İngiltere ve Kanada, son dönemde Siyonizm karşıtlığını resmi bir ideolojik pozisyon olarak ilan eden ülkeler arasında öne çıkıyor. 7 Ekim 2023’te Hamas’ın İsrail’e yönelik saldırısı ve ardından İsrail’in Gazze’ye düzenlediği askeri operasyonlar, Batı ülkelerinde Siyonizm karşıtlığı ile Yahudi karşıtlığını birbirinden ayrıştıran bir süreci hızlandırdı. Bu ayrışma, İngiltere, Almanya, Fransa ve ABD’de İsrail ve Yahudilerin merkezinde yer aldığı gelişmeleri anlamak için kritik bir zıtlık oluşturuyor.
Siyonizm Karşıtlığı ve Yahudi Karşıtlığı Arasındaki Fark
Siyonizm, 19. yüzyılın sonlarında Theodor Herzl öncülüğünde ortaya çıkan ve Yahudilerin tarihi vatanlarında egemen bir devlet kurma amacını taşıyan bir siyasi harekettir. Yahudi karşıtlığı ise Yahudilere yönelik ırkçı, dini veya etnik nefreti ifade eder. Uzun süre bu iki kavram birbirine karıştırıldı; ancak 7 Ekim sonrası yaşananlar, Siyonizm’e yönelik eleştirilerin Yahudi düşmanlığından bağımsız ele alınabileceğini gösterdi. İngiltere ve Kanada’da hükümetler, Siyonizm karşıtlığını bir ideolojik tehdit olarak tanımlarken, aynı zamanda Yahudi toplumuna yönelik nefret suçlarına karşı önlemler alıyor. Bu ikili tutum, Batı’da yeni bir siyasi hat oluşturuyor.
İngiltere’nin Tutumu
İngiltere’de İşçi Partisi lideri Keir Starmer, 2023 sonunda yaptığı açıklamada Siyonizm karşıtlığının partide hoş görülmeyeceğini belirtti. Hükümet, 2024 başında yaptığı düzenlemeyle Siyonizm karşıtı grupların kamu fonlarından yararlanmasını kısıtladı. Ayrıca üniversitelerde Siyonizm karşıtı protestoları “nefret söylemi” kapsamına alan yasal düzenlemeler gündeme geldi.
Kanada’nın Tutumu
Kanada Başbakanı Justin Trudeau, 2024’te yaptığı konuşmada “Siyonizm karşıtlığı, modern antisemitizmin bir biçimidir” dedi. Kanada hükümeti, Siyonizm karşıtı görüşleri savunan kuruluşlara yönelik denetimleri artırdı. Ayrıca Kanada, İsrail ile diplomatik ilişkilerini güçlendirirken, Filistin yanlısı gösterilere katılanlara yönelik vize kısıtlamaları getirdi.
Almanya ve Fransa’daki Benzer Gelişmeler
Almanya’da hükümet, Siyonizm karşıtlığını anayasaya aykırı bir tutum olarak tanımladı ve 2024’te Siyonizm karşıtı dernekleri yasakladı. Fransa’da ise İçişleri Bakanlığı, Siyonizm karşıtı eylemleri “radikal İslamcılık” kapsamında değerlendirerek sıkı takibe aldı. ABD’de ise Temsilciler Meclisi, 2024’te Siyonizm karşıtlığını “nefret söylemi” olarak kınayan bir karar tasarısını kabul etti. Bu adımlar, Batı’nın İsrail’e verdiği desteği ideolojik bir zemine oturtma çabası olarak yorumlanıyor.
7 Ekim Sonrası Değişen Paradigma
7 Ekim 2023’ten önce çok az kişi Batı ülkelerinin Siyonizm karşıtlığını açıkça hedef alacağını tahmin ediyordu. Hamas’ın saldırısı ve İsrail’in Gazze’deki operasyonları, küresel kamuoyunda Filistin yanlısı hareketleri güçlendirirken, Batı hükümetleri bu hareketleri Siyonizm karşıtlığı üzerinden bastırmaya yöneldi. Bu politikalar, ifade özgürlüğü ile nefret söylemi arasındaki sınırı yeniden tartışmaya açtı. Özellikle üniversitelerde ve sosyal medyada Siyonizm karşıtı söylemlerin yasaklanması, akademik özgürlük ve demokratik haklar açısından endişe yaratıyor.
İngiltere ve Kanada’nın bu tutumu, Yahudi karşıtlığıyla mücadele adı altında Siyonizm eleştirisini susturma girişimi olarak eleştiriliyor. Ancak bu ülkeler, Siyonizm’in bir siyasi ideoloji olduğunu ve eleştirilebileceğini kabul etmekle birlikte, bu eleştirinin Yahudi nefretine dönüşmemesi gerektiğini savunuyor. İki kavram arasındaki ayrımın netleşmesi, önümüzdeki dönemde Batı siyasetinin en karmaşık başlıklarından biri olmaya aday.