İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf, ABD'nin Hürmüz Boğazı'nın açılması için belirlenen 7 şartı yerine getirmemesi durumunda İran'ın güvenini kazanamayacağını açıkladı. Kalibaf'ın bu sözleri, Basra Körfezi'nde artan gerilim ve küresel petrol arzına ilişkin endişelerin ortasında geldi. Açıklama, Tahran'ın Washington'a yönelik sert tutumunu yansıtırken, enerji piyasalarında dalgalanma yaratabilecek nitelikte.
Hürmüz Boğazı'nda kriz ve 7 maddelik şart listesi
Kalibaf, yaptığı açıklamada Hürmüz Boğazı'nın açılması için ABD'nin yerine getirmesi gereken 7 şartı sıraladı. Bu şartlar arasında yaptırımların kaldırılması, İran'a yönelik askeri tehditlerin sona erdirilmesi ve bölgedeki askeri varlığın azaltılması gibi maddeler bulunuyor. İranlı yetkili, bu koşullar sağlanmadan ABD ile herhangi bir güven tesisinin mümkün olmadığını vurguladı. Hürmüz Boğazı, dünya petrol ticaretinin yaklaşık beşte birinin geçtiği kritik bir su yolu olma özelliği taşıyor. Son dönemde bölgede yaşanan gerginlikler, boğazın güvenliği konusunda uluslararası endişeleri artırmış durumda.
İran'ın bu açıklaması, ABD'nin bölgeye yönelik politikalarına doğrudan bir meydan okuma olarak yorumlanıyor. Kalibaf, "ABD, 7 şartı uygulamadıkça İran'ın güvenini kazanamaz" diyerek Tahran'ın tutumunun net olduğunu gösterdi. Uzmanlar, bu açıklamanın olası müzakereler öncesinde İran'ın elini güçlendirme hamlesi olarak değerlendiriyor.
Ekonomik yansımalar: Petrol fiyatları ve küresel piyasalar
Hürmüz Boğazı'na ilişkin her türlü gerilim, küresel enerji piyasalarını doğrudan etkiliyor. İran'ın sert açıklaması sonrası petrol fiyatlarında yukarı yönlü hareketlenme gözlemlendi. Analistler, boğazın kapanma ihtimalinin düşük olduğunu ancak söylemlerin bile piyasalarda oynaklığa yol açtığını belirtiyor. Dünya Bankası ve IMF gibi kuruluşlar, Orta Doğu'daki jeopolitik risklerin küresel ekonomik büyümeyi tehdit edebileceği uyarısında bulunmuştu.
ABD yönetimi ise henüz Kalibaf'ın açıklamalarına resmi bir yanıt vermedi. Ancak Beyaz Beyaz Saray'dan yapılan önceki açıklamalarda, İran'ın bölgedeki "yıkıcı faaliyetlerine" son vermesi gerektiği vurgulanmıştı. İki ülke arasındaki güven bunalımı, 2015 nükleer anlaşmasının ardından yaşanan süreçte daha da derinleşti.
Tarihsel bağlam ve olası sonuçlar
Hürmüz Boğazı, uzun yıllardır İran ile Batılı ülkeler arasında bir güç gösterisi alanı olarak öne çıkıyor. İran, sık sık boğazı kapatma tehdidinde bulunarak ABD'nin yaptırımlarına karşılık veriyor. 2018'de ABD'nin nükleer anlaşmadan çekilmesi ve yaptırımları yeniden uygulamaya koyması, ilişkilerdeki güveni büyük ölçüde sarstı. İran, yaptırımların kaldırılmasını ve ABD'nin bölgedeki askeri varlığını azaltmasını talep ediyor. Kalibaf'ın 7 maddelik şart listesi, bu taleplerin somut bir ifadesi olarak görülebilir.
Bölge uzmanları, İran'ın bu çıkışının iç siyasette de yankı bulduğunu belirtiyor. Meclis Başkanı'nın sert söylemi, ülke içindeki muhafazakâr tabana hitap ederken, hükümetin müzakere masasında elini güçlendirmeyi amaçlıyor. Öte yandan, ABD'nin olası bir yanıtı merakla bekleniyor. Washington'ın şartları kabul etmesi kısa vadede olası görünmüyor; ancak diplomatik kanalların açık tutulması, tansiyonun daha fazla yükselmesini engelleyebilir.
Sonuç olarak, İran'ın Hürmüz Boğazı üzerinden yürüttüğü politika, küresel enerji güvenliği açısından kritik bir eşikte. Kalibaf'ın açıklamaları, ABD ile İran arasındaki güven açığının ne denli büyük olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi. Bölgede artan askeri hareketlilik ve karşılıklı suçlamalar, önümüzdeki günlerde daha fazla dalgalanmaya işaret ediyor. Türkiye gibi bölge ülkeleri ise istikrarın korunması için diplomatik çabalara ağırlık verilmesi gerektiğini savunuyor.