ABD ordusunun 2003 yılında kimyasal silah bulunduğu iddiasıyla başlattığı Irak işgali, 23 yılın ardından resmen sona erdi. Amerikan askerlerinin ülkeden çekilmesiyle birlikte geride en az 200 bin sivilin hayatını kaybettiği, milyonlarca insanın yerinden edildiği ve ülkenin büyük bölümünün altyapısının çöktüğü bir enkaz kaldı. İşgal, Irak'ta mezhep çatışmalarını körükleyerek bölgesel istikrarsızlığın fitilini ateşledi.
Kimyasal Silah Yalanı ve İşgalin Başlangıcı
ABD yönetimi, 2003 yılında Irak'ın kitle imha silahlarına sahip olduğunu ve bu silahların uluslararası güvenlik için tehdit oluşturduğunu öne sürdü. Dönemin ABD Dışişleri Bakanı Colin Powell, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nde yaptığı sunumda sözde kanıtlar paylaştı. Ancak savaş sonrası yapılan kapsamlı araştırmalar, Irak'ta hiçbir kimyasal veya biyolojik silah bulunmadığını ortaya koydu. Bu yalan, işgalin hukuki ve ahlaki temelini çürüttü.
20 Mart 2003'te başlayan bombardıman ve kara harekâtı, kısa sürede Bağdat'ın düşmesiyle sonuçlandı. Saddam Hüseyin rejimi devrildi, ancak işgalin ardından ülkede güvenlik boşluğu oluştu. ABD'nin Irak ordusunu ve devlet kurumlarını dağıtma kararı, yüz binlerce silahlı askerin işsiz kalmasına ve isyancı gruplara katılmasına zemin hazırladı.
İsyan, Terör ve İç Savaş: 200 Bin Sivil Can Kaybı
İşgalin ilk yıllarında ABD güçlerine yönelik saldırılar hızla arttı. El Kaide gibi terör örgütleri Irak'ta yuvalanarak eylemlerini yoğunlaştırdı. 2006'da El Kaide lideri Ebu Musab el-Zerkavi'nin öldürülmesi, şiddeti azaltmadı; aksine mezhep çatışmaları Sünni ve Şii topluluklar arasında iç savaşa dönüştü. 2006-2007 yıllarında başkent Bağdat'ta her gün onlarca ceset sokaklara atılıyordu.
Bağımsız araştırma kuruluşları ve insan hakları örgütlerinin derlediği verilere göre, doğrudan çatışmalar ve bombalı saldırılar sonucu en az 200 bin sivil hayatını kaybetti. Bu rakama, altyapı çöküşü, sağlık hizmetlerine erişim eksikliği ve yerinden edilme nedeniyle hayatını kaybedenler dahil değil. Bazı tahminler toplam sivil ölümlerini 500 bine kadar çıkarıyor. Milyonlarca Irak vatandaşı ise ülke içinde veya komşu ülkelerde mülteci konumuna düştü.
ABD Çekilmesi ve Bölgesel Sonuçlar
ABD askerlerinin kademeli çekilmesi 2011'de başladı ancak DEAŞ'ın ortaya çıkışıyla 2014'te yeniden müdahale gerekli görüldü. DEAŞ, işgal sonrası oluşan kaos ortamında güç kazandı ve Irak'ın üçte birini ele geçirdi. ABD öncülüğündeki koalisyon, 2017'ye kadar süren yoğun operasyonlarla örgütü geriletti, fakat Irak'ta istikrar bir türlü sağlanamadı. Nihayet 2026 itibarıyla ABD'nin Irak'taki askeri varlığı fiilen sona erdi.
İşgalin bölgesel yansımaları da ağır oldu. Irak'taki mezhep çatışmaları Suriye iç savaşını tetikledi, İran'ın bölgedeki nüfuzu arttı ve petro-dolar dengesi sarsıldı. Irak'ın petrol zengini kuzey bölgelerinde bağımsızlık referandumu gibi krizler yaşandı. Ülke ekonomisi hâlâ toparlanamadı; işsizlik ve yoksulluk had safhada.
Geride Kalan Enkaz ve Hesap Sorma Tartışmaları
Irak'ta 23 yıllık işgalin bilançosu yalnızca can kaybıyla sınırlı değil. Ülkenin eğitim, sağlık ve enerji altyapısı büyük ölçüde tahrip oldu. Kültürel miras yağmalandı, arkeolojik eserler kaçakçılık yoluyla yurtdışına çıkarıldı. Irak halkı, işgalin yol açtığı yıkım için uluslararası mahkemelerde hesap sorulmasını talep ediyor. Ancak bugüne kadar ne ABD yönetimi ne de işgale katılan diğer ülkeler hukuki bir yaptırımla karşılaştı.
ABD'nin Irak işgali, 21. yüzyılın en tartışmalı askeri müdahalelerinden biri olarak tarihe geçti. Savaşın gerekçesi olan kimyasal silahlar hiç bulunamadı; buna karşılık yüz binlerce sivil öldü, milyonlarca insan evsiz kaldı ve Ortadoğu'nun siyasi haritası altüst oldu. Irak, bugün hâlâ işgalin yaralarını sarmaya çalışırken, uluslararası toplumun bu tür müdahalelerden ders çıkarıp çıkarmadığı ise belirsizliğini koruyor.