İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, ülkesinin ABD ile 17 Haziran'da imzaladığı mutabakat zaptına bağlı olduğunu belirtti. Pezeşkiyan, yaptığı yazılı açıklamada, anlaşmanın İran'ın ulusal çıkarlarına hizmet ettiğini ve karşılıklı yükümlülüklerin yerine getirilmesi gerektiğini vurguladı. Bu açıklama, iki ülke arasındaki diplomatik ilişkilerde yeni bir dönemin kapısını aralayabilir.
Mutabakatın Kapsamı ve İmza Süreci
17 Haziran'da imzalanan mutabakat zaptı, İran ve ABD arasında uzun süredir devam eden müzakerelerin bir sonucu olarak ortaya çıktı. Anlaşma, özellikle ekonomik yaptırımların kademeli olarak kaldırılması, nükleer programın denetimi ve bölgesel güvenlik konularını içeriyor. İran Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan, mutabakatın imzalanmasının ardından yaptığı ilk değerlendirmede, "Bu anlaşma, İran milletinin haklarını koruyan ve adil bir zeminde şekillenen bir metindir. Karşı tarafın da samimi adımlar atması halinde süreç ilerleyecektir" ifadelerini kullandı.
Mutabakat zaptının içeriğine ilişkin resmi detaylar henüz tam olarak kamuoyuyla paylaşılmadı. Ancak edinilen bilgilere göre, anlaşma kapsamında İran'ın petrol ihracatına yönelik kısıtlamaların hafifletilmesi ve dondurulan varlıklarının bir kısmının serbest bırakılması öngörülüyor. Buna karşılık İran, uranyum zenginleştirme faaliyetlerini belirli bir seviyede tutmayı ve Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (IAEA) ile daha sıkı işbirliği yapmayı taahhüt ediyor.
Pezeşkiyan'ın Açıklamaları ve Uluslararası Yansımalar
Pezeşkiyan, mutabakata bağlılık mesajını yinelerken, ABD tarafının da üzerine düşen sorumlulukları yerine getirmesi gerektiğini söyledi. "İran, imzaladığı her anlaşmaya sadıktır. Ancak tek taraflı beklentilerle hareket edilmesi süreci zehirler" diyen Pezeşkiyan, diplomatik kanalların açık tutulmasından yana olduklarını belirtti. İran liderinin bu açıklaması, ülke içindeki muhafazakâr kesimlerden karışık tepkiler aldı. Bazı gruplar anlaşmayı "teslimiyet" olarak nitelendirirken, reformistler ise ekonomik sıkıntıların hafifleyeceği umudunu dile getiriyor.
ABD yönetiminden henüz resmi bir açıklama gelmedi. Ancak Beyaz Saray Sözcüsü, geçtiğimiz günlerde yaptığı basın toplantısında, "İran'ın somut adımlar atmasını bekliyoruz. Mutabakat, karşılıklı güven tesis edilene kadar askıda kalabilir" demişti. Avrupa Birliği ve Rusya'dan ise anlaşmaya destek mesajları geldi. AB Dış İlişkiler Temsilcisi, "Bu mutabakat, Orta Doğu'da istikrar için bir fırsattır. Tüm tarafları yapıcı olmaya davet ediyoruz" ifadelerini kullandı.
Arka Plan: İran-ABD İlişkilerinde Kırılma Noktaları
İran ile ABD arasındaki ilişkiler, 1979 İslam Devrimi'nden bu yana inişli çıkışlı bir seyir izledi. 2015'te imzalanan nükleer anlaşma (JCPOA) ile başlayan yumuşama dönemi, 2018'de ABD'nin tek taraflı olarak anlaşmadan çekilmesiyle sekteye uğradı. Ardından uygulanan ağır yaptırımlar, İran ekonomisini derinden sarstı. Pezeşkiyan'ın geçen yıl göreve gelmesiyle birlikte diplomasiye ağırlık veren bir yaklaşım benimsendi. 17 Haziran mutabakatı, bu çabaların bir ürünü olarak değerlendiriliyor.
Uzmanlar, anlaşmanın kalıcı olması için ABD Kongresi'nin onayına ihtiyaç duyulabileceğini belirtiyor. Ayrıca İsrail'in anlaşmaya şiddetle karşı çıktığı ve bölgesel gerilimi tırmandırabileceği ifade ediliyor. İran'ın nükleer tesislerine yönelik olası bir askeri müdahale senaryosu, mutabakatın önündeki en büyük risklerden biri olarak gösteriliyor.
Önümüzdeki günlerde İran ve ABD heyetlerinin teknik düzeyde bir araya gelmesi bekleniyor. Mutabakatın uygulanma takvimi ve denetim mekanizmaları bu görüşmelerde netleşecek. Pezeşkiyan'ın açıklamaları, İran'ın masaya bağlı kaldığını gösterse de sürecin kırılgan olduğu ve karşılıklı adımlarla güçlendirilmesi gerektiği açık. Uluslararası toplum, anlaşmanın bölgesel barışa katkı sağlamasını umut ediyor; ancak geçmiş deneyimler, iyimserlik için temkinli olunması gerektiğini hatırlatıyor.