edinmesine asla izin vermeyeceğini açıklamış durumda. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri de İran'ın nükleer kapasitesinden endişe duyuyor.
Sonuç olarak, İran'ın ek hususları karşı tarafa iletme kararı, diplomasi kanalının açık olduğunu gösteriyor. Ancak tarafların temel pozisyonlarındaki farklılıklar, kapsamlı bir anlaşmaya varılmasını zorlaştırıyor. Önümüzdeki haftalarda yapılacak görüşmeler, nükleer anlaşmanın geleceğini belirleyecek.