ABD Başkanı Donald Trump'ın yakında imzalanacağını duyurduğu ABD-İran mutabakat zaptı, Hürmüz Boğazı'nın derhal ve geçiş ücreti alınmadan yeniden açılmasını öngörüyor. Kaynaklara göre, İran'ın şartlara uyması koşuluyla yaptırımların hafifletilmesi de planlanıyor. Anlaşma, bölgesel gerilimi düşürmeyi ve küresel enerji akışını güvence altına almayı hedefliyor.
Mutabakatın kapsamı ve şartları
Mutabakat zaptı, Hürmüz Boğazı'nın uluslararası deniz hukukuna uygun şekilde serbest geçişe açılmasını temel madde olarak içeriyor. Buna göre, İran herhangi bir geçiş ücreti talep etmeyecek ve boğazda ticari gemilere yönelik müdahaleleri sonlandıracak. Karşılığında, ABD ve müttefikleri, İran'a uygulanan bazı ekonomik yaptırımları kademeli olarak kaldırmayı taahhüt ediyor. Özellikle petrol ve petrokimya ihracatına yönelik kısıtlamaların hafifletilmesi bekleniyor.
Uygulama takvimi ve denetim mekanizması
Anlaşmanın imzalanmasının ardından, Hürmüz Boğazı'ndaki serbest geçişin 48 saat içinde başlaması planlanıyor. Yaptırım hafifletmesi ise İran'ın taahhütlerine uyumu doğrultusunda aylık dilimler halinde uygulanacak. Denetim, Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) ve Birleşmiş Milletler gözlemcileri tarafından yapılacak. İran'ın nükleer faaliyetlerine ilişkin ek protokollerin de gündemde olduğu belirtiliyor.
Bölgesel ve küresel etkiler
Hürmüz Boğazı, dünya petrol arzının yaklaşık beşte birinin geçtiği stratejik bir su yolu. Geçen yıl İran'ın geçiş ücreti uygulaması ve bazı gemilere el koyması, küresel petrol fiyatlarında yüzde 15'e varan artışlara yol açmıştı. Anlaşma, enerji piyasalarında istikrar sağlamanın yanı sıra, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi Körfez ülkelerinin de güvenlik endişelerini azaltacak.
Türkiye açısından ise anlaşma, enerji ithalat maliyetlerini düşürebilir. Türkiye, petrol ihtiyacının önemli bir kısmını Körfez ülkelerinden ve İran'dan karşılıyor. Boğazın güvenliği aynı zamanda Türk bandıralı gemilerin ticaret rotasını da etkiliyor.
Anlaşmaya ilişkin belirsizlikler bulunuyor. İran'ın muhafazakar kanadı, yaptırımların hafifletilmesine rağmen ülkenin egemenliğine aykırı maddeler olduğunu savunuyor. ABD'de ise Kongre'nin bazı üyeleri, anlaşmanın İran'ın bölgesel faaliyetlerini sınırlamadığı gerekçesiyle eleştiriyor.
Önümüzdeki günlerde tarafların teknik heyetleri bir araya gelerek anlaşmanın ayrıntılarını netleştirecek. İmza töreninin Cenevre veya Viyana'da yapılması bekleniyor. Bu gelişme, 2015 nükleer anlaşmasının ardından ABD-İran ilişkilerinde ikinci büyük diplomatik adım olarak tarihe geçebilir.