İngiltere hükümeti, işgal altındaki Filistin topraklarındaki yasa dışı İsrail yerleşimlerine yönelik ticaret yasağını genişleterek Doğu Kudüs ve Golan Tepeleri'ni de kapsam altına aldı. Daha önce yalnızca Batı Şeria'daki yerleşimlerden gelen ürünleri hedef alan kısıtlama, şimdi bu iki bölgeyi de içerecek. Kararın 6 ila 9 ay içinde yürürlüğe girmesi öngörülüyor. İngiltere, bu adımla uluslararası hukuka aykırı yerleşim faaliyetlerine karşı tutumunu sertleştirmiş oluyor.
Yasağın Kapsamı ve Zaman Çizelgesi
İngiltere'nin yeni düzenlemesi, Doğu Kudüs ve Golan Tepeleri'nde üretilen veya bu bölgelerden ihraç edilen mallara yönelik ticari kısıtlamalar getiriyor. Böylece İngiliz şirketlerinin bu bölgelerdeki yasa dışı yerleşimlerle ticari ilişki kurması yasaklanacak. Uygulamanın kademeli olarak 6-9 aylık bir süreçte hayata geçirilmesi planlanıyor; bu süre, işletmelerin mevcut sözleşmelerini ve tedarik zincirlerini uyumlu hale getirmesi için tanınıyor.
İngiltere Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada, kararın uluslararası hukuka ve Birleşmiş Milletler kararlarına uygun olduğu vurgulandı. Açıklamada, "İsrail'in 1967'den bu yana işgal altında tuttuğu topraklardaki yerleşim faaliyetleri uluslararası hukuka aykırıdır ve iki devletli çözümü baltalamaktadır" ifadelerine yer verildi. Yasağın, yerleşimlerin ekonomik sürdürülebilirliğini zayıflatmayı ve İsrail'i uluslararası hukuka uymaya teşvik etmeyi amaçladığı belirtiliyor.
Uluslararası Hukuk ve Yerleşimlerin Statüsü
Doğu Kudüs, 1967 Altı Gün Savaşı'nda İsrail tarafından işgal edilmiş ve 1980'de tek taraflı olarak ilhak edilmişti. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin 478 sayılı kararı bu ilhakı geçersiz saymıştı. Golan Tepeleri ise Suriye toprağı olup 1967'de işgal edilmiş, 1981'de İsrail tarafından ilhak edilmişti. BM Güvenlik Konseyi'nin 497 sayılı kararı da bu ilhakı tanımamıştı. Uluslararası toplumun büyük çoğunluğu bu bölgeleri işgal altındaki topraklar olarak kabul ediyor. İngiltere'nin son adımı, bu statüye uygun bir ticari yaptırım mekanizması oluşturuyor.
İngiltere, daha önce Aralık 2020'de Avrupa Birliği'nden ayrıldıktan sonra kendi ticaret politikasını belirleme yetkisini kullanarak Batı Şeria'daki yerleşim ürünlerine yönelik yasağı sürdürmüştü. Şimdi bu yasağın coğrafi kapsamı genişletiliyor. Karar, İngiltere'nin İsrail ile olan ticari ilişkilerinde önemli bir dönüm noktası olarak değerlendiriliyor. İngiltere, İsrail'in en büyük ticaret ortaklarından biri olmasa da bu adım sembolik ve politik açıdan ağırlık taşıyor.
Tepkiler ve Olası Yansımalar
İsrail hükümeti karara sert tepki gösterdi. İsrail Dışişleri Bakanlığı, "Bu karar, İsrail'in egemenlik haklarına saygısızlıktır ve barış sürecine zarar verir" açıklamasını yaptı. İsrail, Doğu Kudüs ve Golan Tepeleri'ni kendi toprağı olarak görüyor ve bu bölgelerdeki yerleşimleri yasa dışı kabul etmiyor. İsrail, İngiltere'yi müttefiklik ilişkilerini gözden geçirmeye çağırdı.
Filistin yönetimi ise kararı memnuniyetle karşıladı. Filistin Dışişleri Bakanı Riyad el-Maliki, "İngiltere'nin bu adımı, uluslararası hukukun üstünlüğüne duyulan saygının bir göstergesidir. Diğer ülkeleri de benzer adımlar atmaya davet ediyoruz" dedi. Filistin yanlısı gruplar, kararın yerleşim ürünlerine yönelik boykot hareketini güçlendireceğini belirtiyor.
Uzmanlar, İngiltere'nin bu hamlesinin Avrupa Birliği ve diğer Batılı ülkeler üzerinde baskı oluşturabileceğini söylüyor. AB, halihazırda yerleşim ürünlerinin etiketlenmesi konusunda adımlar atmıştı; ancak tam bir ticaret yasağı uygulamıyor. İngiltere'nin kararı, İrlanda, İspanya ve Belçika gibi ülkelerde benzer düzenlemelerin önünü açabilir. Öte yandan, ABD yönetimi henüz resmi bir açıklama yapmadı; ancak Washington'ın İsrail'e yönelik eleştirileri son dönemde artmış durumda.
Ticari Etkiler ve Gelecek Perspektifi
İngiltere'nin İsrail ile ticaret hacmi yıllık yaklaşık 5 milyar dolar civarında. Doğu Kudüs ve Golan Tepeleri'nden yapılan ihracatın bu hacim içindeki payı düşük olsa da, yasağın sembolik etkisi büyük. Yerleşim ürünleri arasında tarım ürünleri, kozmetik, şarap ve teknoloji bileşenleri yer alıyor. İngiliz şirketlerinin bu ürünleri tedarik etmekten kaçınması, yerleşim ekonomisini olumsuz etkileyebilir. Ayrıca, yasağa uymayan şirketlere yönelik yaptırımların nasıl uygulanacağı merak konusu.
İngiltere'nin kararı, İsrail-Filistin çatışmasında uluslararası toplumun tutumunda bir kayma olarak yorumlanıyor. Son yıllarda birçok ülke, yerleşim ürünlerine yönelik kısıtlamaları artırmıştı. İngiltere'nin bu adımı, iki devletli çözümün canlandırılması çabalarına katkı sağlayabilir. Ancak, kararın uygulanması sırasında karşılaşılacak hukuki ve siyasi engeller de göz ardı edilmemeli. İngiltere'nin bu hamlesi, diğer ülkeler için bir emsal teşkil edebilir ve İsrail'in yerleşim politikaları üzerinde baskıyı artırabilir. Önümüzdeki aylarda benzer adımların gelip gelmeyeceği, uluslararası diplomasinin seyrini belirleyecek.