İngiliz düşünce kuruluşu Kamu Politikası Araştırma Enstitüsü (IPPR), İngiltere'nin ekonomik refahını, güvenliğini ve demokrasisini koruyabilmesi için Avrupa Birliği'ne (AB) yeniden katılmayı orta vadeli bir hedef olarak belirlemesi gerektiğini bildirdi. Enstitü tarafından yayımlanan raporda, Brexit sonrası dönemde İngiltere-AB ilişkilerinin mevcut çerçevesinin yetersiz kaldığı ve ülkenin uzun vadeli çıkarları için daha yakın bir entegrasyonun şart olduğu vurgulandı.
Ekonomik refah için AB pazarına erişim kritik
IPPR uzmanları, İngiltere'nin AB'nin tek pazarından ayrılmasının ticaret hacmini daralttığını, yatırımları olumsuz etkilediğini ve işletmeler için ek maliyetler yarattığını belirtiyor. Rapora göre, AB'ye yeniden üyelik ya da en azından gümrük birliği ve tek pazar erişimini içeren daha derin bir işbirliği, İngiltere'nin ekonomik büyümesini destekleyecek ve küresel rekabet gücünü artıracak. Enstitü, mevcut Ticaret ve İşbirliği Anlaşması'nın (TCA) yarattığı bürokrasinin KOBİ'ler üzerinde orantısız bir yük oluşturduğunu da vurguluyor.
Raporda, İngiltere'nin AB düzenleyici çerçevesinden uzaklaşmasının yalnızca ticaret engelleri yaratmakla kalmadığı, aynı zamanda finansal hizmetler, veri akışı ve profesyonel hizmetler gibi alanlarda da belirsizlik yarattığı ifade ediliyor. IPPR, orta vadede AB ile düzenleyici uyumun yeniden tesis edilmesinin, İngiliz şirketlerinin Avrupa pazarına sorunsuz erişimini sağlayacağını savunuyor.
Güvenlik ve demokrasi boyutu
Enstitü, meselenin yalnızca ekonomiyle sınırlı olmadığını, aynı zamanda güvenlik ve demokrasiyle de doğrudan bağlantılı olduğunu belirtiyor. Rapora göre, İngiltere'nin AB'nin adalet ve içişleri mekanizmalarının dışında kalması, sınır güvenliği, organize suçla mücadele ve terörle mücadelede işbirliğini zayıflatıyor. IPPR, Europol ve Eurojust gibi kurumlarla daha yakın çalışmanın İngiltere'nin güvenliğine katkı sağlayacağını ifade ediyor.
Ayrıca, demokratik değerler ve hukukun üstünlüğü açısından AB üyeliğinin, İngiltere'nin uluslararası alanda norm koyucu bir aktör olarak konumunu güçlendireceği savunuluyor. Raporda, AB'nin temel haklar ve çevre standartları gibi alanlardaki düzenlemelerinin, İngiltere'de de benzer standartların korunmasına yardımcı olacağı belirtiliyor.
Siyasi gerçeklik ve kamuoyu
IPPR'nin önerisi, İngiltere'de Brexit sonrası siyasi iklimde tartışma yaratması beklenen bir adım. Ana akım siyasi partiler, özellikle 2016 referandumunun sonuçlarına saygı gösterilmesi gerektiğini savunuyor ve yeniden üyelik konusunda temkinli bir dil kullanıyor. Ancak son dönemde yapılan anketler, kamuoyunda AB ile ilişkilerin yeniden düzenlenmesine yönelik desteğin arttığını gösteriyor. IPPR, bu nedenle orta vadeli bir strateji izlenmesini ve toplumsal diyaloğun güçlendirilmesini öneriyor.
Enstitü, hükümete AB ile ilişkilerde daha yapıcı bir yaklaşım benimsemesi ve özellikle genç nesillerin görüşlerini dikkate alması çağrısında bulunuyor. Raporda, İngiltere'nin AB'ye yeniden katılımının bir gecede gerçekleşemeyeceği, ancak uzun vadeli bir yol haritasının çizilmesi gerektiği vurgulanıyor.
Arka plan ve bağlam
İngiltere, 2020'de AB'den resmen ayrıldı ve 2021'de Ticaret ve İşbirliği Anlaşması yürürlüğe girdi. O tarihten bu yana, ticaret akışlarında düşüş, işgücü eksikliği ve Kuzey İrlanda protokolüne ilişkin sorunlar yaşandı. IPPR'nin raporu, bu sorunlara kalıcı bir çözüm arayışı olarak değerlendiriliyor. Enstitü, AB'ye yeniden üyeliğin yanı sıra, alternatif olarak gümrük birliği ve tek pazar üyeliği gibi ara formüllerin de değerlendirilmesi gerektiğini belirtiyor.
Rapor, İngiltere'nin ekonomik büyüme, verimlilik ve uluslararası ticaret performansında son yıllarda yaşanan durgunluğa dikkat çekiyor. IPPR'ye göre, AB ile daha yakın bir entegrasyon, bu eğilimin tersine çevrilmesi için en etkili araçlardan biri olabilir. Ancak enstitü, bunun bir dayatma değil, demokratik tartışma ve müzakere süreciyle şekillenmesi gerektiğinin altını çiziyor.